02 Eylül 2007

Bir
yazımızda Oky nikneymli
Okan Vardarova'nın
iphone blogunu sattığını duyurmuştuk. O yazıya gelen bir yorumda satışın iptal edildiği söyleniyordu. Oky, blogunu açık arttırmayla
satışa çıkardığı forumda satışın, Blogger sözleşmesine aykırı olduğu için iptal edildiğini yazmış. Öyle yazmak
zorunda kalmış diyelim.
Zoque Forum'daki yazılardan blog, site satışına dair faydalı bilgilere bulabilirsiniz. Özetleyecek olursak, Paybal aracılığı ile kesinlikle alışveriş yapmayın. Paybal dolandırıcılar için büyük fırsatlar sunuyormuş. Satışı aracı siteler ile yapabilirsiniz.Blogger blogunuzu satmayı düşünüyorsanız bunu sessiz sedasız yapmaya çalışın.
Ayrıntılar için buraya bakınız.
Hem blogu bir başkasına devretmek o kadar da zor değil.
B
u vesile okumadan geçtiğimiz Blogger sözleşmesini okudum. Sözleşmenin 7. maddesi aynen şöyle:
Hizmetin Yeniden Satılamaz Oluşu. Google tarafından yazılı olarak açıkça yetki verilmedikçe, (a) hizmetin herhangi bir bölümünü, (b) hizmetin kullanımını veya (c) hizmete olan erişimi herhangi bir ticari amaç için yeniden üretmemeyi, çoğaltmamayı, kopyalamamayı, satmamayı, takas etmemeyi, yeniden satmamayı veya kötüye kullanmamayı kabul ediyorsunuz.
Diğer madderler de hep blogcuların aleyhine. Mesela size hiçbir açıklama yapmadan blogunuzu silebilirler, hizmeti durdurabilirler. Wordpress'in başına gelen Blogger'ın da başına gelebilir. Birisi çıkar Blogger'ı kapattırabilir. En iyisi eşeği sağlam kazığa bağlamak yani blogun yedeğini düzenli olarak almak. İçeriğin yedeklenmesi siteyi yaşatmaya yetmiyor maalesef. Bunun da çözümü şu: Blogu kendi alan adınız ile yayımlamak. Şayet Türkiye'den tüm blogspot.com uzantılı adreslere erişim yasağı konulsa bile Net Günlüğü'ne ulaşabileceksiniz. Mazallah, Blogger bu blogu da silerse yedeği kendi alan adımız ile yayımlarız. Bunların hiçbirisinin olmasını istemeyiz ama tedbiri de elden bırakmamak lazım.
Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, Blogger, blogger yedekleme, internetten para kazan, internetten para kazanmak, Para

|
E-postayla Gönder! |
30 Ağustos 2007
Daha önce bir blog
satışını sizlere duyurmuştuk. O zamandan bu yana Blogger'daki bir blogun bir başkasına nasıl devredilebileceği kafamı kurcalamıştı. Meğer çözümü çok basitmiş. Çok kullanılan bir özellik olacağını sanmıyorum. Öyle ya kaç kişi blog satarak para kazanıyor? Blogu bir başkasına devretmenin bu kadar kolay olmasına boncuk bulmuş kadar sevindim ve bol resimli olarak bu yazıyı hazırladım.
Sırasıyla şunları yapıyoruz.
- Kontrol paneli>>Ayarlar>>

- İzinler

- Yazar Ekle

- Blogu devredeceğiniz kişinin e-posta adresini kutuya yazıyoruz. Gmail, hesabı olması gerekiyor. DAVET ET düğmesine tıklıyoruz.

- Karşınıza şu ekran geliyor:

- Davet ettiğiniz kişiye bir e-posta gönderilecektir. Oradaki linke tıklayıp giriş yaptığında sitenizde ziyaretçi yazar olarak olabilecektir. Üst menüden tekrar İzinler yazısına tıklayın. (2. adım) Davetinizi kabul etti ise karşınıza şu ekran gelir:

- Davet ettiğiniz kişinin e-posta adresinin yanında "ziyaretçi" yazıyor.

- "ziyaretçi" yazan yere tıkladığınızda tıkladığınızda o kişiyi de yönetici yapmış olursunuz yani sizinle aynı haklara sahip olur.

- Görüldüğü gibi blogun iki tane yöneticisi vardır şu an. Ve yöneticiler, kendilerini, diğer yöneticileri, yazarları blogtan çıkarma hakkında sahiptir. İsminizin karşındaki "yönetici" yazısına tıkladığınızda şu sayfa gelecek:

- "Kendinizi bu blogtan çıkarın" linkine tıklayın. Karşınıza çıkan ekranda "Tamam" deyin.
Hepsi bu kadar. Blogunuzu yazıları, yorumları, resimleri, adresi, pagerankı... ile bir başkasına devretmiş oldunuz.
Geriye şayet varsa reklam kodları, sayaç kodu, profil bilgilerini vs. değiştirmek kalıyor.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Blogger, internet, Para

|
E-postayla Gönder! |
22 Ağustos 2007
S
on günlerde blogun tasarımı, görünümü derken epey vakit kaybettim. Ve radikal kararlar aldım sonrası için.
Blog trafiğini
Performancing ve
Google Analytics ile izliyordum. Sadece Analytics kullanmaya karar verdim. İki tane scripti yüklemeye lüzum yok. Analytics, yeni sürümü ile hem hızlandı hem de Türkçeleşti.
Sayaçları sadece siteye gelen ziyaretçi sayısını öğrenmek için kullanmıyorum. Sayaçlardan elde ettiğim verilere göre sitenin içeriğine ve tasarımına yön veriyorum. Ziyaretçilerin %90'ı Google üzerinden geliyor. Siteden hemen çıkma oranı ortalama %65. Ziyaretçilerin %90'ı İnternet Explorer kullanıyor. %9'u Firefox, geri kalanı Opera ve diğer tarayıcılarla geziyorlar siteyi. %60'ının ekran çözünürlüğü 1024*768. Önceki temalardan biri bu çözünürlükte sorun çıkarıyormuş, sonradan fark ettim ve değiştirdim.

Analytics sitede hangi sayfalara, hangi linklere tıklandığını gösteriyor. Blog Arşivi ve Etiket Bulutu kısımlarının hiç kullanılmadığını gördüm. O yüzden bu sayfa öğelerini blogdan kaldırdım. Daha önce Wordpress'te bulunan takvim özelliğinin Blogger için yapılanı kullanmıştım. Fakat gelen ziyaretçilerden hiç biri o takvimi kullanmadığı için kaldırdım. Bundan sonra blogda şu da olsun, bu da olsun demeden önce ihtiyaç olup olmadığına bakacağım.Bundan sonra blogda şu da olsun, bu da olsun demeden önce ihtiyaç olup olmadığına bakacağım.
Bir iki günlüğüne FeedBurner kullandım. Çok teferruatlı olduğu için ayarlarını kurcalamayı gözüm kesmedi. Açıkçası bloga katkısının ne olduğunu da tam bilmiyorum. Olmazsa olmaz bir özellik değil diye düşündüm ve FeedBurner'den vazgeçtim.
Hazır temaları kullanmak yerine kendi hazırladığım klasik bir tema kullanacağım. En azından bir süre böyle devam edecek.
Temayı değiştirmemdeki temel neden reklam yerleşimi ve reklamların tıklama oranı. Bu blogu para kazanmak için hazırlamıyorum. O yüzden gelirin azalması pahasına da olsa tasarımla sık sık oynuyorum.
Arama İçin Adsense'yi kullanmıyorum çünkü arama yapanların binde biri reklama tıklıyor :)>
Etiketler: AdSense, avare, blog, blog hazırlama, Blogger, reklam

|
E-postayla Gönder! |
16 Ağustos 2007

İnternette bir kural vardır: "İlk gelen alır"
Bir zamanlar domainler (internet adresi veya alan adı diye çevirebiliriz) büyük paralara satılıyordu. Artık, şirketler, futbolcular, mankenler, türkücüler, arabeskçiler, dönmeler,
delikanlılar nette yerlerini aldıkları için domain pazarı eskisi gibi hareketli değil.Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor.
Eskiden, çok değil 5-6 sene evvel, daha Google interneti bu kadar ele geçirmemişken, internete bağlanmak için modem sesi duyarken, çoluk çocuk cahil cühela internete yunuslama dalmamışken, tarayıcılarda Google'nin arama çubuğu yerine adres satırı kullanılırken domainler önemliydi. Com, net, org nisbeten anlamına uygun kullanılırdı. Edu, gov, mil uzantılarını kimin kullanıdığını internete girenler bilirdi. Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlarda kendimize göre siteler yapardık. Kimi zaman Frontpage ile kimi zaman Notepad ile. Değişen çok şey oldu zaman içinde ama değişmeyen ve değişmeyecek olan birşey var: Sitelerin ziyaretçiye olan ihtiyacı. O zamanlar da sayaç kullanırdık sitelerimizde. Arama motorlarından www.xxxx.com yazarak sitemize gelenler olmazdı.
Daha önceki bir yazımızda blog ziyaretçileri üzerinde durmuştuk. Net Günlüğü'nün sayacına baktığımda ziyaretçilerin % 90'ın Google üzerinden geldiğini görüyorum. Gelenler aradıklarını bulabiliyorlar mı o ayrı bir mesele ve ayrı bir yazı konusu. Google'nin ziyaretçi göndermesinin sebepleri malum. Blogger'ın Google tarafından torpilli olması, SEO ve gündemi takip etmem. Şayet Net Günlüğü, eski bir site olsa idi, Page Rank değeri 4 veya 5 olsa idi ziyaretçi sayısı iki katına çıkardı. Çünkü Google, PR değeri yüksek sitelere arama sonuçlarında öncelik veriyor. Bir sitenin PR değeri yüksekse ve sık güncelleniryorsa o siteye daha sık uğruyor Google ve orayı sık indeksliyor. Google'nin Net Günlüğü'ne bazen birkaç gün bir uğramadığı da oluyor, her gün uğradığı da oluyor. CNN gibi büyük ve sık güncellenen sitelere her 10 dakikada bir uğrar. Yani Google'ye yazıyı ilk indeksleten kazanır.
Türk blogcular arasında yaygın olan ve tasvip etmediğim bir davranış görüyorum: Bir blogda gördüğü yazıyı (beğenmesi şart değil, ziyaretçi getireceğini bilmesi yetiyor) tırnak işareti içinde kendi blogunda kaynak göstererek aynen yayımlamak. Söz konusu yazı ilk önce PR değeri düşük ve Google'nin az uğradığı bir blogda yayımlandı ise Google onu görmeyecek ve yazının alıntılanarak yayımlandığı sayfayı arama sonuçlarında öne çıkaracaktır. Bkz. Seo icat oldu, mertlik bozuldu.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor. "Falancanın sitesinde gördüğüm bir yazıyı buraya alıntılıyorum" demek yerine o yazıya birşeyler katarak, karşı çıktığı katıldığı yönleri yazarak yazıyı işaret etmek daha erdemli bir davranış olacaktır. Çünkü o yazı bir ay önce matbu yayımlanan, arasan da bulunamayacak bir gazetede değil, bir kelimede milyonlarca sonucun sıralandığı Google'den yola çıkılarak ulaşılabilecek bir yerdedir, kısacası bir tık uzaktadır.
Bilmem işi gücü blog olanlar, renkli blogcularımız, beyn'ini özetini bloga akıtanlar, fikir bozanlar, acemiler bu konuda ne düşünürler?Etiketler: ah, avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Google indexlemesi, Google üst sıra, Google'de yükselmek, internet, internet reklamcılığı, internet Türkçesi

|
E-postayla Gönder! |
22 Temmuz 2007
Hürriyet'in siteler arası paslaşma servisi
Bumerang'a yaklaşık bir ay önce üye olmuş ve denemeye başlamıştım. Eğer yanlış okumadı ve yanlış anlamadı isem sizin sitenizden Bumerang bannerlarına tıklandıkça Hürriyyet de sizin reklamınızı gösteriyor sayfalarında.
Net Günlüğüe günlük ortalama iki ziyaretçi gönderdi Bumerang. Ziyaretçinin iyisi kötüsü olmaz lakin gelecek olan o iki ziyaretçi için kocaman banneri yayımlayarak diğer ziyaretçilerin hakkını gasp etmeyelim dedik ve kaldırdık Bumerang'ı.
Alexa'da yükselmeye devam ediyoruz. Bir haftada 100 bin daha ilerledik.
Yakın zamanda Google Page Rank güncellemesi yapar diye tahmin ediyorum. 2 veya 3 PR bekliyorum
Net Günlüğü için. Bakalım ne olacak...
Etiketler: alexa trafik, avare, blog, blog hazırlama, Google, Google indexlemesi, internet, site, Ziyaretçi çekme yolları

|
E-postayla Gönder! |
08 Temmuz 2007

Çocuklar, bilgisayarı ve interneti büyüklerden daha çabuk öğrenebiliyorlar. Biz de onlara Site nasıl hazırlanır göstermek istedik.
7 yaşındaki yeğenim
Gülden Zuhal Beleçoğlu hazırlamaya başladı blogunu.
Şurada ise sitenin nasıl hazırlanacağını kısaca anlatmaya çalıştık.
Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blog nedir, blog yazma, Blogger, internet, tasarım, çocuk siteleri, çocuklar

|
E-postayla Gönder! |
02 Temmuz 2007
İnternet okuyucusu gazete okuyucusundan bile
tembeldir.
Sitenizi, yeni açtı iseniz adınızı duyurmak için
Sosyal İmleme sitelerini kullanabilirsiniz.
Blogların üç tür ziyaretçisi olduğunu söyleyebiliriz:

- Müdavimler
- Yolu düşenler
- Geçerken uğrayanlar
Müdavimleriniz, başlangıçta şahsen tanıdıklarınızdır. Aaa, falanca bi site yapmış, bakalım neler varmış diye
gelirler ve sonrasında uğramaya devam ederler.
Müdavimlerinizin tanıdıklar dışına çıkması için sosyal imleme siteleri iyi bir fırsat olabilir. Sosyal imleme sitelerinde eğer resim, fotoğraf eklenebiliyorsa mutlaka dikkat çekici bir resim kullanın. Resim kullanılmıyorsa başlığınız ilgi çekici olsun, metin okuyucuda merak uyandırsın. Maalesef Türkçe içerikli sosyal imleme siteleri genelde internet, web tasarım üzerine yoğunlaşmış, aynı bloglar gibi. Buna bu blog da dahil.
Müdavimlerinizin artması için içeriğinizin zengin olması gerekir. Blogunuza yapılan yorumlara üşenmeyip cevap vermelisiniz. Müdavimler, sitenizi genelde RSS ile takip ederler, tasarımınıza aşina olurlar ve neredeyse ezbere bilirler. Fazla sık olmasa da tasarımınızı değiştirmenizde fayda olacaktır.
Yolu düşenler, genelde Google'nin size yolladıklarıdır. Eğer siteniz tek bir konuya odaklanmış ise sitenizde gezecektir. Aradığını bulamadı ise çok kısa bir sürede çıkacaktır. Yolu düşen ziyaretçilere yardımcı olmak için sitenizin görünür bir yerine arama formu koyunuz.
Geçerken uğrayanlar ise, diğer blogların Bağlantılar kısmından ve sosyal imleme sitelerinden gelenlerdir.
Geçerken uğrayanlar, interneti eğlence vasıtası olarak kullananlardır. Sosyal imleme sitelerine ve bloglara sık uğrarlar. Özgün bir içeriğiniz yoksa sizi unutmaları doğaldır. Bu yüzden yer yerde rastlanan haberlere -mesela, iphone çıktı, gogıl şunu yaptı- yer vermeyiniz. Kopyala/yapıştır blogculuğu yapmayınız. Diğer bloglardan alıntı yapmak yerine oralarda rastladığınız yazılardan bahsetmek, kaynak göstererek yazıyı özetlemek daha mantıklı olacaktır bence. Bir yazıyı kaynak göstererek dahi olsa tümüyle yayımlamak bence hoş bir davranış değildir. Eğer o yazıyı özetler, yazıdan bahsederseniz hem ziyaretçiyi sitenizde tutmuş hem de yazının ilk sahibinin haklarını korumuş olursunuz.
Yazılarınızın rahat okunmasını sağlayınız. Satırlar, paragraflar arası boşluklar yazıyı rahat okunur kılacaktır. İnternet okuyucusu gazete okuyucusundan bile tembeldir. Ol sebepten aynı bunun gibi uzun yazılar yazmayınız. Yazılarınızda vurgulamak istediğiniz yerleri koyu yazabilir veya sürmanşet tarzı yazılar yazabilirsiniz.
Son olarak blog müdavimleri özgün içerik peşindedir, tasarımda özgün olacağım derken kullanışsız, alışılmışın dışında birşeyler denemeyiniz. İçeriğinizin özgün yeter.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, Blogger, internet, internet reklamcılığı, site, sosyal imleme, sosyal imleme siteleri, Ziyaretçi çekme yolları

|
E-postayla Gönder! |
30 Haziran 2007
Bir süre sonra yazmak yerine sadece blog ile uğraştığınızı, yazdığınız yazıların blog çevresinde döndüğünü görüyorsunuz.
Masrafsız olduğu için seçmiştim
Blogger'ı başlangıçta. Kullandıkça yeni özelliklerini, avantajlarını keşfediyorsunuz. Fakat yetmediği zamanlar olmuyor değil. Mesela bu blogun etiket sayısı artmaya başladı. Daha da artacak,
etiket bulutu bir sayfayı kaplayacak nerede
ise. Etiket kullanmadan olmaz, ama etiket bulutu kullanmadan olur. Etiket kullanmadan olmaz çün arama motorlarından gelenlerin yarıdan fazlası etiketlere geliyor.
Bunca laftan sonra Wordpress'e geçecek miyim peki? Şu an için düşünmüyorum. Bir kere iki de bir güncelleniyor Wordpress, FTP ile dosya upload etmek, uygun tema seçmek, temayı Türkçeleştirmek işkence geliyor bana. Wordpress'e bir çok yetenek katan bileşenler vs... var ama onları bulmak, kurmak ayrı bi dert.
Bir süre sonra yazmak yerine sadece blog ile uğraştığınızı, yazdığınız yazıların blog çevresinde döndüğünü görüyorsunuz.
Göçmeyen, hızlı bir host bulmak da ayrı bir sorun. Yeni domain almak, domaini yönlendirmek...
Yok, yok ben Blogger'da kalayım epey bir süre daha.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blog nedir, blog yazma, blogcu, internet

|
E-postayla Gönder! |
26 Haziran 2007
Başlık, SEO'ya uygun yapıldı. Bu yüzden biraz tuhaf oldu. Blog sayfası oluşturulurken şunlar kullanıldı:
Şablon: NyboaSayaç: Google Analytics,
Pmetrics,
Mypagerank,
Whos.Amung,
Popuri.us,
Sosyal İmleme: Ekle Bunu,
OyylaLogo: EkiwiBlog araçları: Snap shots,
Etiket Bulutu,
Takvim,
Son Yorumlar,
Smiley (Gülücük)Diğer: CSS teknikleri,
Fotoğraf Albümü,
Etiketler: avare, blog hazırlama, blogcu, Blogger, blogger bileşen, blogger bileşenleri, blogger etiket bulutu, Blogger fotoğraf albümü, blogger sayaç, blogger similey, blogger smiley, gülücük ekleme

|
E-postayla Gönder! |
24 Haziran 2007
Daha evvel müteaddit defalar denemiş fakat ne menem birşey olduğunu anlayamamıştım. Hâlâ da anlamış değilim.
"
Google, Feedburner'i satın aldı" haberlerine kulak tıkayamadım. Birkez daha deneyelim dedik, birçok kaynağa bakmama rağmen tam olarak çözemedim. Ne işe yaradığını az çok kestirdim. Fakat Blogger'ın
atom.xml'sinden ya da
şu adreste sunulan RSS özelliğinden daha fazla ne sunuyor, çıkaramadım. Google o kadar parayı niye verdi ki:) Bence Gogıl'ı kandırdılar.
Etiketler: avare, blog hazırlama, Blogger, blogger bileşen, blogger bileşenleri, Google

|
E-postayla Gönder! |
23 Haziran 2007
Temayı değiştirmenin zamanı geldi. Sayfanın en altında yer alan etiketler çok çirkin durmaya başladı. Bileşenli bir temaya geçeceğim. Eski temayı
buraya koydum.
Etiketler: avare, blog hazırlama, blogcu, Blogger, türkçe blogger temaları

|
E-postayla Gönder! |
15 Haziran 2007

İmdi, bir kargaşadır gidiyor: Site mi blog mu? Bir zamanlar Banu Alkan hamfendi duyurmuştu ixir reklâmları ile sitenin ne olduğunu Türkiye'ye.
Şimdilerde blog lafıdır gidiyor. Türkçesi var mı yok mu diye üzerinde durmuyorum. Artık Türkçeleştirdik. Bloglamak, blogcu kelimelerine Türkçe değil diyemeyiz.
Evet, bu sayfa (bakın sayfa dedim...) bir internet günlüğüdür. Umumiyetle internet ve bilgisayar konularına değinmekle birlikte yeri geldiğince konu dışına da çıkılacaktır.
Blogger'dan çok zaman önce haberim olmuştu. Başta kullanımını sevmemiştim. Sevmeyiş sebeplerinden biri de şu tepedeki reklamdır. Şimdiler de çok da çirkin durmadığına kanaat getirdim. Sitenin renklerini Blogger Navbar'ı denen kısma uydurdum. Benim hoşuma gitti.
Tasarım çalıntı değildir ama tam olarak özgün de değil. Şu sayfalardan esinlendim, kopya çektim. Tasarımı isteyenlerle paylaşabilirim. Bunun için bu yazıya yorum yazmanız yeterli olacaktır. Talep olduğu zaman indirilebilir bir şekilde bir yerlere yüklerim.
Blogger reklamı kaldırabiliyor ama bu Blogger kurallarına aykırıdır. Sitenizi kapatabilirler. Bu temanın şimdilik tek handikapı etiket bulutunu kullanamayışım. Belki zamanla hallederim. Bir de takvim koymayı düşünüyorum. Wordpress'te güzel takvim eklentileri vardı. Benzerlerini Blogger için de bulabilirsem site koyacağım.
Siteyi para kazanmak için açtım. Diyeceksiniz ki reklâm yok. Herşeyin bir yeri ve zamanı vardır efendim. Günde 100 tekil ziyaretçiyi bulmadan siteye reklam koymayacağım.Etiketler: avare, blog hazırlama, Blogger, blogger teması, blogger şablonları, eklenti, tasarım

|
E-postayla Gönder! |