Böyle giderse Net Günlüğü Derya Baykal sitesine benzeyecek. Ne yaparsınız, emir büyük yerden geliyor. Sadece bizde değilmiş bu el işi hobileri, ecnebi hanımlar da çok meraklı bu işlere. Örgülerin isimleri de ilginç... Haroşa diyen de var Haroşo diyen de.
Bilgisayarı arada bir kaptırıyoruz elimizden. Neler buluyor öyle bu hanımlar, ajur, Brezilya nakışı, fiyonk... isimleri de tuhaf. Brezilya deyince benim aklıma önce Rio festivali, kahve, futbol gelir. Demek ki nakışı da ünlüymüş.
Türban'ı sevmedim. Eşarplar daha kullanışlı. İmdi memureler, hemşireler eşarplarını videoda gösterildiği gibi çanta şeklinde kullanarak kamusal alanda hizmet verebilirler mi? Kimsenin hayır diyeceğini sanmıyorum. Demek ki neymiş: mesele eşarp, başörtüsü, türban, tülbent, yazma, çember meselesi değilmiş. Bunların nereye takıldığı meselesiymiş yani kafa yani zihniyet yani kapasite meselesiymiş.
Bunlar seyirlik. Yapılışını öğrenmek istiyorsanız videoda belirtilen siteye bakınız. Videoda çalan müzik Yedi Karanfil adıyla yayımlanan bir kasette vardı. Murat Göğebakan ise bu melodi eşliğinde bağıra bağıra Ayyüzlüm diyordu. Oya örnekleri, dantel modelleri, el işi
Örgü... El becerisi mi zeka işi mi? Sanayi devrimine karşı, hazır trikolara karşı kadınların bir direnişi olarak da algılanabilir mi? Sanat mı zanaat mı? Masraflı mı ucuz mu? Bu sorular uzar da uzar. Buyrun size işkembe örgü modeli videosu. Sırada Zeki Müren kirpiği, Selanik ve pirinç örneği var.