Edebiyat kitaplarındaki gezi yazısı örnekleri size hitap etmiyor mu? Cenap'ın Hac Yolunda adlı eseri, Haşim'in Frankfurt Seyahatnamesi ya da Falih Rıfkı Atay'ın eserleri okunmaya değer güzel seyahatnamelerdir. Zikrettiğimiz bu eserler gezilecek yerleri tanımak, seyahate çıkmadan önce mekanlar hakkında bilgi almaktan çok Türkçenin tadına vararak okunacak eserlerdir. Görsel yönü bulunmaz, ki gerek de yoktur. Müelliflerin tasvir gücü görsel malzemeye lüzum hissettirmiyor.
İnternette, bloglar arasında filizlenen bir edebiyat var. Bir seyyahın blogunu duyurmak istiyorum sizlere. Sandaletli Seyyah Bora Bilgin kendisini şöyle tanıtıyor:
38 yaşında bir doktorum. Evliyim, bir oğlum var.18 yaşıma girdiğim yıldan beri otostopla geziyorum .Bazen bisikletle gezdiğim de oluyor. Yavaş yavaş bu blogda yillardir gezdiğim yerleri, Tayland'dan Suriye'ye,Gökçeada'dan Diyarbakir'a paylaşmayi planliyorum.
Sandaletli Seyyah gezi yazılarını kendi çektiği fotoğraflarla süslüyor ve yazıları okurken size müzik dinleme imkanı da sunuyor. Sizin için seçtiğim iki gezi yazısı örneği: Küba Kartal Kayaları
Hugo Rafael Chávez Fría- Venezuella Devlet Başkanı Ülkesi: Dünyanın beşinci petrol üreticisi Venezuela, 1,5 milyon varili ABD'ye olmak üzere günde yaklaşık 3,2 milyon varil petrol ihraç ediyor.
Mahmud Ahmedinejad- İran Cumhurbaşkanı Ülkesi: İran'ın başlıca ticaret yaptığı ülkeler Çin, Almanya, Güney Kore, Fransa, Japonya, İtalya ve Rusya'dır. Kaynaklar: 12
Elinizdeki müzik CD'lerini bilgisayarınızda dinlemek için CD'yi her seferinde CD sürücüsüne koyup çıkarmanıza gerek yok. Müzik CD'lerini bilgisayarınızda MP3 formatında saklayabilirsiniz. Dağıtmadığınız sürece yasal açıdan bir problem olduğunu sanmıyorum. Parasını ödeyerek aldığınız albümü istediğiniz formatta sakyabilirsiniz. Bunun için FreePIP Basic programını kullanıyorum. Program gayet basit ve Türkçe. Müzik CD'sini takın, gerisi kolaydır. Programı buradan İndirin
Basit, kullanışlı ve hızlı çalışan bir harita programı maalesef buladım. Mevcut programlar, Türkiye haritasının fotoğrafından müteşekkil. İki il arasındaki mesafeyi göstermiyor. Harita üzerinden yol bulmak zorunda kalıyorsunuz. Daha önce eski bir program duyurmuştuk. O eski Dos programının alternafine rastlayamadım. Bu programın birkaç kötü yönü var. Windows Vista'da çalışmıyor veya ben çalıştıramadım. Bir de program çok eski, en az 15 yıllık. Yeni yolları göremiyorsunuz. Programı indirmek şu sayfaya bakabilirsiniz. Türkiye Karayolları Haritası Programı
Bayram tatilinin kısalığından tura çıkamayanlara resimli bir tur hazırladık. Tatilinizin güzel geçmesi hayal gücünüzün genişliğine bağlı. Bu kurban bayramı kışa denk geliyor. Uludağ'a ne dersiniz?
Ecnebi diyarını gezmek isteyenlere Amerika turumuz var. Nivyork, Holivud, Teksas, Özgürlük Anıtı...
Soğuklarla aram iyi değildir diyenlere Maldiv Adalarını öneririz, hem ekonomik hem egzotiktir.
Romantizm ve buram buram kültür arayanları Prag'a gönderiyoruz.
Biraz yaşlıcayım, romatizmalarım azıyor diyenlere şifalı sular öneriyoruz. Pamukkale'de hem tarih hem de tabii güzellikler var.
Uşaklı bir otobüs firması yolcularına Osmanlı kıyafeti giymiş şoför ve muavinlerler seyahat ettiriyor. Muavinlerin bıyıkları hakiki değil, takma bıyık kullanmışlar. Bıyıkla, külahla Osmanlı havasını teneffüs ediyoruz. O bıyıkları görünce "Bisu verir misiniz?" diyebilecek kaç kişi vardır? İkramlar da farklı imiş, lokum, kağıt helva, Türk kahvesi ikram ediliyor imiş. Firmanın sitesine gitmek için tıklayın.
Sokaklarda kamyonetini gördüğümüz Hintli TATA dünyanın en ucuz otomobilini üretecekmiş. Tata Otomotiv 2 silindirli, 30 beygir gücünde, 4 kapılı Lakh adını verdiği modeli 3 bin dolara mal edecekmiş. Türkiye'ye gelirse şayet vergiler vs. sizden önce üzerine bineceği için fiyatı 3 katına çıkacaktır. Ben Doğan'ı bu hafta tamirciye bi göstereyim.
Bunlar seyirlik. Yapılışını öğrenmek istiyorsanız videoda belirtilen siteye bakınız. Videoda çalan müzik Yedi Karanfil adıyla yayımlanan bir kasette vardı. Murat Göğebakan ise bu melodi eşliğinde bağıra bağıra Ayyüzlüm diyordu. Oya örnekleri, dantel modelleri, el işi
Sınıfın arkasında duran yazı tahtası mı yoksa harita mı tam anlayamadım. Şarkıyı dinlemek ve klibini seyretmek için tıklayın: Müzik İşte; devrimcileri duygulandıran, öğretmeni kutsal bir inek yapan şarkının sözleri: öğretmen kutsaldır ana gibi öğretmen kutsaldır baba gibi öpülesi elleri var şirin tatlı dilleri var
öğretmen öğretir "abc"
ilk öğretmenin kim senin kim öğretti alfabeyi
bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa yirmi dokuz kere kırk yıl kölesiyiz öğretmenin
öğretmen kutsaldır ana gibi öğretmen kutsaldır baba gibi öpülesi elleri var şirin tatlı dilleri var
öğretmen öğretir "abc"
ilk öğretmenin kim senin kim öğretti alfabeyi
bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa yirmi dokuz kere kırk yıl kölesiyiz öğretmenin.
Askerde dinlemiştim bu türküyü bağlama virtüözü Ersin Çavuş'tan. Epeydir aklımda idi, birkaç kere aramış bulamamıştım. Ahmet Turan Şan söylüyor. Türküyü dinlemek için tıklayın. Türkü
Ben Gidiyom (Mehrali Bey)
Ben gidiyom Rüştü beyim ağlama Köz goyup da ciğerimi dağlama Alay gitti beni burda eyleme
Yemen'e de benim ağam Yemen'e Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e Gurdu m'ola çadırları çimene Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Ben gidiyom Rüştü beyim sana bir nişan Susuzluktan alaylarım perişan Hiç iflah mı olur Yemen'e düşen
Yemen'e de benim ağam Yemen'e Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e Gurdu m'ola çadırları çimene Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Mahrali'yi sokaklarda duttular Ağamı da bir gurşuna sattılar Mehrali'yi Yemen'e de attılar
Yemen'e de benim ağam Yemen'e Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e Gurdu m'ola çadırları çimene Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
12 Eylül'ün yadigarı Öğretmenler Günü yaklaşıyor. Şiirler, nutuklar, mesleğin kutsallığını dile getiren mesajlar yayımlanacak. Ben de şarkılarla katkıda bulunayım dedim: Ali Rıza Binboğa - Öğretmen Cahit Berkay - Öğretmen Çile Özdemir Erdoğan - Keman Öğretmeni
Bilgisayarlar internete bağlanırken bir numara kullanır. İşte bu numaraya IP denir. Bilgisayarınız bir web sayfasına girdiğinde sizin IP adresinizi tespit eder ve kaydeder. Bu IP numarası ile hangi ülkeden, hangi şehirden, hangi santralden internete bağlandığınız görülebilir. Telekom o IP numarasının hangi telefon numarasından kullanıldığını bilir. Gerektiğinde yasal mercilere bildirir. İşin yasal kısmını bir kenara bırakırsak bazen IP adresinizi gizleme gereği duyabilirsiniz. Mesela mahkeme kararı ile Youtube'e erişim yasaklandı. Ama sadece Türkiye'den erişim yasak. Siz IP'inizi Amerika'dan ya da başka bir ülkeden göstererek oraya erişebilirsiniz. Bunu en kolay şekilde programlarla yapabilirsiniz. Bunun için size üç program önereceğim. Bu programlar bedava değildir. Birkaç gün deneyebilirsiniz. Sonrasında parasını vererek sürekli kullanırsınız. İşte programlar: Hide IP Platinum Hide-My-IP Hide The IP Sonraki yazılarda programların tanıtımını bulabilirsiniz.
Dün haber sitelerine düşen bir haber ne zamandır üzerinde durmak istediğim bir konuyu aklıma getirdi. Okumaya üşenenlere haberi kısaca özetleyelim:
Dayı ayıyı döverse haber olmaz ama ayı dayıyı döverse haber olur.
Hindistan’da üç arkadaş ava çıkar, “ava giden avlanır” demişler. Üç kafadarın karşısına siyah bir ayı çıkar. Avcılardan biri panikler ve kaçamaz, kendini savunmaya kalksa da ayı tarafından bir güzel pataklanır. Bunları nereden mi biliyoruz? Oradan geçmekte olan bir ajans fotoğrafçısı basmış deklanşöre. “Saldırıyı kare kare” görüntülemiş.
Haber hayattan eder
Kevin Carter, foto muhabiri. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafı çekiyor. Eserini dünyaya göstermek için işini yapar yapmaz, oradan uzaklaşıyor. Açlıktan sürünen küçük kızın akıbeti bilinmiyor. Carter, ödül aldığı o fotoğrafı çektikten üç ay sonra intihar ediyor “ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığına” bir not bırakarak.
Üzülmeyin, gün gelecek herkes haber olacak.
Bir televizyon kanalının muhabiri işini yaparken eğiliyor ve iç çamaşırı görünüyor. Bir diğer meslektaşı o anı “sabit”liyor ve gazetesinde “Muhabirin iş kazası” diye haber yapıyor. Zamanında epey tartışılmıştı bu mevzu. Hürriyet gazetesinin sitesinde haberin fotoğrafı kaldırılmıştır. Sevindirici bir gelişme.
Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter.
Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter
Efendim, ben sayısı iki elin parmaklarını az biraz geçen Anadolu İletişim Meslek Liselerinden birinde edebiyat muallimiyim. Okullardaki merasimler, müsamereler, törenler edebiyat muallimlerinin üzerine yıkılmıştır. Geçen 10 Kasım’da bir tören tertip ettik Ata’yı anmak için. Şiirler, konuşmalar, Ata’nın sevdiği şarkılar… Talebelerimize vazifelerini taksim ettik, bir gün evvelinden provasını yaptık. “Sizler iletişim okuyorsunuz, töreni kaydedin, fotoğraflarını çekin” diyerekten birkaç öğrencimizi görevlendirdik. Meslek dersi öğretmenleri, tutuşturdular ellerine kameraları, fotoğraf makinelerini. Törenin sahnelendiği yerde durduğum için dinleyicileri rahat görebiliyorum. Program başladı, bir öğrencimiz Ata’ya mektup yazmış, onu okuyor, dinleyen bir öğrencimiz gözyaşlarını saldı. Bizim muhabir adaylarımız bunu göremediler. Haberi kaçırdılar, aynı akşam TV’de Ata için ağlayan asker defalarca gösterilmişti. Derken kalabalık içinde bir hareketlenme. Sabahın köründe oraya diktiğimiz öğrencilerden biri bayılıyor. Kafalar olay mahalline çevriliyor, uzak olduğum için müdahale edemem. İki öğretmen arkadaşımız hemen yetişiyor. Konuşma yapan öğrenciyi durduruyorum, ortam durulsun öyle devam eder. Bizim muhabir adayları şaşkın, diğerleri gibi bakıyorlar sadece, en yakındaki fotoğraf makineliye işaret ediyorum, anlamıyor ne demek istediğimi. “Ne duruyorsun, haber orada! “ diyorum.
Gördüklerimiz, insana bu "Kadar da olmaz!" dediriyor. Osmanlı sevdası irtica iken, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki bir kurumda Mehteran Bölüğü varmış, hem de senelerdir. mil.tr uzantılı bir sitede Osmanlı müziği, resimleri yayımlanması demek cumhuriyetin temellerine dinamit koymak değil midir? İrtica korkunuz yoksa sitemizden dinleyebileceğiniz Mehter Marşları: ELÇİ PEŞREVİ BAYATİ PEŞREVİ MAHUR PEŞREVİ YENİÇERİ MARŞI YİNE DE ŞAHLANIYOR TAVAS ZEYBEĞİ ESTERGON KALESİ FETİH MARŞI OSMAN PAŞA MARŞI ORDUNUN DUASI EY GAZİLER GÜL YÜZLÜLERİN GÜLYÜZÜNDE GÖRELİ HOŞ GELİŞLER OLA İHTİYATLAR SİLAH ÇATMIŞ KENDİNE NİÇİN EMSAL ARARSIN KIRIMDAN GELİRİM KÖROĞLU DESTANI MEHTER VURUYOR MERT DAYANIR
Mehter Marşlarının sözleri için buraya, diğer Mehter marşlarını dinlemek için buraya, sitenize Mehter marşı veya diğer müzikleri eklemek için buraya tıklayın.
Türküleri Çiğdem Gökay Şeçkal okuyor, pek de iyi okuduğunu söyleyemem. İşte türküler: Ey Sevdiğim Gelin Eyledim Kula Kulluk Yakışır mı? Hastane Önünde İncir Ağacı Cevizin Yaprağı Dal Arasında
Askerliğini yapmamış olanlara müjde! Profesyonel askerliğe geçiliyor yavaş yavaş. 2009'dan itibaren TSK'daki komandolar uzman çavuşlardan oluşacakmış. Yani askerde beni komando seçerler mi gibi bi derdiniz olmayacak artık. Hayırlı teskereler efendim...
Dügah Şarkı Segah Şarkı Nihavend Şarkı Rast Şarkı Ağıraksak İsfahan Şarkı Dün Gece Ye's ile Kendimden Geçtim Yillar Ne Çabuk Geçti Kalamış Körfezdeki Dalgın Suya Ey Gonca-i Nazik Tenim Nihavend Longa Gel Güzelim Çamlica'ya Kimseye Etmem Sikayet Su Karsiki Dagda Solsan da Sararsan Yillar Ne Çabuk Geçti Seni Sevda Çiçegim Hicaz Peşrevi Kürdilihicazkar Longa Hicaz Raks
Çalan şarkılar hakkında daha fazla bilgi almak için şu sayfalara bakabilirsiniz. Her türden müzik dinlemek için: Müzikler
Nedir bu öğrencilerin edebiyat öğretmenlerinden çektikleri... :) Türk edebiyatında ilk tezkirenin sahini Çağatay Lehçesinin büyük şairi Ali Şir Nevai'dir. Eseri Mecâlisü'n-Nefâyis. (15. yüzyıl) Anadolu'da yazılan ilk tezkire ise Sehi Bey'e aittir. Eserin adı, Heşt-Behişt. (16. yüzyıl) Kastamonulu Latifi'nin kendi adıyla anılan Latifi Tezkiresi meşhurdur. (16. yüzyıl) Kınalızade Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-şuara adlı eserinin olduğunu da bilin. (17. yüzyıl) Tezkireler hakkında daha da fazla malumat isterseniz aşağıda isimlerini verdiğim kaynaklara ulaşınız. Sehi Bey Tezkiresi Heşt-Behişt, Mustafa İsen, Akçağ Yayınları
Lâtifi, Tezkiretü’ş-şuarâ ve Tabsıratü’n-nuzamâ, Abdüllatif Çelebi Latifi, 993/1585, Rıdvan Canım ,
Tezkiretü'ş-şuara, Kınalızade Hasan Çelebi, 1016/1607 ; İbrahim Kutluk .
Tezkiretü’ş-şuara, Mustafa b. Carullah Beyani ; İbrahim Kutluk. Türk Tarih Kurumu, Ankara 1997
Nuhbetü’l Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr, İsmail Beliğ, Abdulkerim Abdulkadiroğlu
İntoko.kijiji.com.tr sitesi hemen her ilan aramasında karşıma çıkmakta. Sayfaların pek de hoş tasarımı yok. Gogıl sizi o sayfaya gönderdi ise aradığınızı sayfa içerisinde bulmanız zor. Üstelik Ki ci ci Premium AdSense yayımcısı. Premium yayımcı olabilmek için aylık 20 milyon sayfa gösterimi olan siteye sahip olmanız gerekiyor. Hakkında sayfalarına baktım, Ebay ile bağlantısı var, uluslararası bir şirket. Yazışma adresi olarak İrlanda verilmiş. Sitede ilanlar ücretsiz yayımlanıyormuş. Buraya kadar geldiniz madem bir de masaj videosu seyredin.
İş Bankası'nın 10 kasımdan önce yayıma soktuğu Atatürklü reklâmın bence tek başarısı makyajıdır. Reklâmı ilk seyrettiğimde beğenmemiştim. Sonra defalarca seyrettim, kanaatim değişmedi. Çocuğun "Senin eline diken batar mı? Sen Atatürk değil misin?" sözleri Atatürk'ü bir insan olarak göstermesi açısından güzeldi. Fakat oradaki Atatürk imajı hiç mi hiç hoş değildir.
Bir kere "Bugünün küçükleri yarının büyükleridir" diyen bir lider, çocuğu ciddiye alır. Ona "Çocuk!" diye hitap etmez. Hadi diyelim bu o dönemin bir özelliğidir. Peki konuşurken muhatabına, yani çocuğa bakmamasına ne diyeceksiniz? Ata'nın karşısındakini ikna etme gücü çok yüksektir, bakışları etkileyicidir. Bunu onunla karşılaşanlar anlatıyor. Bununla ilgili olarak İzmir suikastçılarının ve Said Nursi'nin beyanları vardır. Merak edenler araştırabilirler. Çocukla konuşurken başını bile çevirmiyor, ya göz ucuyla bakıyor ya da uzaklara bakıyor, oysa çocuğa gövdesi ile dönmeliydi.
Atatürk'ü canlandıralım derken, Polat Alemdar gibi kasım kasılan bir tip çıkartmışlar ortaya
Çocuğa verilen nasihat çok uzundu. Bir de dikenin battığı parmak çok görünüyor, sanki çocuğu azarlar gibi.
Gelelim reklâmın sonuna yani hiç mi hiç beğenmediğim kısmına: Atatürk çocuğa "Anladın mı?" diye soruyor. Dünyanın tek başöğretmen olan lideri bir çocuğa böyle sormaz. Açın bakın nutkunu, meclis tutanaklarına, sözlerine bakın, hiçbir yerde "Anladınız mı, anladınız mı efendiler!" dememiştir.
Bu reklâmdan sonra "Atatürk gibi adam" sözünün hiç iyi çağrışımları olmayacaktır. Haluk Bilginer, Atatürk'ü canlandırayım derken, Polat Alemdar gibi kasım kasım kasılan bir tip çıkmış ortaya.
Örgü... El becerisi mi zeka işi mi? Sanayi devrimine karşı, hazır trikolara karşı kadınların bir direnişi olarak da algılanabilir mi? Sanat mı zanaat mı? Masraflı mı ucuz mu? Bu sorular uzar da uzar. Buyrun size işkembe örgü modeli videosu. Sırada Zeki Müren kirpiği, Selanik ve pirinç örneği var.
Yarışmadan geç haberim oldu, 9 Kasım'da bitmiş. Vaktinde öğrenseydim katılır mıydım? Katılamazdım, çünkü üniversite öğrencileri arasında yapılmış. "Eğitimin haline bak, öğrenciler nelerle meşgul oluyor!" edebiyatı yapacak değilim. İşte bir kalemşörün videosu:
Reklâm da olsa verilen mesaj çok güzel. Atatürk bir insandı ve çalışarak başardı deniliyor. İşte reklâm metni -Aa -Ne oldu çocuk! -Senin eline diken batar mı? -Batmaz mı.. -Senin elin kanar mı? -Kanamaz mı.. -Ama... Sen atatürk değil misin? -Öyleyim çocuk.. -Ama... -Sen şimdi bırak benim kim olduğumu.. Bu gülü yetiştireceksen canın yanacak,elin kanayacak,güneş seni terletecek,bu bahçede gül bitmez diyenler olacak...gül öyle yetiştirilmez böyle yetiştirilir diyenler olacak..sen kendine şunu soracaksın: ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? Ben burda dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum? eğer çok istiyorsan , ne eline batan diken ne de söylenenler umrunda olmayacak... Kim olursan ol tek isteğin şu kokuyu duymak olacak... Anladın mı ? Reklamı seyretmek için tıklayın.
Kevın Kostner'a Atatürk rolü düşünüledursun İş Bankası'nın reklâmında Haluk Bilginer Atatürk'ü oynadı. Makyaj şahane, ses tonu da uymuş. Haluk Bilginer'in bakışı, ses tonu, duruşu tam da Atatürk gibi adam dedirtiyor.
Atatürk ve Fotoğraf
Bir de dikkatimi çeken birşey var. Çekimler hep profilden yapılmış, cepheden çekilmemiş. Atatürk'ün fotoğraflarını düşünüyorum, profilden çekilenler var hep aklımda. Acaba özel bir tercihi olabilir mi Ata'nın? Atatürk'ün fotoğrafa çok önem verdiğini Attila İlhan'ın bir konuşmasında duymuştum. Acaba bunun üzerine ayrıntılı bir yazı, çalışma var mıdır? İşte o reklam:
Resimdekilerin bilgisayar programcısı mı seri katil mi olduğunu test eden mini oyun. Size 10 fotoğraf gösteriliyor, sonuçları test sonunda görebiliyorsunuz. Ben 10 da 6 isabet kaydettim. Tıklayın
Bizim gençliğimizde Umay Umay adında bir kadın çıkmıştı, dudaklarını ve saçlarını mora boyuyordu. O söylemişti ilkin bu şarkıyı. Talebe idik o zamanlar, ayrılacağımız sevgilimiz yoktu ama yine de dinlerdik. Nerden dolandıysa dilime yine. İşte Umay Umay yorumu, şarkının sözleri ve Emre Aydın'ın kovırı is karası gibiyim o temiz ellerinde dil yarası gibiyim o masum sözlerinde kal deme hiç bunu benden isteme sus bu gece bana aşktan sakın hiç bahsetme dur bu gece bana dokunma beni delirtme sana boşuna umut vermek istemem
çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde
sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince
mum gibiyim senin ışıl ışıl gözlerinde kum gibiyim uçsuz bucaksız o çöllerinde kış gibiyim yakan yaz güneşinde hırsız gibiyim kadehteki o ruj izlerinde dil gibiyim yanağındaki o beninde kal deme hiç bunu benden isteme
çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde
sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince sen yine olduğun gibi kal ben misafirim bu şehirde bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince
çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerden bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde
sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince
Maçı seyretmedim, zaten futbolla aram yoktur fazla. Tarihi hezimet falan yazılmış. Hımm, hafızamızın zayıf olduğu belli. Çocukluğuma döndüm birden. Kova Yaşar vardı hani, İngiltere'den 8 gol yiyen milli takım kalecisi. Ve hâlâ İngiltere kalesine gol atamayan bir milli takımımız var? Yanılıyor muyum?
Damacana'da Windows Live Messenger 2008 Final'in çıktığını öğrendik. Lakin bu son sürümlerin ardı arkası kesilmeyecektir. İlla en güncel programları kullanırım diyorsanız MSN'niz yeni sürümler çıktığında sizi uyarabilir. Yukarıdaki resme veya buraya tıklayın. Karşınıza çıkan pencerede Continue düğmesine tıklayın. MSN kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapacaksınız. Sonrası kolaydır. Güncelleme olduğu zaman MSN sizi tıpkı bir ileti geliyor gibi uyaracaktır.
Kasabın koyun sevmesi gayet tabiidir, peki dağda, kırda gezmesi gereken Kangal köpeklerini apartmanlara hapsetmek hayvan sevmek midir? Aşağıda seyredeceğiniz video Almanya'da bir hayvanat bahçesinde çekilmiş. Kangalları hayvanat bahçesine gezmeye getirmişler, orada yazmıyor ama tahminim, önceden şehrin tarihi mekanlarını gezdirmişlerdir, sinemaya götürmüşlerdir. Sıkılmasın değil mi hayvancağızlar... Kurtlar ve Kangallar birbirlerine hırlaşıp duruyorlar, şükür ki arada tel örgüler var. İnsan soramadan edemiyor hangisi hayvan?
Köpek dövüşü
Köpeklerin yapamadığını videoya yorum yazanlar yapmışlar. Yok Kangal, pitbulu dövermiş, kurt kangalı parçalarmış. Hatta daha da ileri giderek konuyu şovenizme taşıyanlar var. Kurdun ve Kangalın kökenlerine inip işi milllet kavgasına kadar ilerletmişler. Ne diyelim Allah akıl fikir versin.
Son bir haftadır, siteye "Şuara tezkiresi nedir?" diye soruluyor. Tezkire, teskere ve tezkere farkını resimli olarak anlatmıştık. Şuara tezkirelerinin bu denli aranması ilginç geldi bana. Acaba diyorum edebiyat öğretmenleri ödev mi veriyor talebelere? Yoksa Divan edebiyatına olan merak artıyor mu? -İskender Pala'nın kulakları çınlasın.- Madem buraya kadar geldiniz tezkiler hakkında malumat bulabileceğiniz bir kaç yazı göstereyim.
Tezkire örnekleri
Latifi Tezkiresi - Rıdvan Canım Ali Şir Nevai (İlk Türkçe tezkirenin yazarı) Rıdvan Canım Bu sayfalardan tezkireler üstüne yapılmış doktora ve yüksek lisans tezlerini arayabilirsiniz.
Pazar... Kahvaltı sofrası... Afyonum patlamamamış daha... Bu halimle patlamaya hazır bombayım... Çatacak yer arıyorum... Ne işi var bu fıstık ezmesinin sofranın orta yerinde... Bu fıstık ezmesi de ne oluyor, rahmetli dedem tarhana çorbası içerdi kahvaltıda. Amerikalının yerfıstığı ezmesi gelmiş konmuş soframızın orta yerine. Allah bilir bu yediğimiz yerfıstığı da ithaldir. Markaya bak: Sindirella. Peri padişahının kızı olacak değil ya! Amerikan malı işte. Nerede üretilmiş bu? Bakalım, Düzce... 81 Düzce, 82... konuyu dağıtmayalım. Sev et bi kenara sonra bakıla. Baklagillerden bir bitki, farkı meyvelerini toprak altında saklaması. Latince adı Arachis hypogaea, her yerde yetişmiyor, toprak ve iklim seçiyor, sıcak iklimleri seviyor. Demek ki rahmetli dedem tarhana çorbasına boşa yumulmamış, yetiştirebilse idi yer fıstığı ezmesi yerdi. Borsası bile var.
Erkeklerin korkulu rüyası olan ve genelde de karşılarına çıkan bir rahatsızlık olarak prostat kanseri, kanser türleri arasında en az zarar verenlerindendir. Halk arasında ayakta bevletmenin sebep olduğuna dair pek çok söylenti olsa da prostat kanserine neyin sebep olduğu tam olarak bilinmiyor.
Üç erkekten ikisi bir şekilde Prostat büyümesi rahatsızlığına yakalanıyor. Bunların önemli bir bölümü iyi huylu oluyor. Az bir kısmı ise, kötü huylu (yani kanser) oluyor. Ancak ilerleyen yaşlarda çıkması sebebiyle yavaş ilerleyen bu hastalık, diğer kanser türlerine göre daha az öldürücü. Prostat kanseri olmuş çok sayıda insan tanıyorum, bu hastalıktan dolayı ölen kimseyi tanımadım çok şükür. İnşallah da tanımam. Prostat Ameliyatı çok defalar hastaları bu dertten kurtarıyor.
Cinsiyete göre değerlendirildiğinde hastaların yüzde yüz'ünün erkek olduğu bu rahatsızlığın pençesine düşen herkese acil şifalar deliyoruz.
Bir anket düzenlemiş ve "Google nasıl okunur?" diye sormuştuk. Anketimize katılan 325 kişiden 185 kişi yani ankete katılanların %56'sı Gogıl diye okunur demiş. Biz de vatandaşın kararına katılıyor ve bundan sonra Gogıl diye zikredeceğimizi beyan ediyoruz. İşte anket sonuçları
Askerlerimizin şehit edilmesi ve kaçırılması üzerine gündeme geldi termal kameralar. Biz de üstümüze çok vazife imiş gibi nedir ne değildir diye araştırdık. Sadece askeri amaçlar için kullanılmıyormuş, petrol tesislerinin korunması amacı ile de kullanılıyormuş. Aselsan'ın sitesinden bir de fotoğraf bulduk. İnternette yaptığım kısa araştırmada fiyatını öğrenemedim. Markaları öğrendim ama reklâma girmesin diye söyleyemeceğim. Bir askerden -binbaşı- duyduğuma göre epey pahalı aletlermiş. Aselsan'ı arayıp "Termal kamera fiyatı nedir?" diye soramazdık. Bizden bu kadar fiyatını da öğrenivermeyin canım:)
Blogcular arasında feysbuk üzerine yazmak moda oldu. Feyzbuk kullanımına dair bilgi verenlerden tutun da feyizbuk'un Türkler tarafından keşfedilmesine içerleyip "aman orası da kirlenecek" diye sızlananlar var. Askerlikte "Arkadaşlar birbirimizle irtibatı koparyalım" deyip çareler düşünmüştük. Asker arkadaşları olarak adres bilgilerimizi ve telefonlarımızı bir kağıda yazıp çoğaltmıştık, şimdi o kağıdı nereye koyduysam bulamıyorum. Anlattıklarım geçen asırda olan şeyler değil, yakın bir tarihten yani 2002 senesinden bahsediyorum. Bazılarımızın kendisine ait sitesi vardı, e-posta adreslerimiz vardı, Mynet Arkadaşım sitesi vardı. Feysbook'un sunduğu hizmetin benzerini en az beş sene önce sunan Mynet Arkadaşım niye tutulmadı? Bunun sebepleri üzerinde durmak lazım. İşte aklıma gelenler:
Mynet internetten kız tavlamak isteyen çaylaklara hitap ediyor.
Mynet hedef kitlesini seçemedi, yukarıdaki resimde görüleceği üzere internet kafeye gidip kız tavlamak isteyen çaylakları kendine hedef seçti.
Feyizbuk'un çok iyi bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Üniversite öğrencileri ile yola çıkıyor, yani interneti kullanan ve ileride kullanacak olan kitle ile. Mynetimiz ise farkında olmadan, okuldan kaçan liselileri hedef seçti kendisine.
Mynet, internetin televizyonlaştığının farkına varamadı. Televizyonlar bedavadır, bedava müzik dinler, bedava film seyredersiniz. Bunlar için sizden para istemezler. Mynet ise tüm hizmetlerini ücretsiz sunmak yerine premium üyelik diyerek milletten kuruş kuruş toplayarak kazanmaya çalıştı.
Küçük düşündü Mynet, beynelminel denebilecek bir alanadı (domaini) varken dünyaya açılmayı başaramadı. Feyzibuk başlangıçta yerelmiş, Harvırd Üniversitesi öğrencileri ile başlamışlar, sonra diğer üniversiteler ve dünya...
Feyisbuk çok da orijinal bir fikir değil, benzerleri çok çok önceden vardı. Peki bu kadar tutulmasının sebebi ne olabilir? Bence kullanıcıları dolayısı ile tutuldu. Kullanıcılarımız bunlardır, biz farklıyız, kaliteliyiz mesajını verdiler.
Feyisbook'un benzerleri, taklitleri, yerli versiyonları mantar gibi türüyor. Benzeri faaliyete kalkışacak olanlara bir alanadı önereyim. Bu öneri için bağış yapılmasını istemiyorum. İşte henüz kiralanmamış olan bomba alanadı: vefakar.net
Yaygın kaanat Türkçe siteler ile AdSense'den çok para kazanılmayacağı yönündedir. Türkçe sitelere reklâm verenlerin ücretleri çok düşük tuttuğu söyleniyor. Bir nebze doğru olsa da Türkçe sitelere reklâm verebilmek için 5 doların üzerinde parayı gözden çıkarmanız gereken kelimeler var. Google reklâmlarında yayımlanan kelimelerin fiyatını reklâveren rekabeti belirler. Bir kelime az aranıyorsa ve o kelimeye reklâm vermek isteyen çok ise o kelime pahalı oluyor. Eğer sitenize yeterli trafik sağlayabilirseniz bu pahalı kelimelerle para kazanmanız mümkün. Peki bu pahalı kelimeleri nasıl öğrenebilirsiniz? Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor. Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler. Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır. Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.