16 Ağustos 2007

İnternette bir kural vardır: "İlk gelen alır"
Bir zamanlar domainler (internet adresi veya alan adı diye çevirebiliriz) büyük paralara satılıyordu. Artık, şirketler, futbolcular, mankenler, türkücüler, arabeskçiler, dönmeler,
delikanlılar nette yerlerini aldıkları için domain pazarı eskisi gibi hareketli değil.Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor.
Eskiden, çok değil 5-6 sene evvel, daha Google interneti bu kadar ele geçirmemişken, internete bağlanmak için modem sesi duyarken, çoluk çocuk cahil cühela internete yunuslama dalmamışken, tarayıcılarda Google'nin arama çubuğu yerine adres satırı kullanılırken domainler önemliydi. Com, net, org nisbeten anlamına uygun kullanılırdı. Edu, gov, mil uzantılarını kimin kullanıdığını internete girenler bilirdi. Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlarda kendimize göre siteler yapardık. Kimi zaman Frontpage ile kimi zaman Notepad ile. Değişen çok şey oldu zaman içinde ama değişmeyen ve değişmeyecek olan birşey var: Sitelerin ziyaretçiye olan ihtiyacı. O zamanlar da sayaç kullanırdık sitelerimizde. Arama motorlarından www.xxxx.com yazarak sitemize gelenler olmazdı.
Daha önceki bir yazımızda blog ziyaretçileri üzerinde durmuştuk. Net Günlüğü'nün sayacına baktığımda ziyaretçilerin % 90'ın Google üzerinden geldiğini görüyorum. Gelenler aradıklarını bulabiliyorlar mı o ayrı bir mesele ve ayrı bir yazı konusu. Google'nin ziyaretçi göndermesinin sebepleri malum. Blogger'ın Google tarafından torpilli olması, SEO ve gündemi takip etmem. Şayet Net Günlüğü, eski bir site olsa idi, Page Rank değeri 4 veya 5 olsa idi ziyaretçi sayısı iki katına çıkardı. Çünkü Google, PR değeri yüksek sitelere arama sonuçlarında öncelik veriyor. Bir sitenin PR değeri yüksekse ve sık güncelleniryorsa o siteye daha sık uğruyor Google ve orayı sık indeksliyor. Google'nin Net Günlüğü'ne bazen birkaç gün bir uğramadığı da oluyor, her gün uğradığı da oluyor. CNN gibi büyük ve sık güncellenen sitelere her 10 dakikada bir uğrar. Yani Google'ye yazıyı ilk indeksleten kazanır.
Türk blogcular arasında yaygın olan ve tasvip etmediğim bir davranış görüyorum: Bir blogda gördüğü yazıyı (beğenmesi şart değil, ziyaretçi getireceğini bilmesi yetiyor) tırnak işareti içinde kendi blogunda kaynak göstererek aynen yayımlamak. Söz konusu yazı ilk önce PR değeri düşük ve Google'nin az uğradığı bir blogda yayımlandı ise Google onu görmeyecek ve yazının alıntılanarak yayımlandığı sayfayı arama sonuçlarında öne çıkaracaktır. Bkz. Seo icat oldu, mertlik bozuldu.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor. "Falancanın sitesinde gördüğüm bir yazıyı buraya alıntılıyorum" demek yerine o yazıya birşeyler katarak, karşı çıktığı katıldığı yönleri yazarak yazıyı işaret etmek daha erdemli bir davranış olacaktır. Çünkü o yazı bir ay önce matbu yayımlanan, arasan da bulunamayacak bir gazetede değil, bir kelimede milyonlarca sonucun sıralandığı Google'den yola çıkılarak ulaşılabilecek bir yerdedir, kısacası bir tık uzaktadır.
Bilmem işi gücü blog olanlar, renkli blogcularımız, beyn'ini özetini bloga akıtanlar, fikir bozanlar, acemiler bu konuda ne düşünürler?Etiketler: ah, avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Google indexlemesi, Google üst sıra, Google'de yükselmek, internet, internet reklamcılığı, internet Türkçesi

|
5 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |