Bu sefer lafı uzatmadan basitten zora doğru sıralayacağım. Basitten zora doğru az kazançtan çok kazanca doğru demek oluyor. Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor. Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler. Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır. Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.
Evet, internetten para kazanılabiliyor. Ne kadar kazanabileceğiniz, bu işe ayıracağınız para, vakit ve bilgi birikiminizle alakalı. Para, vakit ve bilgi birikimi dedik... Sırasıyla üzerinde duralım: Para Sıfır sermaye ile de başlayabilirsiniz. En başta kendinize ait bir domain ve sunucu için gereklidir para. Bir domain almanız, sunucu kiralamanız şart değil ama olması iyi olur. Ücretsiz alan adı ve sunucu hizmeti veren internet siteleri var. Blog yazarak da kazanabilirsiniz. Google'nin ücretsiz servisi Blogger en iyisidir. Para, sitenize ziyaretçi bulmak ve sitenin diğer işleri için de lazım olabilir. Siteye ziyaretçi bulmak için çeşitli sitelere reklam verebilirsiniz. Reklam vermek için Google'nin Adwords servisini kullanabilirsiniz. Vakit Her iş için lazım değil midir vakit? Burada internetten geçimini temin etmek isteyenler için değil de bunu ek iş olarak düşünenler için yazıyorum. Her nimetin bir külfeti oluyor. Bence fazla abartmayın derim. Bilgi birikimi İnternette aradığınızı rahat bulabiliyor musunuz? Arama motorlarını kullanmayı biliyor musunuz? Dünya ve ülkegündemini takip ediyor musunuz? Bir internet sayfayı hazırlayabiliyor musunuz? Domain, host, ftp, html, java script... bu kelimelere aşina mısınız? Bunlar olmadan yola çıkılmaz demiyorum ama bilmedikleriniz kazancınızı aşağı çekecektir. Sonraki yazıda basitçe site kurma ve reklam alma üzerinde duracağım.
İstanbul'dan milletvekili seçilen Prof. Dr. Mehmet Cihat Özönder bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Haberin ayrıntıları burada. Sayın Özönder'in ölümüyle boşalan milletvekilliği kadrosuna kendisinden sonra gelen aday girecekmiş. Partisi MHP daha cenaze kaldırılmadan YSK'ya başvurmuş. Belki de kanunlar, yönetmelikler böyle gerektiriyordu. Biraz daha nezaket lütfen... Allah rahmet eylesin.
Zaman zaman bilgisayarımdaki programları sizlere tanıtıyorum. Bu sefer çok eski bir programı tanıtacağım. Yanılmıyorsam 1990'lı yıllarda yapılmış bir DOS programı. Türkiye'nin karayollarını hızlı ve kolay bir şekilde öğrenebiliyorsunuz. Program, iki nokta arasındaki alternatif yolları gösteriyor. Türkçe karakterleri desteklemiyor ve eski olduğu için yeni açılan bazı yolları göremeyebilirsiniz. Programı indirmek için tıklayın. (181 kb)
Fenerbahçe kel kafalı zenci futbolcu Reborto Caralos'u transfer etti. İmdi Gogul'da Roberto Carlos'un resimleri aratılacak. Arayan bulur demişler, biz de yardımcı olalım dedik arayanlara. Carlos efendi hakkında fazla bir bilgim yok, sadece emekliliğe yaklaştığını ve Brezilyalı olduğunu duymuştum. Alın size bir adet roberto carlos resimi. Resmi görmek için tıklayın: Resimler
Hürriyet'in siteler arası paslaşma servisi Bumerang'a yaklaşık bir ay önce üye olmuş ve denemeye başlamıştım. Eğer yanlış okumadı ve yanlış anlamadı isem sizin sitenizden Bumerang bannerlarına tıklandıkça Hürriyyet de sizin reklamınızı gösteriyor sayfalarında. Net Günlüğüe günlük ortalama iki ziyaretçi gönderdi Bumerang. Ziyaretçinin iyisi kötüsü olmaz lakin gelecek olan o iki ziyaretçi için kocaman banneri yayımlayarak diğer ziyaretçilerin hakkını gasp etmeyelim dedik ve kaldırdık Bumerang'ı. Alexa'da yükselmeye devam ediyoruz. Bir haftada 100 bin daha ilerledik. Yakın zamanda Google Page Rank güncellemesi yapar diye tahmin ediyorum. 2 veya 3 PR bekliyorum Net Günlüğü için. Bakalım ne olacak...
Araba, alırken, satarken interneti kullanmak yaygınlaştı. Araba haberlerini, çeşitli markaların yeni çıkardıkları modeller -örneğin Fiat Linea, Toyota Auris hakkındaki bilgilere internetten ulaşabilirsiniz.
Henüz bir arabanız yoksa, ucuz araba almayı düşünüyorsanız Türkiye'ye gelecek olan Çin Arabalarını yakından tanıyın. Arabayı almakla iş bitmiyor, bakım ister, yedek parça ister, çelik jant ister bu meret.
Daha seçim yapılmadan sonuçları üzerinde konuşuluyor, bunun adına da seçimtahmini deniyor. Bu seçimde oyumu barajın altında kalacak bir partiye yani boşa kullacağımı yazmıştım. Hatta seçim ve siyaset üzerinde de durmuştum dolaylı olarak. Böylesine bir seçim ortamından çıkacak sonucun da öylesine olacağını düşünüyorum. Ey vatandaş, boş ver seçimin sonucunu. Kimi seçtin, seçtin de ne oldu? Seçtiğini asmadılar mı zamanında? Sonra da iade-i itibar etmediler mi? Hasan Mutlucan'dan kahramanlık türküleri dinlemedin mi? Seçtiklerin iyi bir halt mı idi? İSKİ, Koray Aydın, bilmem ne Gate, Unakıtan, Erdoğan- Cola Turka, Yeğen Demirel, Özal ailesi... daha neler neler... Ne geliyor bunları duyunca aklına! Kalktın sandık başına gittin ve şimdi de sonucu merak ediyorsun öyle mi!... İyi uykular ey halkım!
Bloga hergün bir yazı ekliyordum. Tatilde olduğum için iki gün ara verdim. Tatil deyince aklınıza sadece plaj, deniz, alkol, disko, dans gelmeyenlerdenseniz Karadeniz kıyılarını salık veririm. Hem doğal güzellikleri hem de sakinliği ile Karadeniz kıyıları iyi bir tatil mekanıdır. Bu tatilde Kastamonu'nun ilçesi Cide'de idim.
Karadeniz kıyılarının tek olumsuz yönü ulaşımı. Yolları çok virajlı. Hele bir de direksiyon başında iseniz manzaranın tadını falan unutuyorsunuz. Cide'de lastiğimiz patladı. Beceriksizlik dizboyu bizde. Bir lastik değiştirmeyi beceremiyoruz. Sahilde lastikçi bulamadık. Esnaftan telefon rehberi istiyorum, yok. Lastikçilerin yerini tarif ediyorlar. Otogar civarında imiş. Aklıma otogardaki bir firmayı aramak geldi. Cide Tekiner firmasının telefonuna ulaştım. Sağolsun, Hayrettin Bey yardımcı oldu. Bize lastikçiyi bulup telefonla bildirdi. Hayrettin Bey'e buradan teşekkür ediyoruz. Lastikçimiz Haydar Usta'ya da teşekkürlerimizi buradan iletiliriz.
3 gündüz 2 gece geçirdim Cide'de. Emekli Halk Eğitim Müdürü Mehmet Narin Bey'in evinde misafir olduk iki gece. Üç sene önce uğradığımızda da aynı evde kalmıştık. Güleryüzlü ev sahiplerimize de teşekkür ediyorum. Eğer Cide'de kalmayı düşünürseniz Mehmet Bey'in telefon numarasına TTrehber'den ulaşabilirsiniz. Cide'de evlerin bir katı genelde pansiyon olarak kullanılıyor. Fiyatlar gayet makul.
Tatil için gittiğim yerlerde oranın mahalli yemeklerini tadarım. Cide'ye özgü bir yemek duymadım. Kastamonu'nun saç usulü etli ekmeğini Kumsal Aile Çay Bahçesi'nde tadabilirsiniz. Hemen karşısında Ardem Pastanesi var, sabahları kahvaltı için sıcak poğaçalar çıkarıyor. Poğaçalar güzeldi. Cide'nin meşhur cevizli helvası var bir de. Önceki gidişimde tatmıştım, taş gibi sert olduğu için hoş bir izlenim bırakmamıştı bende.
Hediyelik eşya olarak, Cide'nin meşhur sarı yazması var. Cide Belediyesi Rıfat Ilgaz ve Sarı Yazma Festivali düzenliyor. Festival temmuz ayının ilk haftasında olduğu için göremedik.
Cide'den doğuya doğru giderseniz İnebolu ve sinop sahillerini, batıya doğru giderseniz Kurucaşile ve Amasra'yı görebilirsiniz. Hafta sonu için iyi bir tatil olabilir. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf Nokia 6300 ile çekildi.
Adsense forumunda zaman zaman kurallar yayımlanıyor yetkililer tarafından. Resim yanında reklam yerleştirmenin yasak olduğu bir daha hatırlatılmış şu mesajda. Blogger temaları yayımlayan şu sayfada ise yanda gördüğünüz resmin hemen yanına yerleştirilmiş ve biri ihbar etmiş FinalSense'yi:) Yeni fark ettim, ihbar netice vermiş, o site AdSense'den banlanmış. Demek ki neymiş: AdSense kural ihlaline göz yummuyormuş, ihbar edilene kadar kuralları ihlal edebilirmişsiniz:d
Bugüne kadarki hükümetler içinde adı yolsuzluğa, adam kayırmacılığa bulaşmayanı hatırlamıyorum.
Bu yaşa gelesiye kadar birkaç seçime rastladık. Sadece birinde oy kullandım ve bin pişman oldum sonradan. Hangi parti, hangi seçim olduğu önemli değil. Sadece ülkemizde değil dünyanın çoğu yerinde politika deyince yolsuzluk, cinsel taciz, çıkar ilişkileri geliyor. Oy kullanırsam eğer bu seçimde kendimi fevkalade kandırılmış hissedeceğim. Bugüne kadarki hükümetler içinde adı yolsuzluğa, adam kayırmacılığa bulaşmayanı hatırlamıyorum. Hal böyle iken ben ne diye oy kullanacağım ki... Birileri göbeği büyütsün diye mi? Yoook, kusura bakmayın beyler, o beylerin kolundaki kokona hanımlar, koynundaki çıtır mankenler, bu seçimde size destek vermeyeceğim. Yukarıda neler oluyor ne bitiyor, anlamayamıyorum. Başbakan asılıyor, niçin asıldığını hâlâ öğrenebilmiş değilim. Başkentin merkezinde bomba patlıyor, ülkenin güvenliğinden sorumlu en üst düzey yönetici "devamı gelecek bu patlamaların" diyor. Devamı gelecekse sen ne güne duruyorsun. Kimler yönetiyor, kimler koruyor bu memleketi! Neyse, çok doluyum daha fazla yazarsam fincancı katırlarını ürkütebilirim. Sadede gelelim: Arkadaş ortamında seçimi konuşuyorduk. Meğer yukarıda fotoğrafını gördüğünüz arkadaşım Erkan Şahin, Kastamonu'dan milletvekili adayı imiş. Önce şaka yapıyor sandım. Sonra teferruatı verince inandım. ATP (Aydınlık Türkiye Partisi)'den bir arkadaşı rica etmiş, bu seçime de giremezse parti kapatılalacakmış. O yüzden seçime girmeleri gerekiyormuş. Seni de Kastamonu'dan aday yapalım demişler. Hemi de 1. sırada:) Oy pusulasında birinci sırada imiş ATP. O yüzden bir iki oy çıkabilir bana diyordu. -Dostum, sandık başına gitmeyecektim ama senin için gideceğim. Fani dünyada bir oyun olsun. Oyumu sana vereceğim, dedim. Evet, oyumu barajı geçme ihtimali olmayan bir partiye veriyorum. O parti hakkında doğru dürüst bir bilgim bile yok. Kastamonulu seçmenlerden Erkan Şahin için oy istiyorum. Tüm Türkiye'deki seçmenlerden de barajın altında kalacak partilere oy istiyorum. Hayırlı seçimler efendim.
Ciddi bloglarda linklerini görmeye başladım Süper Teklif'in. İlk çıktığında haberim olmuştu fakat ciddiye almamıştım. Hâlâ ciddiye alıyor değilim. Mail oku, kazan, üye kazandır kazan şeklinde çalışıyorlar. 500 bine yakın üyesi olmuş. Birkaç arkadaşım da üye olmam için mail gönderdi. Fakat hiç vakit ayırmadım. Eğer bir kazananı duyar ya da görürsem düşünür ve okuyucularıma tavsiye ederim. Yorumlarınızı bekliyorum. Ödeme yapılması için 100 bin puan toplamanız isteniyor, anlattıkları gibiyse 100 bin puan öyle kolay kolay toplanacağa benzemiyor. 100 bin puan 100 YTL demekmiş, sanırım bir senede ancak bu puana erişilir. Ayrılan (bana göre kaybolan demek) zamana yazık. SüperTeklif'in bir de blogu var. Kendi domainlerini kullanmak yerine Blogger'ı tercih etmişler, biz de Blogger kullanıyoruz ama SüperTeklif gibi bir faaliyete bunu yakıştıramadım. Renklibir, bana göre daha güçlü ve ciddi bir alternatif.
Kadın milletinin börtü böcekten korkmasına şaşıyorum. Mutfaktan bir çığlık, bir bağırış... Biraz daha sakinleri bet beniz atmış olarak gelirler yanınıza. -Çaydanlıkta kertenkele var! Kertenkele avcısı olarak hemen bir peçete kapılır oradan. Doğru mutfağa... Peçeteyi kapattım demliğin üstüne. Sordum: -Ne yapmamı istersiniz, öldüreyim mi pişireyim mi:D Dünya geniş, onun da yaşamaya hakkı var diyerek çıktım dışarı. Bu fırsat her zaman ele geçmezdi. Hemen bizim HP Photosmart 735'i kaptım, fotoğraflamak lazım değil mi? Mübarek açılmadı, piller miadını tamamlamış. İyi ki kameralı cep telefonlar var! Lakin benim telefon kameralı değil. Nokia 1100 olması lazım, hani şu ışığı olan var ya işte ondan. En yakındaki kameralı cep telefonu Nokia 6111. Açık havada iyi çeker diyerek demliği güneşlik yere götürdüm. Peçeteyi kaldırdım üzerinden.
Kabahati sadece telefona bulmamak lazım, fotoğrafçılığımızın iyi olmadığı belli. Net bir fotoğraf alamadık. Kertenkelenin kuyruğu belli oluyor:) İşte demlikte kertenkele:
Gökçe Kırgız! İn mi cin mi? Kadın mı ince sesli bir erkek mi? Doğrusu ben de bilmiyorum. O meşhur "Kalbime Gömerim O Zaman" şarkısını lise önlerindeki talebelerin cep telefonlarında duymuştum. İlk dinlediğimde ince sesli bir erkek sanmıştım. Sonra nette bir araştırma yapınca Emre Altınel diye birinin daha varlığından haberdar oldum.
Gökçe Kırgız, internetin yarattığı efsanelerden biri midir? Araştırmacı gasteciliğe yakışmayacak bir haber aktarayım buraya: O meşhur şarkı Sezen Aksu'ya aitmiş, Gökçe Kırgız onu gitar eşliğinde söylemiş ve internete vermişler. Kim olduğunu kimse bilmiyormuş, muş, muş...
Şarkısını lise önlerindeki talebelerin cep telefonlarında duymuştum ilkin.
Gökçe Kırgız kimsen çık artık ortaya, millet meraktan çatlayacak:)
İnternetin bu yönünü seviyorum işte, aramasını bilirseniz her türlü bilgi emrinize amade. Tatile mi çıkacaksınız? Google'ye tatil yazmak yetmez. Bütçenize, sağlık durumunuza, inancınıza göre tatillerimiz var. Gel vatandaş gel, tatil yapmayan kimse kalmasın. Bakın bedava tatil şansını bile yakalayabilirsiniz. Ben biraz yaşlıcayım, romatizmalarım var, ılıca arıyorum diyenlere termal oteller var. Alkol, aniamasyon beni açmaz, ama yüzmeden de duramam diyenlerdenseniz islami otellere buyrun. Tatilin de islamisi mi olurmuş demeyin, bakın tesettür mayo bile var. Ben laik, çağdaş adamım, modayı takip ederim diyorsanız, buyrun plaj modası. Tatil sadece otel ve mayodan ibaret değil, onca yolu nasıl giderim diyenlere motokaravan kiralayın deriz:) Hadi iyi tatiller!
İnternet sitelerinin trafiğini kontrol eden bir site Alexa.com. Verileri her ne kadar sağlıklı ve güvenilir olmasa da reklamverenler ve reklam şirketleri alexa.com verilerini dikkate alıyorlar. Alexa'da yükselmek için yapılması gerekenler varmış. Onlardan sadece birini yaptım. Şu kodu siteye ekledim: Bakalım netice alacak mıyız? Alexa'da Türkiye sıralamasını şu sayfadan görebilirsiniz. Henüz ilk 1,5 milyon içine girememişiz hedef ilk 50 bin:)
Hürriyetimiz dudak uçuklatan erkek fotoğrafları yayımlamaya başladı.
Fatih Altaylı'nın yönetimi ele aldığı hürrüyet gastesi cıbıldak kadın fotoğrafları yayımlamama kararı almıştı. Bugün Hürriyet'te gördüğüm bir başlık, "Ne oluyor?" dedirtiyor insana. Hımm, çıplak kadın fotoğrafları para etmedi, çıplak erkek fotoğrafları yayımlıyor.
Çıplak kadın fotoğraflarından vazgeçtiler, çıplak erkek fotoğrafları yayımlıyorlar. Ne oluyor Fatih Bey! Delikanlı adama yakışıyor mu bu? Medyamız gizlice eşcinselliği, homoseksüelliği meşrulaştırma gayreti içinde. Ahlaksızlıkları ile öne çıkanları sanatçı, şarkıcı diye bize gösteriyorlar. Bülent Ersoy'un evlilik haberinin sürmanşete taşınması, haberin dili, duyuruluş şekli apaçık eşcinselliğin normal gibi gösterilmeye çalışıldığının kanıtlıyor.
Çocuklar, bilgisayarı ve interneti büyüklerden daha çabuk öğrenebiliyorlar. Biz de onlara Site nasıl hazırlanır göstermek istedik. 7 yaşındaki yeğenim Gülden Zuhal Beleçoğlu hazırlamaya başladı blogunu. Şurada ise sitenin nasıl hazırlanacağını kısaca anlatmaya çalıştık.
Arama motorlarından gelen ziyaretçilerin ortalama %10'u reklamlara tıklamaktadır.
Bu blogun öncelikli amacı reklamlardan gelir sağlamak değildir. Yazmayı, paylaşmayı sevdiğim için hazırlıyorum bu blogu. Başlangıçta şöyle bir karar aldım: Bloga arama motorlarından gelen kişi sayısı 100 olmadan reklam koymayacağım. Evet, arama motorlarından gelenlerin sayısı 100'ü geçti ve reklamları koydum siteye.
Sosyal imleme sitelerinden, diğer sitelerden vs. gelenler ölçüt alınmadı da arama motorlarından gelenler ölçüt alındı. Burada blog ziyaretçilerini sınıflandırmıştım. O sınıflamadaki "yolu düşenler" arama motorlarından gelenler oluyor ve reklamların hedef kitlesi onlardır. Arama motorundan gelen ziyaretçi belli bir bilgiye, belgeye ulaşmak için siteye uğrar. Yani onun ilgisi, ilgilendiği konu bellidir. Eğer AdSense robotları iyi çalışır ve uygun reklam çıkartırsa sayfalardaki reklamlar yolu düşenlerin işine yarayacaktır.
Tecrübelerime dayanarak bir malumat vermek istiyorum. Arama motorlarından gelen ziyaretçilerin ortalama %10'u reklamlara tıklamaktadır.
Eğer siteniz Türkçe ise ve tek bir konuya odaklanmamışsa yani her telden -aynı bura gibi- çalıyorsa yüksek gelir beklemeyin. Eğer tekil hitiniz yüksek ise (örneğin 10 bin ve daha yukarısı) uğraştığınıza değecek paralar kazanabilirsiniz. AdSense'nin Türkçe sitelerinde yayımlanan reklamlarının ortalama fiyatı 0,03 dolar ile 0,05 dolardır. Dediğim gibi yüksek hitiniz yoksa 3-5 sent (cent) ile pek birşey kazanamazsınız.
Son iki hafta içinde Net Günlüğüne ziyaretçi gönderen arama motorlarını, ziyaretçi sayılarını şu tabloda görebilirsiniz:
Google'nin sitenizi indexlemesine yardımcı bir araç olduğu söyleniyor Sitemap'ın. Bu blogu açtığımda Sitemap eklemedim. Ve Google 200'den fazla sayfa indeksledi. Diğer blogların istatistiklerini kurcalarken aklıma sitemap eklemek geldi. Şuradan ekliyoruz. Sitemap'ın indekslemede bir faydası olup olmadığından emin değilim. Ama Google'nin webmaster araçlarını kullandığınızda sitenize Google'den hangi kelimelerle gelindiğini, hangi kelimede kaçıncı sırada olduğunuzu görebiliyorsunuz. Blogger için sitemap eklemek istediğinizde http://netgunlugu.blogspot.com/atom.xml yazmanız yeterli olacaktır. Görsel yardıma ihtiyacınız varsa şuraya bakabilirsiniz. İşte Net Günlüğü'nün Google'deki vaziyeti:
Devlet baba, iyi bir firma ki memur olmak istiyor herkes. Bu memurluk turşu suyu gibi birşey. İçenin midesini bulandırır içmeyenin ağzını sulandırır.
İmdi memur olma arzusu sırtını devlete yaslamak isteğinden geliyor bana göre. Devletçi bir milletiz vesselam. Yıllardır iktidar yüzü görmeyen milliyetçi partimiz başına Devlet geçti diye iktara geldi geçmişte, önümüzdeki seçimlerde tekrar meclise girmesi bekleniyor.
Devlet memurluğu; azıcık aşım, ağrısız başım diyenler için idealdir. Memurun başı ağrımaz anlamına gelmesin bu. Çalıştığınız ortama göre değişmekle birlikte birçok kanun ve yönetmelik ezberlemek zorunda kalırsınız. Hele bir iki soruşturma atlatınca kendinizi hukuk danışmanı bile sanırsınız.
Aksamayan, düzenli bir geliriniz olur. Devlet baba, sağolsun, bir gün aksatmaz ödemelerinizi. Sendikalar uğraşır, bordro yakar, meydanlarda simit yersiniz, pazarlıklar sürer ve zamlı maaş alırsınız. Maaş farkları, yolluk, nema, zorunlu tasarruf, konut edindirme, seçim görevi, nüfus sayımı vs... derken zaman zaman o düzenli geliriniz dışında cep harçlığı aldığınızda sevinirsiniz. Pikniğe gidersiniz ailecek.
Her sene bir yan, üç senede bir dik alacaksınız
Esnafın gözünde itibarınız olur, senetsiz sepetsiz alışveriş için görev yerinizi söylemeniz yeter.
Kariyer, iş dünyası, yükselmek vs... kelimelerini unutun. Bunları gazetelerin buzines sayfalarında göreceksiniz. Her sene bir yan, üç senede bir dik alacaksınız. Üçün birine geldiğinizde yeşil pasaport almaya hak kazanacak, hastanelerde özel oda isteyebileceksiniz. Altı yıl üst üste iyi sicil notu alırsanız bir kademe daha verilir. Buna memurlar arasında yağcılık kademesi denir. Şimdilerde görevde yükselme diye birşey çıkardı devlet. Tam mahiyetini bilmiyorum, sanırım memurlar şef, şefler müdür oluyorlar. Neticede devlet memuru oluyorsunuz. Bürokrat olmadığınız sürece makam sahibi olamayacaksınız.
Devlet memurundan, memur devletten vatandaş hepsinden şikayet etmeye devam edecek vesselam.
İnternet okuyucusu gazete okuyucusundan bile tembeldir.
Sitenizi, yeni açtı iseniz adınızı duyurmak için Sosyal İmleme sitelerini kullanabilirsiniz. Blogların üç tür ziyaretçisi olduğunu söyleyebiliriz:
Müdavimler
Yolu düşenler
Geçerken uğrayanlar
Müdavimleriniz, başlangıçta şahsen tanıdıklarınızdır. Aaa, falanca bi site yapmış, bakalım neler varmış diye gelirler ve sonrasında uğramaya devam ederler.
Müdavimlerinizin tanıdıklar dışına çıkması için sosyal imleme siteleri iyi bir fırsat olabilir. Sosyal imleme sitelerinde eğer resim, fotoğraf eklenebiliyorsa mutlaka dikkat çekici bir resim kullanın. Resim kullanılmıyorsa başlığınız ilgi çekici olsun, metin okuyucuda merak uyandırsın. Maalesef Türkçe içerikli sosyal imleme siteleri genelde internet, web tasarım üzerine yoğunlaşmış, aynı bloglar gibi. Buna bu blog da dahil.
Müdavimlerinizin artması için içeriğinizin zengin olması gerekir. Blogunuza yapılan yorumlara üşenmeyip cevap vermelisiniz. Müdavimler, sitenizi genelde RSS ile takip ederler, tasarımınıza aşina olurlar ve neredeyse ezbere bilirler. Fazla sık olmasa da tasarımınızı değiştirmenizde fayda olacaktır.
Yolu düşenler, genelde Google'nin size yolladıklarıdır. Eğer siteniz tek bir konuya odaklanmış ise sitenizde gezecektir. Aradığını bulamadı ise çok kısa bir sürede çıkacaktır. Yolu düşen ziyaretçilere yardımcı olmak için sitenizin görünür bir yerine arama formu koyunuz. Geçerken uğrayanlar ise, diğer blogların Bağlantılar kısmından ve sosyal imleme sitelerinden gelenlerdir.
Geçerken uğrayanlar, interneti eğlence vasıtası olarak kullananlardır. Sosyal imleme sitelerine ve bloglara sık uğrarlar. Özgün bir içeriğiniz yoksa sizi unutmaları doğaldır. Bu yüzden yer yerde rastlanan haberlere -mesela, iphone çıktı, gogıl şunu yaptı- yer vermeyiniz. Kopyala/yapıştır blogculuğu yapmayınız. Diğer bloglardan alıntı yapmak yerine oralarda rastladığınız yazılardan bahsetmek, kaynak göstererek yazıyı özetlemek daha mantıklı olacaktır bence. Bir yazıyı kaynak göstererek dahi olsa tümüyle yayımlamak bence hoş bir davranış değildir. Eğer o yazıyı özetler, yazıdan bahsederseniz hem ziyaretçiyi sitenizde tutmuş hem de yazının ilk sahibinin haklarını korumuş olursunuz.
Yazılarınızın rahat okunmasını sağlayınız. Satırlar, paragraflar arası boşluklar yazıyı rahat okunur kılacaktır. İnternet okuyucusu gazete okuyucusundan bile tembeldir. Ol sebepten aynı bunun gibi uzun yazılar yazmayınız. Yazılarınızda vurgulamak istediğiniz yerleri koyu yazabilir veya sürmanşet tarzı yazılar yazabilirsiniz.
Son olarak blog müdavimleri özgün içerik peşindedir, tasarımda özgün olacağım derken kullanışsız, alışılmışın dışında birşeyler denemeyiniz. İçeriğinizin özgün yeter.
Türkiye'de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne bağlı okullarda pilotluk eğitimi veriliyor. O kurslara devam ettiğiniz takdirde en fazla üç ayda pilot olabiliyorsunuz.
PPL (Private Pilot License) denilen özel pilot lisansı için 50 saat uçmanız gerekiyor. Hava yolu şirketlerinde pilot olabilmek için CPL (Commercial Pilot License) ticari pilot lisansı almalısınız. Bu lisans için 200 saat uçmalısınız.
Kurs yetkilileri pilot ihtiyacının çok olduğunu, insanların küçük yatırımlarla geleceklerini garanti altına almak istediklerini söylüyorlar.
Hava yolu şirketi sayısının artması ve uçak biletlerinin ucuzlamasıyla pilotlara olan ihtiyaç artmış. Birçok şirket yurtdışından pilot getiriyor.
Kurs yetkilileri talebin yoğun olduğunu söylüyorlar.