Şimdi haberler

Dün haber sitelerine düşen bir haber ne zamandır üzerinde durmak istediğim bir konuyu aklıma getirdi. Okumaya üşenenlere haberi kısaca özetleyelim:

Dayı ayıyı döverse haber olmaz ama ayı dayıyı döverse haber olur.

Hindistan’da üç arkadaş ava çıkar, “ava giden avlanır” demişler. Üç kafadarın karşısına siyah bir ayı çıkar. Avcılardan biri panikler ve kaçamaz, kendini savunmaya kalksa da ayı tarafından bir güzel pataklanır. Bunları nereden mi biliyoruz? Oradan geçmekte olan bir ajans fotoğrafçısı basmış deklanşöre. “Saldırıyı kare kare” görüntülemiş.

Haber hayattan eder

Kevin Carter, foto muhabiri. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafı çekiyor. Eserini dünyaya göstermek için işini yapar yapmaz, oradan uzaklaşıyor. Açlıktan sürünen küçük kızın akıbeti bilinmiyor. Carter, ödül aldığı o fotoğrafı çektikten üç ay sonra intihar ediyor “ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığına” bir not bırakarak.

Üzülmeyin, gün gelecek herkes haber olacak.

Bir televizyon kanalının muhabiri işini yaparken eğiliyor ve iç çamaşırı görünüyor. Bir diğer meslektaşı o anı “sabit”liyor ve gazetesinde “Muhabirin iş kazası” diye haber yapıyor. Zamanında epey tartışılmıştı bu mevzu. Hürriyet gazetesinin sitesinde haberin fotoğrafı kaldırılmıştır. Sevindirici bir gelişme.
Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter.

Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter

Efendim, ben sayısı iki elin parmaklarını az biraz geçen Anadolu İletişim Meslek Liselerinden birinde edebiyat muallimiyim. Okullardaki merasimler, müsamereler, törenler edebiyat muallimlerinin üzerine yıkılmıştır. Geçen 10 Kasım’da bir tören tertip ettik Ata’yı anmak için. Şiirler, konuşmalar, Ata’nın sevdiği şarkılar… Talebelerimize vazifelerini taksim ettik, bir gün evvelinden provasını yaptık. “Sizler iletişim okuyorsunuz, töreni kaydedin, fotoğraflarını çekin” diyerekten birkaç öğrencimizi görevlendirdik. Meslek dersi öğretmenleri, tutuşturdular ellerine kameraları, fotoğraf makinelerini. Törenin sahnelendiği yerde durduğum için dinleyicileri rahat görebiliyorum. Program başladı, bir öğrencimiz Ata’ya mektup yazmış, onu okuyor, dinleyen bir öğrencimiz gözyaşlarını saldı. Bizim muhabir adaylarımız bunu göremediler. Haberi kaçırdılar, aynı akşam TV’de Ata için ağlayan asker defalarca gösterilmişti. Derken kalabalık içinde bir hareketlenme. Sabahın köründe oraya diktiğimiz öğrencilerden biri bayılıyor. Kafalar olay mahalline çevriliyor, uzak olduğum için müdahale edemem. İki öğretmen arkadaşımız hemen yetişiyor. Konuşma yapan öğrenciyi durduruyorum, ortam durulsun öyle devam eder. Bizim muhabir adayları şaşkın, diğerleri gibi bakıyorlar sadece, en yakındaki fotoğraf makineliye işaret ediyorum, anlamıyor ne demek istediğimi. “Ne duruyorsun, haber orada! “ diyorum.

Esen kalın.

0 Yorum yazın:

Yorum Gönder

Onaylandıktan sonra yayımlanacaktır. Teşekkürler