04 Nisan 2008

Son zamanlarda meşhur blogcular, blogdan para kazanma üzerinde kafa yormaya başladılar. Mesele enine boyuna tartışılıyor, yeni görüşler ortaya atılıyor. Çıkış yolları aranıyor. Çıkış yolları dediğimize göre ortada bir girdap var: Blogcularımız para kazanamıyor. Önce konu üzerinde duran yazılardan seçtiklerimizi listeyelim, sonra kendi görüşlerimizi söyleriz.
Sokak şarkıcılarının olmadığı ülkemde blogcu nasıl bağış ister?
Selçuk Hoca - Blogtan Para KazanmakDamacana - Tam zamanlı blogculuğa geri dönüşWolkanca - Merhaba Wolkanca neden açılmıyor?Nahnu - Paypal donation yerine SMS üzerinden destekGüneşin Tam İçinde - Bloglar İçin Yeni Gelir ModellleriC.E.O Yavuz
Türkiye de Blogların Durumu ve Sponsorluk
AdSense az veriyor serzenişi
Blogcularımızın genel şikayeti bu. Tabii ki az verecek, az kazandıracak. Gogıl, blogcular para kazansın diye kurmadı ki AdSense'yi... Reklâmverenler, blogcular geçinsin diye Adwords'e para akıtmıyor. AdSense ile blogdan kazanılan paraya para demek için günlük en az 30 bin kişinin uğradığı bir blog olması gerekiyor. Net Günlüğü'nün bir aylık ziyaretçi sayısı yenice o rakamlara ulaştı. Hal böyle iken kazandığı para limitsiz ADSL ücretini ödemeye ancak yetiyor. Zamanında AdSense, SEO üzerinde fazla durmuş, abartmıştım. Attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değmediğini görünce vaz geçtik. Gelir (!) kaynaklarından kimini eşe dosta dağıttım, kimini sattım, kimini ise kendi haline bıraktım. Evet bu bir itiraftır.
Donation (Bağış) sistemi
Ecnebilerin bloglarında "Bana kahve ısmarlayın, bira söyleyin." tarzında sözlerle bağış (donation) istenirmiş. Bunun benzeri bizde niçin olmasın deniyor. Olmaz efendim olmaz. Çünkü bizde sokak şarkıcıları da yoktur. Evrupo'ya, Amerika'ya gitmişliğimiz vaki değildir şükür. Belgesellerde ve filmlerde görüyoruz, uzun saçlı erkekler, pejmürde kızlar ellerine viyolensellerini, flütlerini alıp, önlerine gitar kılıflarını, şapkalarını açıyorlar ve şarkı söylüyorlar. Onları dinleyenler de ceplerindeki bozuklukları atıyorlar. Biz de bunun adı nedir? Evet, bildiniz, dilencilik. Bizde âşıklar varmış zamanında saz omuzda diyar diyar gezen. Bir ağanın konağına varır, sanatını gösterir. Ağa onu yedirir içirir, bahşişini verir. Batıda blogcu, sanatını sokakta icra eden şarkıcılar gibidir.
Şirketler niçin reklâm vermiyor?
Reklâmdan amaç ürünün tanıtılması, mümkün olduğu kadar çok kişiye duyurulmasıdır. Satış sonraki aşamadır. İmdi blogcularımız diyor ki belli bir konuya odaklanan bloglar oluşursa reklâmverenler için cazip olacaktır. Katılmıyorum. Selçuk Hoca'nın yazısına yazdığım yorumda belirtmiştim. Orada iktibas edeyim.
"Tematik blogların da bir yaraya merhem olacağını düşünmüyorum. Eğitim konulu bir blogunuz olduğunu varsayalım. Öyle blogu günde kaç kişi takip eder? Günlük 5 bin kişi uğrar mı? Hadi 10 bin diyelim. Peki reklamveren 10 bin kişinin uğradığı bir bloga mı reklam verir yoksa 100 bin kişinin uğradığı bir gazete sayfasına, portala, feysbuka mı? Blog, genel olarak ele alırsak internet gazete ve tv arasında bir yerde duruyor. TV’leri düşünelim, sıralı otogaz sistemi üreten firma Kurtlar Vadisi’ne sponsor oluyor, dershane futbol maçına reklam veriyor, Kabak Yelleri dizisine sponsor oluyor. Sokaklardaki, caddelerdeki bilbordları düşünelim. Bilbordlara reklamverenler daha çok mahalleye, semte mi bakıyor yoksa ne kadar çok insan görür diye mi bakıyor?
İş bence ziyaretçi sayısında düğümleniyor."
Ekşi Sözlük, Türkiye'de en çok ziyaret edilen sitelerden biridir. İki üç günde bir uğradığımda siteyi tepeden tırnağa reklâma gark olmuş görüyorum. Üstelik oradaki reklamlara tıklanmıyor. Kimi zaman otomobil, kimi zaman meşrubat, sinema reklamları oluyor. Ekşi Sözlük o reklamları tematik olduğu için değil, çok ziyaretçisi olduğu için alıyor. Gazetelere, Mynet, E-kolay gibi portallara bakın, reklâmlar hedef kitleye mi yönelik yoksa kitleye mi? Gözüm siz algıda seçicilik diye birşey duymadınız mı?
Blogcu ne üretiyor, ne satıyor?
Geçenlerde internetten ucuz bir cep telefonu aldım. Kargonun nerede olduğunu internetten takip ettim. Bulunduğum ildeki şubeye geldiğini öğrenince kapıya kadar gelmesini bekleyemedim. Kargocuya gittim. Paketler kamyondan yeni indiriliyordu. Zamanı boşa geçirmeyelim diye Doktor Bey'den öğrendiğimiz taktiklerle kargodaki görevliyi sorguya çektim. 200 bin nüfuslu bu şehirde günde ortalama 30 paket geliyormuş internet firmalarından. Sayabildiğim kadarıyla 5 büyük kargonun şubesi var burada. Günde en az 100 paket geliyor bu şehre internetten. Herbiri en az 50 YTL değerinde olsa varın siz hesap edin gerisini. Bankaların, alışveriş sitelerinin ziyaretçi sayılarına, Alexa değerlerine bakın. Öyle sanıldığı gibi vatandaşımız internet üzerinden kredi kartı ile alışveriş yapmaya, internet bankacılığını kullanmaya çekinmiyor.
Bilmem anlatabildim mi?
Etiketler: AdSense, avare, blog, internet reklamcılığı, internetten para kazan, internetten para kazanmak, Para, reklam

|
E-postayla Gönder! |
11 Aralık 2007
Az önce
Webiket'in reklâm gelirlerini kullanıcılarıyla paylaştığını dair bir e-posta aldım.
"Baglantilariniz, yorum ve oylarinizla içerigini olusturdugunuz webiket, olusacak reklam gelirini sizinle paylasarak buyumek istiyor." diyor Webiket.
Ayrıntılara baktığımızda "Reklâm gelirlerini paylaşma" sözünün Webiket'in yapmak istediğine uygun düşmediğini görüyoruz. Webiket, reklam gelirlerini değil, reklâm alanlarını paylaşıyor. Yani sitedeki reklâm alanlarında sizin istediğiniz AdSense reklâmı yayımlanacaktır. Reklâm gelirlerini paylaşma deyince ben
"Pilli"nin yaptığını anlarım. Webiket sisteminde henüz ortada bir gelir yok, reklâm yayımlanacak tıklanırsa veya gösterilirse para kazanacaksınız. Neyse bu ufak ayrıntı üzerinde fazla durmayalım, daha ciddi sorularım ve eleştirilerim olacak Webiket'e.
Sistem nasıl çalışıyor?
Webiketçilerden sorduğumuz sorulara cevap vermelerini bekliyoruz.
Webiket'e kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapıyorsunuz ve AdSense kimlik numaranızı sisteme kaydediyorsunuz. AdSense numarasını nereye kaydedeceğimi bulmak için epey aradım. Siz aramayın, resimde gördüğünüz "Değiştir" yazan düğmeye tıklamanız gerekiyor.

Webiket'e ilk eleştirim bu olsun, daha rahat ulaşılabilir bir yere, mesela profil sayfasına link koyulabilir.
Reklâm gösterimleri nasıl tespit ediliyor?
Webiket bunu da açıklamış. Özetle diyorlar ki, yazı ekleyin, yorum yazın, yapılan yorumlara cevap verin, oy kullanın. Bunları yaptığınız zaman "reklam puanı" kazanırsınız diyorlar. Peki kaç puan kazanacağım? Maalesef bunun cevabı yok. Hangi etkinliğe kaç puan verildiği açıklanmamış. Dahası kaç puan kazandığınızı yani kaç reklâm gösterimine hak kazandığınızı göremiyorsunuz. Bu konularda daha şeffaf olmalarını beklerdik.
Reklâmlar nerede gösterilecek?
Webiket sayfalarında. Gösterilen reklâmların %70'i üyelerin, %30'u Webiket'in oluyor. Bu şöyle bir sorun ortaya çıkarıyor. Bilindiği gibi AdSense sayfa içeriğine göre reklâm yayımlıyor ve her içeriğin değeri aynı değildir. Misalen benim reklâmlarım otomobil konulu sayfada yayımlanırken, bir başka üyenin reklâmı müzik konulu bir sayfada yayımlanabilir. Bu bir dengesizlik ve adaletsizlik doğuruyor.
AdSense Sözleşmesine uygun mudur?
AdSense sözleşmesinde bir sayfada sadece bir hesaba ait reklâmın yayımlanacağı belirtilmiştir. Webiket de bunu söylüyor, böylesine bir yayımcılık için AdSense haberdar edilmiş midir, buraya AdSense yayımcı numaralarını veren kişiler bir risk alıyorlar mı? Bu soruların cevabını Webiket'in açıkça vermesi gerekiyor.
AdSense'den banlanma riski var mı?
Ya da bu soruyu şöyle soralım: Webiket'te yayımlanan reklâmlara ben tıklayabilir miyim? Cevap evet ise şöyle bir mesele daha ortaya çıkıyor: Ya tıkladığım reklâmlar benim hesabımla yayımlanıyorsa... Bilindiği gibi kendi reklâmınıza tıklamanız yasaktır. Webiket sayfalarında tıkladığım reklâmların benim hesabım üzerinden yayımlanıp yayımlanmadığını nereden bileceğim? Webiket, sistemlerine kendi kullanıcı adım ve şifremle giriş yaptığımda benim hesabıma ait reklâmları göremeyeceğimi taahhüt edebiliyor mu?
Kazanmak mümkün mü?
Bence pek mümkün görünmüyor. Sebebi ise yukarıda söylediğim kendi reklamına tıklama kaygısıdır. Türkçe sosyal imleme siteleri yabancı benzerleri gibi içerik keşfetmek için kullanılmıyor. Daha çok webmasterlar, blogcular sitelerine ziyaretçi çekmek ve backlink almak için kullanıyor. Türkçe sosyal imleme sitelerinin site trafiğine de fazla bir katkısının olmadığını gördüm. Bu sebepten başta Blograzzi olmak üzere sosyal imleme sitelerinden el çekmiştim.
Webiket'in bu reklâm alanı paylaşımı ise yukarıda saydığım sebeplerden ötürü şimdilik ilgimi çekmiyor. Webiketçiler yukarıda sorduğumuz sorulara tatminkâr cevaplar verebilirlerse, sorunları düzeltirlerse katılmayı düşünüyorum. Evet, Webiketçilerden cevap bekliyoruz.
Kısacası gelir paylaşımı ya da ortak reklâm yayını konusunda henüz tatminkâr adımlar atılmış değil. Bu konuda "pilli"den daha iyi bir alternatif görülmüyor. Hemen belirteyim, pilli'ye üye değilim ve oradan herhangi bir gelir elde etmiyorum. Sadece sistemlerinin güzel olduğunu belirtmek istiyorum. Bu konuda adım atacak olanlar, pilli, flixya sistemini iyice gözden geçirmeliler.
Etiketler: AdSense, AdSense kazanma yolları, avare, blog, internet reklamcılığı, internetten para kazanmak, Para, sosyal imleme, sosyal imleme siteleri

|
E-postayla Gönder! |
01 Kasım 2007
Yaygın kaanat Türkçe siteler ile AdSense'den çok para kazanılmayacağı yönündedir. Türkçe sitelere reklâm verenlerin ücretleri çok düşük tuttuğu söyleniyor. Bir nebze doğru olsa da Türkçe sitelere reklâm verebilmek için 5 doların üzerinde parayı gözden çıkarmanız gereken kelimeler var.
Google reklâmlarında yayımlanan kelimelerin fiyatını reklâveren rekabeti belirler. Bir kelime az aranıyorsa ve o kelimeye reklâm vermek isteyen çok ise o kelime pahalı oluyor.
Eğer sitenize yeterli trafik sağlayabilirseniz bu pahalı kelimelerle para kazanmanız mümkün. Peki bu pahalı kelimeleri nasıl öğrenebilirsiniz?
Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor.
Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır.
Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.
Etiketler: AdSense, AdSense ipuçları, AdSense kazanma yolları, avare, internetten para kazan, Para

|
E-postayla Gönder! |
29 Ekim 2007
Google AdSense, sitenizin içeriğine uygun reklam yayımlamayı taahhüt ediyor. Size kalan ise reklâmı ziyaretçiye gösterebilmek, okutturmak. Şayet reklâm ziyaretçinin ilgisini çekerse tıklayacaktır ve siz de para kazanacaksınız.
Gazetelerde haberler ve diğer yazılar yayımlanırken başlıktan başka kutu içerisinde yazının özeti sayılabilecek dikkat çekici cümleler kullanılır. Okuyucu yazıyı okumaya başlamadan önce o kısmı görür, ilgisini çekerse yazıyı okumaya devam eder.
AdSense reklâmlarını bu şekilde yayımlarsanız dikkat çekecektir.
Bu yöntem resim, video ağırlıklı siteler için pek uygun değildir. Daha çok uzun yazıların yayımlandığı içerik tabanlı siteler için uygundur. Örnek olması için hazırladığım
lazer epilasyon İzmir sayfalarına bakabilirsiniz. Ana sayfada reklâm solda iken alt sayfada (
İzmir'de lazer epilasyon ya da İzmirli kızların güzellik sırları) reklâm sağdadır.
Gelelim bunun nasıl yapıldığına. Öğrenmek veya yazıyı okumak için
Kızılay'a veya
Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk
Esirgeme Kurumu'na
5 YTL bağış yapmanız gerekiyor.
Bağış yapmayanlar yazıyı okumasınlar. Bağış yapmadan yazıyı okuyanlara hakkımı helal etmiyorum. Güncelleme:Bağış yapanlar e-posta (
Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır. Yazı burada okumak isteyenler tıklasın.
Etiketler: AdSense, Adsense reklam yerleşimi, avare, Blogger, internet reklamcılığı, internetten para kazan, Para, tasarım, örnek AdSense yerleşimleri

|
E-postayla Gönder! |
15 Ekim 2007
Önceki yazılarımızda SEO hakkında söylediklerimiz malumu ilam türündendi. SEO, Google ile anılıyor, en azından ülkemizde böyle. SEO'nun tanımını şöyle de yapabiliriz: Kurallarını Google'in belirlediği bir oyundur. Bunu Google saklamıyor, açık açık yol gösteriyor. Bkz:
Sitemin sıralamasını nasıl iyileştirebilirim?Peki Google oyunun sonuçlarını açıklıyor mu? Hayır, sadece Google değil, büyük arama motorlarından hiçbiri en çok aranan kelimeleri açıklamıyor. Google, Zeitgeist adı altında ucundan azıcık koklatıyor, aramada bir önceki aya göre en çok artış gösteren kelimeleri açıklıyor. Bunun nasıl istismar edilebileceğini şu yazımızda göstermiştik. Bu arada 2007'nin Temmuz ve Ağustos aylarında, Zeitgeist'te Türkiye'nin yer almadığını, Google'de en çok aranan kelimeler ve Hürrüyet başlıklı yazımızın yayımladığı gün Amerika'dan 100'ün üzerinde ziyaretçi çektiğini sadece belirtelim. Google, internet trafiği benim açtığım kapıdan işlesin diyor
Hal böyle olunca Google'in ve diğer arama motorlarının en çok aranan kelimeleri niçin açıklamadıkları kolayca anlaşılabiliyor. Kuralları belli olan bir oyunda (kuralların niçin açıklandığı, belli olduğu ayrı bir yazı konusu) kazananların bir kez bile açıklanması interneti iyiden iyiye çöplüğe çevirir. Gözlerinde dolar işareti yanıp sönen internetçiler, blogcular o konulara hücum ederler. Bu, Google'in işine gelmez, çünkü dükkanında sunacağı mal çeşidi azalır. İrili ufaklı herşeyin bulunduğu, herkesin aradığını bulduğu bir mağazadır Google. Bu mağazayı sevabına işletmesini bekleyemeyiz.
Google, internetin cümle kapısı olmak istiyor. İnternet trafiği benim açtığım kapıdan işlesin diyor. Bunun için adına SEO dediği oyunu geliştirmiş. Bunu niçin yaptığını herkes biliyor, para için. SEO denilen oyundan sıyrılarak nette var olmaya çalışanların başına neler geldiğini, para tezgahının nasıl kurulduğunu, sonraki yazılarda anlatmaya çalışacağız dilimiz döndüğünce.
Etiketler: avare, Google, Google üst sıra, internet, internetten para kazanmak, Para

|
E-postayla Gönder! |
09 Eylül 2007
Aileniz için bir site yapmayı düşündünüz mü? Dede, nine, anne, baba, çoluk çocuk, akrabalar, eş dost... hepsinin yer aldığı bir site. Fotoğraflar, hatıralar, düğün, sünnet videoları... Güzel olurdu. Peki böyle bir siteye kimler uğrardı? İlk evvela o sitede ismi geçenler değil mi? Sonra onların tanıdıkları, onları tanımak isteyenler... Yolu düşenler... Peki böyle bir siteyi duyurmak için internette reklâm
verir miydiniz?Uzaktaki, yakındaki, eski yeni dostlarınızla haberleşmek için AdWords'u kullanabilirsiniz.
Google'nin AdWords reklam ağında belli kelimeleri hedefler miydiniz? Cevapları duyuyorum. Ama yapanlar var.

Resimde de görüleceği üzre Erdoğan'dan ve zevcesinden bahsediyorum. Erdoganhaticeyildiz.com'a ziyaretçi çekmeye çalışıyorlar. Peki ama niye? Siteyi kurma sebeplerini şöyle açıklamışlar. "bizde bu siteyi uzakta,yakında kısaca arkadaşlarımıza daha yakın olabilmek için kurduk umarım sıkılmamışsınızdır." (İmla hataları bana ait değildir.) Uzaktaki, yakındaki, eski yeni dostlarınızla haberleşmek için AdWords'u kullanabilirsiniz. Bu orijinal fikrinden dolayı Google bunlara iş bile teklif edebilir.
Gördüğüm kadarıyla "Erdoğan" ve "Hatice" kelimelerini hedeflemişler.

Muhtemelen bu yazıyı okuyanlar, evli ve çocuk düşünmeyen çiftimiz eğer vazgeçmezse , o reklamı görecekler yazının başında. Sitelerine özellikle link vermedim. Reklâm amacına ulaşsın. Bu yazının yazıldığı saatlerde sitelerine -şayet sayaç doğru ise- henüz 38 kişi uğramış.

Umarım bu masumca bir girişimdir.Etiketler: AdSense, avare, Erdoğan, Hatice, internet reklamcılığı, Para, reklam, YILDIZ

|
E-postayla Gönder! |
02 Eylül 2007

Bir
yazımızda Oky nikneymli
Okan Vardarova'nın
iphone blogunu sattığını duyurmuştuk. O yazıya gelen bir yorumda satışın iptal edildiği söyleniyordu. Oky, blogunu açık arttırmayla
satışa çıkardığı forumda satışın, Blogger sözleşmesine aykırı olduğu için iptal edildiğini yazmış. Öyle yazmak
zorunda kalmış diyelim.
Zoque Forum'daki yazılardan blog, site satışına dair faydalı bilgilere bulabilirsiniz. Özetleyecek olursak, Paybal aracılığı ile kesinlikle alışveriş yapmayın. Paybal dolandırıcılar için büyük fırsatlar sunuyormuş. Satışı aracı siteler ile yapabilirsiniz.Blogger blogunuzu satmayı düşünüyorsanız bunu sessiz sedasız yapmaya çalışın.
Ayrıntılar için buraya bakınız.
Hem blogu bir başkasına devretmek o kadar da zor değil.
B
u vesile okumadan geçtiğimiz Blogger sözleşmesini okudum. Sözleşmenin 7. maddesi aynen şöyle:
Hizmetin Yeniden Satılamaz Oluşu. Google tarafından yazılı olarak açıkça yetki verilmedikçe, (a) hizmetin herhangi bir bölümünü, (b) hizmetin kullanımını veya (c) hizmete olan erişimi herhangi bir ticari amaç için yeniden üretmemeyi, çoğaltmamayı, kopyalamamayı, satmamayı, takas etmemeyi, yeniden satmamayı veya kötüye kullanmamayı kabul ediyorsunuz.
Diğer madderler de hep blogcuların aleyhine. Mesela size hiçbir açıklama yapmadan blogunuzu silebilirler, hizmeti durdurabilirler. Wordpress'in başına gelen Blogger'ın da başına gelebilir. Birisi çıkar Blogger'ı kapattırabilir. En iyisi eşeği sağlam kazığa bağlamak yani blogun yedeğini düzenli olarak almak. İçeriğin yedeklenmesi siteyi yaşatmaya yetmiyor maalesef. Bunun da çözümü şu: Blogu kendi alan adınız ile yayımlamak. Şayet Türkiye'den tüm blogspot.com uzantılı adreslere erişim yasağı konulsa bile Net Günlüğü'ne ulaşabileceksiniz. Mazallah, Blogger bu blogu da silerse yedeği kendi alan adımız ile yayımlarız. Bunların hiçbirisinin olmasını istemeyiz ama tedbiri de elden bırakmamak lazım.
Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, Blogger, blogger yedekleme, internetten para kazan, internetten para kazanmak, Para

|
E-postayla Gönder! |
30 Ağustos 2007
Daha önce bir blog
satışını sizlere duyurmuştuk. O zamandan bu yana Blogger'daki bir blogun bir başkasına nasıl devredilebileceği kafamı kurcalamıştı. Meğer çözümü çok basitmiş. Çok kullanılan bir özellik olacağını sanmıyorum. Öyle ya kaç kişi blog satarak para kazanıyor? Blogu bir başkasına devretmenin bu kadar kolay olmasına boncuk bulmuş kadar sevindim ve bol resimli olarak bu yazıyı hazırladım.
Sırasıyla şunları yapıyoruz.
- Kontrol paneli>>Ayarlar>>

- İzinler

- Yazar Ekle

- Blogu devredeceğiniz kişinin e-posta adresini kutuya yazıyoruz. Gmail, hesabı olması gerekiyor. DAVET ET düğmesine tıklıyoruz.

- Karşınıza şu ekran geliyor:

- Davet ettiğiniz kişiye bir e-posta gönderilecektir. Oradaki linke tıklayıp giriş yaptığında sitenizde ziyaretçi yazar olarak olabilecektir. Üst menüden tekrar İzinler yazısına tıklayın. (2. adım) Davetinizi kabul etti ise karşınıza şu ekran gelir:

- Davet ettiğiniz kişinin e-posta adresinin yanında "ziyaretçi" yazıyor.

- "ziyaretçi" yazan yere tıkladığınızda tıkladığınızda o kişiyi de yönetici yapmış olursunuz yani sizinle aynı haklara sahip olur.

- Görüldüğü gibi blogun iki tane yöneticisi vardır şu an. Ve yöneticiler, kendilerini, diğer yöneticileri, yazarları blogtan çıkarma hakkında sahiptir. İsminizin karşındaki "yönetici" yazısına tıkladığınızda şu sayfa gelecek:

- "Kendinizi bu blogtan çıkarın" linkine tıklayın. Karşınıza çıkan ekranda "Tamam" deyin.
Hepsi bu kadar. Blogunuzu yazıları, yorumları, resimleri, adresi, pagerankı... ile bir başkasına devretmiş oldunuz.
Geriye şayet varsa reklam kodları, sayaç kodu, profil bilgilerini vs. değiştirmek kalıyor.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Blogger, internet, Para

|
E-postayla Gönder! |
29 Haziran 2007
Blogcular arasın
Oky diye bilinir Okan Vardarova. Apple iPhone çıkmadan önce bir
blog açıyor. Blogu günü geliyor yarım milyon kişi tarafından
ziyaret ediliyor.
Yazmaya devam ettiği
blogundan öğrendiğimize göre iPhone blogunu satmış. Tabii bu yabancı magazinin basınının gözünden kaçmıyor.
Oky'nin başarısının temelinde buluşun güzelliği yatıyor. Google'nin gücünü de alınca arkasına başarı kendiliğinden geliyor. Ve blogu en ünlü AdSense forumu olan Digital Point'de açık arttırmayla satışa çıkarıyor. İçinizde blogu kimin aldığını, kaç paraya satıldığını merak edenler şuraya bakabilir. Şayet orada belirtilen rakam ise bence ucuza gitmiş.
Herkese nasip olmayacak bu başarıya rağmen Oky alçakgönüllüğünden birşey kaybetmemiş.
Forumlarda kendisine sorulan sorulara açık yüreklilikle cevaplar veriyor, bildiklerini paylaşıyor. Hatta kendisine AdSense kazancını sormak pişkinliğinde bulunanlara bile onları kırmadan cevap veriyor. Tebrikler Oky!
Oky'nin başarı öyküsünü şuralardan okuyabilirsiniz:
Blog Kazanı (Oky ile ile söyleşi)
Blog Kazanı (Haber)
Fikir Atölyesi
Ceviz.net Forum (Oky, AdSense başarısını anlatıyor.)Etiketler: AdSense, AdSense kazanma yolları, avare, Google, internet, internet reklamcılığı, internetten para kazan, internetten para kazanmak, Okan Vardarova, Para

|
E-postayla Gönder! |
15 Haziran 2007
Bir kez daha düşünün. Sizi nelerin
beklediğini biliyor musunuz? Uykusuzluk, kan çanağına dönmüş gözler...
Bunca senedir internet ve bilgisayar ile iştigal ediyorum.
AdSense dışında sağlam bir sponsor varsa benim haberim yok. Sağlam diyorum çünkü kazandıklarınız az çok dişe dokunur. E-mail okuma, alt üye, arkadaşına tavsiye vs... teranelerle uğraşmazsınız AdSense ile.
Naçizane tavsiyem AdSense'den para kazanmak için bu işe girmeyin. Kazanırsınız ama neyin pahasına! Burada Eflatun'a ait olduğunu bir sözünü söz hatırıma geliyor. Üstat insanların tuhaflıklarını anlatırken demiş ki: Para kazanmak için sağlıklarından olurlar, sonra da kazandıkları parayı sağlıklarına kavuşmak için harcarlar.
İşte böyle, elin oğlu para veriyor ama karşılığında sağlığınızı istiyor.
Benim kişisel bir sitem zaten var, bu işlerle eğlence olsun diye uğraşıyorum diyorsanız, AdSense'ye başvurun ve sadece kodları ekleyin. Onun dışında başkaca birşey yapmayın derim. Kazancınıza ayda bir baksanız yeter.Etiketler: AdSense, ameliyat, avare, hastalık, internetten para kazanmak, Para, reklam, sağlık, tedavi

|
E-postayla Gönder! |

Bu üçü birbirini mükemmel biçimde tamamlıyor. Dünyada ve Türkiye'de Google internete açılan kapı. Blogger, Google tarafından torpilli. Arama sonuçlarında blogspot.com'daki sitelere kıyak geçiyor.
AdSense yayımcılığına başlamak isteyenler Blogger ile başlasınlar derim. Ne diye domain, host parası veresiniz ki... Nasıl olsa ziyaretçi Google'den gelecek. Ayrıntılı bilgi için
AdSense Rehberi'ne bakabilirsiniz.
Etiketler: AdSense, AdSense ipuçları, avare, Blogger, internetten para kazan, kazanç, Para, reklam

|
E-postayla Gönder! |