15 Ekim 2007
Önceki yazılarımızda SEO hakkında söylediklerimiz malumu ilam türündendi. SEO, Google ile anılıyor, en azından ülkemizde böyle. SEO'nun tanımını şöyle de yapabiliriz: Kurallarını Google'in belirlediği bir oyundur. Bunu Google saklamıyor, açık açık yol gösteriyor. Bkz:
Sitemin sıralamasını nasıl iyileştirebilirim?Peki Google oyunun sonuçlarını açıklıyor mu? Hayır, sadece Google değil, büyük arama motorlarından hiçbiri en çok aranan kelimeleri açıklamıyor. Google, Zeitgeist adı altında ucundan azıcık koklatıyor, aramada bir önceki aya göre en çok artış gösteren kelimeleri açıklıyor. Bunun nasıl istismar edilebileceğini şu yazımızda göstermiştik. Bu arada 2007'nin Temmuz ve Ağustos aylarında, Zeitgeist'te Türkiye'nin yer almadığını, Google'de en çok aranan kelimeler ve Hürrüyet başlıklı yazımızın yayımladığı gün Amerika'dan 100'ün üzerinde ziyaretçi çektiğini sadece belirtelim. Google, internet trafiği benim açtığım kapıdan işlesin diyor
Hal böyle olunca Google'in ve diğer arama motorlarının en çok aranan kelimeleri niçin açıklamadıkları kolayca anlaşılabiliyor. Kuralları belli olan bir oyunda (kuralların niçin açıklandığı, belli olduğu ayrı bir yazı konusu) kazananların bir kez bile açıklanması interneti iyiden iyiye çöplüğe çevirir. Gözlerinde dolar işareti yanıp sönen internetçiler, blogcular o konulara hücum ederler. Bu, Google'in işine gelmez, çünkü dükkanında sunacağı mal çeşidi azalır. İrili ufaklı herşeyin bulunduğu, herkesin aradığını bulduğu bir mağazadır Google. Bu mağazayı sevabına işletmesini bekleyemeyiz.
Google, internetin cümle kapısı olmak istiyor. İnternet trafiği benim açtığım kapıdan işlesin diyor. Bunun için adına SEO dediği oyunu geliştirmiş. Bunu niçin yaptığını herkes biliyor, para için. SEO denilen oyundan sıyrılarak nette var olmaya çalışanların başına neler geldiğini, para tezgahının nasıl kurulduğunu, sonraki yazılarda anlatmaya çalışacağız dilimiz döndüğünce.
Etiketler: avare, Google, Google üst sıra, internet, internetten para kazanmak, Para

|
5 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
16 Ağustos 2007

İnternette bir kural vardır: "İlk gelen alır"
Bir zamanlar domainler (internet adresi veya alan adı diye çevirebiliriz) büyük paralara satılıyordu. Artık, şirketler, futbolcular, mankenler, türkücüler, arabeskçiler, dönmeler,
delikanlılar nette yerlerini aldıkları için domain pazarı eskisi gibi hareketli değil.Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor.
Eskiden, çok değil 5-6 sene evvel, daha Google interneti bu kadar ele geçirmemişken, internete bağlanmak için modem sesi duyarken, çoluk çocuk cahil cühela internete yunuslama dalmamışken, tarayıcılarda Google'nin arama çubuğu yerine adres satırı kullanılırken domainler önemliydi. Com, net, org nisbeten anlamına uygun kullanılırdı. Edu, gov, mil uzantılarını kimin kullanıdığını internete girenler bilirdi. Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlarda kendimize göre siteler yapardık. Kimi zaman Frontpage ile kimi zaman Notepad ile. Değişen çok şey oldu zaman içinde ama değişmeyen ve değişmeyecek olan birşey var: Sitelerin ziyaretçiye olan ihtiyacı. O zamanlar da sayaç kullanırdık sitelerimizde. Arama motorlarından www.xxxx.com yazarak sitemize gelenler olmazdı.
Daha önceki bir yazımızda blog ziyaretçileri üzerinde durmuştuk. Net Günlüğü'nün sayacına baktığımda ziyaretçilerin % 90'ın Google üzerinden geldiğini görüyorum. Gelenler aradıklarını bulabiliyorlar mı o ayrı bir mesele ve ayrı bir yazı konusu. Google'nin ziyaretçi göndermesinin sebepleri malum. Blogger'ın Google tarafından torpilli olması, SEO ve gündemi takip etmem. Şayet Net Günlüğü, eski bir site olsa idi, Page Rank değeri 4 veya 5 olsa idi ziyaretçi sayısı iki katına çıkardı. Çünkü Google, PR değeri yüksek sitelere arama sonuçlarında öncelik veriyor. Bir sitenin PR değeri yüksekse ve sık güncelleniryorsa o siteye daha sık uğruyor Google ve orayı sık indeksliyor. Google'nin Net Günlüğü'ne bazen birkaç gün bir uğramadığı da oluyor, her gün uğradığı da oluyor. CNN gibi büyük ve sık güncellenen sitelere her 10 dakikada bir uğrar. Yani Google'ye yazıyı ilk indeksleten kazanır.
Türk blogcular arasında yaygın olan ve tasvip etmediğim bir davranış görüyorum: Bir blogda gördüğü yazıyı (beğenmesi şart değil, ziyaretçi getireceğini bilmesi yetiyor) tırnak işareti içinde kendi blogunda kaynak göstererek aynen yayımlamak. Söz konusu yazı ilk önce PR değeri düşük ve Google'nin az uğradığı bir blogda yayımlandı ise Google onu görmeyecek ve yazının alıntılanarak yayımlandığı sayfayı arama sonuçlarında öne çıkaracaktır. Bkz. Seo icat oldu, mertlik bozuldu.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor. "Falancanın sitesinde gördüğüm bir yazıyı buraya alıntılıyorum" demek yerine o yazıya birşeyler katarak, karşı çıktığı katıldığı yönleri yazarak yazıyı işaret etmek daha erdemli bir davranış olacaktır. Çünkü o yazı bir ay önce matbu yayımlanan, arasan da bulunamayacak bir gazetede değil, bir kelimede milyonlarca sonucun sıralandığı Google'den yola çıkılarak ulaşılabilecek bir yerdedir, kısacası bir tık uzaktadır.
Bilmem işi gücü blog olanlar, renkli blogcularımız, beyn'ini özetini bloga akıtanlar, fikir bozanlar, acemiler bu konuda ne düşünürler?Etiketler: ah, avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Google indexlemesi, Google üst sıra, Google'de yükselmek, internet, internet reklamcılığı, internet Türkçesi

|
5 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
28 Haziran 2007
internet, SEO, arama motoru, reklam, para, ahlak...
Google ve internet üzerine yazmaya devam ediyoruz. Daha
önce kaleme aldığım iki yazıda Google aramalarında artış gösteren kelimeler üzerinde durmuş ve
bunların suistimal edilebileceğini söylemiştim. Canlı bir örneği ile karşı karşıyayız.
Sağolsun Google bu siteye uğruyor ve güncelliyor. Uğrama sıklığı fazla değil. Sebebi malum, yeni bir blog ve sıfır PR. Daha dün Google'de "hürrüyet" diye arattığınızda bu blog ilk sayfada çıkıyordu. Bugün (28 Haziran 2007) baktığınızda ise köklü sitelerimizden hafif.org ilk sayfada 3. sırada yer alıyor. Çok yakında birinci sırayı kapacaktır. Hafif.org'ye 26 Haziran 2007 eklenen yazıların birinde -hürriyet ödülli bilgi yarışması, başlığını taşıyor. Ya acele ile yazıldı ya da "ödülli" kelimesi tapulanmak isteniyor- hürrüyet ve hürrüyet gaste oku etiketleri kullanılmış.
Hafif'teki yazıyı kaleme alan nihilanth nikli yazarı böyle yaptı diye suçlayamayız. Nihayetinde Hafif, yazarlarına para ödeyen bir site.
İnternet âleminde hiçbir kelimenin kimsenin malı olmadığı biliyorum. Hürrüyet'i hafif'e kaptırdığım için bu yazıyı kaleme almış da değilim. Sadece SEO, arama motoru denen kavramlar üzerinde durmak, internetin nereye gidebileceğine dikkat çekmek istiyorum.
Bu hamur daha çok su götürür. Baksanıza hangi konular bekliyor bizi: internet, SEO, arama motoru, reklam, para, ahlak...
Ekler:
Hafif.org'de Hürrüyet
Google'de HürrüyetEtiketler: avare, Google, Google indexlemesi, Google üst sıra, Google'de yükselmek, internet, internet reklamcılığı, internet Türkçesi

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
16 Haziran 2007
Blogunuza muntazam olarak yazı eklemezseniz Google aramalarında alt sıralara düşüyorsunuz.
AdSense için bir blog açmıştım. Google aramalarında sitenin anahtar kelimeleri kısa sürede birinci sıraya çıktı. AdSense geliri o kadar iç açıcı olmasa da idare ediyordu.
Kadınlara yönelik bir site yaparsanız reklâmlara tıklama oranı artıyor. Tıklama oranı %10 civarında idi. Hâlâ öyle fakat o blogun geliri yarıya yarıya düştü. Sebebi ziyaretçi sayısının azalması. Google'ye baktım, siteyi 1. sıradan 5. sıraya atmış. Ziyaretçi sayısı yarı yarıya düştü haliyle. Bu da demek oluyor ki Google'da arama yapan kişilerin yarıdan fazlası 5. sıradaki siteye bakmıyor.
İmdi o siteyi tekrardan 1. sıraya çıkartmam lazım. Yaklaşık bir ay sürer diye düşünüyorum. Birkaç tane yazı yazdım ve taslak olarak kaydettim. Haftada bir, bir tanesini yayımlayacağım.
Etiketler: AdSense, AdSense kazanç, avare, Google site ekleme, Google üst sıra

|
2 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |