29 Mart 2008

Şimdi talebelik yapmakta, ödev hazırlamakta ne var! Giriyorsunuz
Gogıl'a aradığınızı, çıkan sonuçlardan birkaç tanesine bakıyorsunuz. Sayfaya şöyle bir göz gezdirmek yetiyor, yazıcıdan çıktısını aldınız mı
ödeviniz tamamdır. MEB'in bu ödev üzerinde acilen durması gerekiyor, yoksa kopyala yapıştırcı bir nesil türeyecek.
Bloguna karaladığı herşeye makale diyen blogcularımız var.
Adına
SEO denilen taktik ve tekniklerle Gogıl'da üst sıralara çıkmak mümkündür. Ödev arayan öğrencimiz
medya okur yazarı olmadığı için karşısına çıkan her bilgiyi doğru sanabilir.
Makale kelimesinin kullanımı bunun güzel bir örneğidir. Bir yazı türü olarak makale bir görüşü, bir düşünceyi savunmak, çürütmek, kanıtlamak amacıyla yazılan yazılara denir. Genellikle bilimsel nitelik taşır makaleler. Blogcularımız arasında bloga yazılan her yazıya makale deniyor. Makale adını taşıyan alan adlarındaki yazılara baktığınızda onların makale olmadığını görebilirsiniz. Böyle giderse makalenin tanımını ve niteliklerini yeniden ortaya koymak gerekecek.Makale örnekleri
Makalede belgeler, yapılmışsa araştırma sonuçları, karşı düşünceler... yer alır. Ve okuyucu ikna edilmeye çalışılır. Bu nitelikleri taşıyan bir makalenin güzel bir örneği var önümüzde. Makalenin başlığı: (ç)Alıntılama Sanatında Zen! Yazarı: Süleyman Sönmez Önce bu konuda niçin yazdığını söylüyor, sonra konuyla alakalı kanunları gösteriyor, ilgili kaynakları sıralıyor, gerektiği yerde alıntılar yapıyor.
Güneşin Tam İçinde'de makale niteliği taşıyan daha bir çok yazı var. İşte onlardan bazıları:
Etkili İletişim ve Sunum Teknikleri
Renklere Hükmedenler ve Renk Pazarlama Grubu
İlkyardımını önemi
Her yazdığına çekinmeden "makale" diyenlere, bir makale nasıl olmalı, nasıl yazılır diye soranlara Güneşin Tam İçinde'ye uğramalarını salık veririz.
Etiketler: avare, blog, blogcu, deneme, edebiyat, eğitim, internet, linkler

|
2 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
02 Ocak 2008
Dün fark ettim. Temanın kullandığı resimler bir ara görünmedi. Aylık 100 mb bandvit olduğu ikazı vardı
Gogıl peycıs sayfalarında.
Resim dosyalarını Bılogıra yükleyeceğiz biz de.


Etiketler: avare, blogcu, Blogger, Google, internet, resim

|
4 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
21 Ekim 2007
Blogcu olup da Eda Suner ismini duymayan var mıdır? Sağolsun Eda Hanım bizim mekanımıza da teşrif etmiş ve yorum yazmış.
İade-i ziyarette bulunmasak olmazdı. Lakin konuları bize hitap etmediğinden bir çift kelam edemedik. Kusurumuza bakmasın.
Eda Hanım'ın sitesi üzerine çok yazılmış çizilmiş. Bunları sitesinde okuyabilirsiniz.
Ben sadece bir MSN görüşmesinin kaydını aktaracağım. Çözmek size kalmış:
x:www.edasuner.com
x:gibi
x:mi
y:bakıyorum
x:tamam
y:bu kadın sosyete galiba
x:bilmem
x:meşhurdur ama
x:gastelerde falan çıktı
y:konular bizim bildiğimiz türk kadınına hitap etmiyo
Etiketler: avare, blog, blogcu, internet

|
1 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
10 Ekim 2007
Sitemizin yazarlarında Boylu'nun hazırladığı
İslami Oteller, Tesettür Oteller, İslami Otel sitesi bir hırsız tarafından kelimesi kelimesine çalındı. Hırsızımız bir harf dahi değiştirmeden siteyi indirip yayımlamış. İşin kötüsü hırsız Google aramalarına Boylu'nun sitesinin üstüne çıktı. Bu türden hırsızlıklara karşı Blogger'da, en azından hırsızların işini zorlaştıracak bir yöntem bulduk:
Bu anlattıklarımız yeni Blogger yani XML şablon kullananlar içindir. Klasik şablon için kullanımını da Damacana.org'nin anlatmasını bekliyoruz:)
Şunları yapıyoruz:
- Şablon>>>HTML'yi Düzenle>>>Widget Şablonlarını Genişlet seçeneğini işaretli olsun.
- Firefox'ta iken Ctrl+F tuşlarına basın.
<p><data:post.body/></p>satırını bulun.
- Bu satırın sonuna şu kodları yapıştırın:
<b:if cond='data:blog.pageType == "item"'><br/> © <small><i>Bu metin ilk olarak <a expr:href='data:post.url'><data:post.url/></a> adresinde yayımlanmıştır.</i></small></b:if>
- Şablonu kaydedin.

Bu yöntemle hırsızın işini biraz olsun zorlaştırmış oluyoruz. Hırsızlar, siteyi indirdikten sonra bu kodları tek tek silmek zorunda kalacaklardır.Etiketler: avare, blogcu, Blogger, Google, internet reklamcılığı, internetten para kazanmak

|
1 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
24 Eylül 2007
Edebe aykırı, ahlaka mugayir olmamak kaydıyla hemen her konuda yazabilir, her sitenin veya ürünün reklâmını yapabilirsiniz.
Yazarların yazılarının yer aldığı sayfalarda kendi reklamlarını yayımlamayı düşünüyoruz. Bunun için araştırmalarımız ve çalışmalarımız devam ediyor.
İlgilenenler bu yazıya yorum yazarak başvuruda bulunabilirler. Başvurular gizli tutulacaktır.Etiketler: avare, blog, blogcu, internet, internetten para kazan, reklam

|
1 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
31 Ağustos 2007
Bir blogcunun
hakkında sayfasındaki şu cümleler internetin dünyadan ayrı bir yer olduğunu göstermiyor mu sizce de?
- ASlına bakarsanız her zaman söylerim yeni bir forumda aktif olmak geleceğe bir yatırımdır.
- Artık bir moderatördüm.
- Bı sırada forumda ve irc de git gide yüksleiyordum. En sonunda admin oldum. Bu bir çok kişi için doruk noktasıdır ama bu erken yükseliş beni kesemedi.

- Toplam 6 adet sitede yöneticilik yaptım. Tam yetki ile. Bir çok sitenin kurulumuna da katkım oldu.
- İlk domainimi bu aralar almayı düşünüyorum.
- Kısacası web hayatım bu kadar.
- Yaptığım bir çok üst düzey yöneticilik falan hepsi yalan oldu
Etiketler: avare, blog, blog yazma, blogcu, blogcu kimdir, internet, internet Türkçesi, sağlık

|
1 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
30 Ağustos 2007
Daha önce bir blog
satışını sizlere duyurmuştuk. O zamandan bu yana Blogger'daki bir blogun bir başkasına nasıl devredilebileceği kafamı kurcalamıştı. Meğer çözümü çok basitmiş. Çok kullanılan bir özellik olacağını sanmıyorum. Öyle ya kaç kişi blog satarak para kazanıyor? Blogu bir başkasına devretmenin bu kadar kolay olmasına boncuk bulmuş kadar sevindim ve bol resimli olarak bu yazıyı hazırladım.
Sırasıyla şunları yapıyoruz.
- Kontrol paneli>>Ayarlar>>

- İzinler

- Yazar Ekle

- Blogu devredeceğiniz kişinin e-posta adresini kutuya yazıyoruz. Gmail, hesabı olması gerekiyor. DAVET ET düğmesine tıklıyoruz.

- Karşınıza şu ekran geliyor:

- Davet ettiğiniz kişiye bir e-posta gönderilecektir. Oradaki linke tıklayıp giriş yaptığında sitenizde ziyaretçi yazar olarak olabilecektir. Üst menüden tekrar İzinler yazısına tıklayın. (2. adım) Davetinizi kabul etti ise karşınıza şu ekran gelir:

- Davet ettiğiniz kişinin e-posta adresinin yanında "ziyaretçi" yazıyor.

- "ziyaretçi" yazan yere tıkladığınızda tıkladığınızda o kişiyi de yönetici yapmış olursunuz yani sizinle aynı haklara sahip olur.

- Görüldüğü gibi blogun iki tane yöneticisi vardır şu an. Ve yöneticiler, kendilerini, diğer yöneticileri, yazarları blogtan çıkarma hakkında sahiptir. İsminizin karşındaki "yönetici" yazısına tıkladığınızda şu sayfa gelecek:

- "Kendinizi bu blogtan çıkarın" linkine tıklayın. Karşınıza çıkan ekranda "Tamam" deyin.
Hepsi bu kadar. Blogunuzu yazıları, yorumları, resimleri, adresi, pagerankı... ile bir başkasına devretmiş oldunuz.
Geriye şayet varsa reklam kodları, sayaç kodu, profil bilgilerini vs. değiştirmek kalıyor.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Blogger, internet, Para

|
4 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
16 Ağustos 2007

İnternette bir kural vardır: "İlk gelen alır"
Bir zamanlar domainler (internet adresi veya alan adı diye çevirebiliriz) büyük paralara satılıyordu. Artık, şirketler, futbolcular, mankenler, türkücüler, arabeskçiler, dönmeler,
delikanlılar nette yerlerini aldıkları için domain pazarı eskisi gibi hareketli değil.Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor.
Eskiden, çok değil 5-6 sene evvel, daha Google interneti bu kadar ele geçirmemişken, internete bağlanmak için modem sesi duyarken, çoluk çocuk cahil cühela internete yunuslama dalmamışken, tarayıcılarda Google'nin arama çubuğu yerine adres satırı kullanılırken domainler önemliydi. Com, net, org nisbeten anlamına uygun kullanılırdı. Edu, gov, mil uzantılarını kimin kullanıdığını internete girenler bilirdi. Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlarda kendimize göre siteler yapardık. Kimi zaman Frontpage ile kimi zaman Notepad ile. Değişen çok şey oldu zaman içinde ama değişmeyen ve değişmeyecek olan birşey var: Sitelerin ziyaretçiye olan ihtiyacı. O zamanlar da sayaç kullanırdık sitelerimizde. Arama motorlarından www.xxxx.com yazarak sitemize gelenler olmazdı.
Daha önceki bir yazımızda blog ziyaretçileri üzerinde durmuştuk. Net Günlüğü'nün sayacına baktığımda ziyaretçilerin % 90'ın Google üzerinden geldiğini görüyorum. Gelenler aradıklarını bulabiliyorlar mı o ayrı bir mesele ve ayrı bir yazı konusu. Google'nin ziyaretçi göndermesinin sebepleri malum. Blogger'ın Google tarafından torpilli olması, SEO ve gündemi takip etmem. Şayet Net Günlüğü, eski bir site olsa idi, Page Rank değeri 4 veya 5 olsa idi ziyaretçi sayısı iki katına çıkardı. Çünkü Google, PR değeri yüksek sitelere arama sonuçlarında öncelik veriyor. Bir sitenin PR değeri yüksekse ve sık güncelleniryorsa o siteye daha sık uğruyor Google ve orayı sık indeksliyor. Google'nin Net Günlüğü'ne bazen birkaç gün bir uğramadığı da oluyor, her gün uğradığı da oluyor. CNN gibi büyük ve sık güncellenen sitelere her 10 dakikada bir uğrar. Yani Google'ye yazıyı ilk indeksleten kazanır.
Türk blogcular arasında yaygın olan ve tasvip etmediğim bir davranış görüyorum: Bir blogda gördüğü yazıyı (beğenmesi şart değil, ziyaretçi getireceğini bilmesi yetiyor) tırnak işareti içinde kendi blogunda kaynak göstererek aynen yayımlamak. Söz konusu yazı ilk önce PR değeri düşük ve Google'nin az uğradığı bir blogda yayımlandı ise Google onu görmeyecek ve yazının alıntılanarak yayımlandığı sayfayı arama sonuçlarında öne çıkaracaktır. Bkz. Seo icat oldu, mertlik bozuldu.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor. "Falancanın sitesinde gördüğüm bir yazıyı buraya alıntılıyorum" demek yerine o yazıya birşeyler katarak, karşı çıktığı katıldığı yönleri yazarak yazıyı işaret etmek daha erdemli bir davranış olacaktır. Çünkü o yazı bir ay önce matbu yayımlanan, arasan da bulunamayacak bir gazetede değil, bir kelimede milyonlarca sonucun sıralandığı Google'den yola çıkılarak ulaşılabilecek bir yerdedir, kısacası bir tık uzaktadır.
Bilmem işi gücü blog olanlar, renkli blogcularımız, beyn'ini özetini bloga akıtanlar, fikir bozanlar, acemiler bu konuda ne düşünürler?Etiketler: ah, avare, blog, blog hazırlama, blogcu, Google indexlemesi, Google üst sıra, Google'de yükselmek, internet, internet reklamcılığı, internet Türkçesi

|
5 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
30 Haziran 2007
Bir süre sonra yazmak yerine sadece blog ile uğraştığınızı, yazdığınız yazıların blog çevresinde döndüğünü görüyorsunuz.
Masrafsız olduğu için seçmiştim
Blogger'ı başlangıçta. Kullandıkça yeni özelliklerini, avantajlarını keşfediyorsunuz. Fakat yetmediği zamanlar olmuyor değil. Mesela bu blogun etiket sayısı artmaya başladı. Daha da artacak,
etiket bulutu bir sayfayı kaplayacak nerede
ise. Etiket kullanmadan olmaz, ama etiket bulutu kullanmadan olur. Etiket kullanmadan olmaz çün arama motorlarından gelenlerin yarıdan fazlası etiketlere geliyor.
Bunca laftan sonra Wordpress'e geçecek miyim peki? Şu an için düşünmüyorum. Bir kere iki de bir güncelleniyor Wordpress, FTP ile dosya upload etmek, uygun tema seçmek, temayı Türkçeleştirmek işkence geliyor bana. Wordpress'e bir çok yetenek katan bileşenler vs... var ama onları bulmak, kurmak ayrı bi dert.
Bir süre sonra yazmak yerine sadece blog ile uğraştığınızı, yazdığınız yazıların blog çevresinde döndüğünü görüyorsunuz.
Göçmeyen, hızlı bir host bulmak da ayrı bir sorun. Yeni domain almak, domaini yönlendirmek...
Yok, yok ben Blogger'da kalayım epey bir süre daha.Etiketler: avare, blog, blog hazırlama, blog nedir, blog yazma, blogcu, internet

|
3 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
27 Haziran 2007
Bloga yani buraya trafik sağlamak için gezerken nette
blogkazani.com'a düştü yolum. Şöyle böyle derken
Reşat Çalışlar'dan haberdar oldum. Meğer internetin cahili imişim ben.
Sözlükler, üniversiteler ve şehirler çevresinde teşekkül etmiş daha çok.
Ne meşhurmuş
Reşat Çalışlar öyle, hak edilmiş bir şöhreti var doğrusu,
kıskanmadım desem yalan olur. Şurada sözlükçükle blogculuğu karşılaştırmış. Blogunu gezerken birçok sözlük ismi daha öğrendim. Hemen hemen her sözlüğe uğruyor galiba Çalışlar. İnternette mi yaşıyor bu adam ne!
Sözlükler, üniversiteler ve şehirler çevresinde teşekkül etmiş daha çok. Yurdumun üniversitelerini düşündüm. Hepsini kontrol etme fırsatım olmadı şu sözlük (sözlüğümsü) üzerinde durmak istiyorum.
Gençler kodlamışlar sözlüğü, hazır önlerinde Ekşi Sözlük gibim dev bir örnek varken kodlaması zor olmamıştır. Alttaki (telif hakları vs... kısım oluyor) yazı Ekşi Sözlük'ten taklit, özgünlüğü yok. Daha sözlüğü açar açmaz (ilk entry Nisan 2007 tarihli) bir de dönerci kafalayıp reklam almışlar. Yazar sayısı vs. bilgilere bakmadım, çün okumak epey zor o sayfayı. Başlıklarda (başlık mı entiri mi entry mi nedir bu kargaşa, bıktım usandım yav) en fazla 5 kişinin imzası var. Lafı uzatmaya gerek yok, gençlere başarılar diliyorum.Etiketler: avare, blog, blogcu, internet, internet reklamcılığı

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
Bloglar yarışıyor.
Nahnu.org'deki yazı ile haberim oldu bu
yarışmadan. Henüz emekleme aşamasındaki bir blog olduğumuz için yarışmaya katılmayı düşünmüyoruz. Ama siz Nahnu'ya
oy verin.
Etiketler: avare, blogcu

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
26 Haziran 2007
Başlık, SEO'ya uygun yapıldı. Bu yüzden biraz tuhaf oldu. Blog sayfası oluşturulurken şunlar kullanıldı:
Şablon: NyboaSayaç: Google Analytics,
Pmetrics,
Mypagerank,
Whos.Amung,
Popuri.us,
Sosyal İmleme: Ekle Bunu,
OyylaLogo: EkiwiBlog araçları: Snap shots,
Etiket Bulutu,
Takvim,
Son Yorumlar,
Smiley (Gülücük)Diğer: CSS teknikleri,
Fotoğraf Albümü,
Etiketler: avare, blog hazırlama, blogcu, Blogger, blogger bileşen, blogger bileşenleri, blogger etiket bulutu, Blogger fotoğraf albümü, blogger sayaç, blogger similey, blogger smiley, gülücük ekleme

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
24 Haziran 2007
Kullandığım programları tanıtmaya devam ediyorum.
Yazım Kılavuzu,
Siberya tarafından hazırlanmış ve bedava dağıtılıyor.
Bu sayfadan indirebilirsiniz.

Programın tek kusuru bence içerisinde AdSense reklamlarının olması. Bildiğim kadarıyla bir program içine AdSense kodlarını yerleştirmek yasaktır. Programı hazırlayanların AdSense ile özel bir anlaşma yapmış olmalarını umuyorum. Yoksa kurallara
uymamaktan doları AdSense hesapları kapatılır. Ayrıca, Türkçe reklam çıktığına rastlamadım. Hem biçimsiz duruyor program içinde. Hem internet bağlantısı olmayan bilgisayarlarda o kısım boş görünüyor. Programı hazırlayanlar AdSense reklamı koymak daha küçük boyutlarda kendi sitelerinin reklamlarını yapsalar daha çok kazanırlar bence.
Hazır söz imladan açılmışken TDK'ya da birkaç laf etmeden olmaz. Biliyorsunuz harf inkılabı 1928'de yapıldı. Aradan geçen 79 yıllık zaman diliminde 10 tane imla (yazım) kılavuzu çıkarıldı. Yani 95-100 yaşlarındaki birisi (Fazıl Hüsnü Dağlarca mesala) işi gücü bırakıp imla kılavuzunu mu takip edecek? Bir dilin imlası ile bu kadar oynanması çok yanlış kanaatimce. Bizim kültürümüz "galat-ı meşhur"u bilir.
Size çok basit bir örnek vereceğim: Yazım Kılavuzu'nun son baskısı 2005 yılında yapıldı. Yine aynı sayfadan öğrendiğimize göre bundan evvelki kılavuz 2000 yılında yayımlanmış. 5 yılda bir dilin imlası değiştiriliyor. Kütüphanelerinizde 2000 yılında ya da daha önceki yıllarda yayımlanan İmla Kılavuz'larına bakın bakalım. Kapakta İmla Kılavuzu mu yazıyor yoksa İmlâ Kılavuzu mu? Bulamayanlar eski kılavuza göre hazırlanan şu sayfalara bakabilirler. Üstelik bu sayfalar "imla kılavuzu" diye aratıldığında Google'de birinci sırada çıkıyor. Ah Türkçem vah Türkçem. Kimlerin eline kaldın böyle! Birde son baskıya bakın buradan. Basit bir uzatma işareti (şapka) meselesini bile halledememiş bir kurum var karşımızda. Bunu bile halledemeyen bir kurumunn internet sözüne "genel ağ" karşılığını önermesi beni şaşırtmıyor.
Benzeri bir kargaşa reklam kelimesinde de var. TDK'ya bakarsanız reklâm diye yazılması gerekiyor. Peki TRT dahil hangi televizyon kanalı reklâm diye yazıyor?
Yazarken konuşulurken ufak tefek hataları yapılması doğaldır. Hele hele Türkçe gibi bir dil ile konuşurken, hızlı yazarkan (blog yazmayı kastediyorum) hata yapmamak imkansızdır. Ben bunu trafik kurallarında benzetiyorum. Kurallara ne kadar uyulsa da kazanın kaçınılmaz olduğu zamanlar olabilir. Dil üzerinde duran, yazdığına azami dikkat eden blogcularımızın olması sevindirici.
TDK'ya rağmen Türkçe yaşayacak:)Etiketler: avare, blogcu, dil, dil bilinci, imla kılavuzu, internet Türkçesi, program, Türkçe

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
23 Haziran 2007
Temayı değiştirmenin zamanı geldi. Sayfanın en altında yer alan etiketler çok çirkin durmaya başladı. Bileşenli bir temaya geçeceğim. Eski temayı
buraya koydum.
Etiketler: avare, blog hazırlama, blogcu, Blogger, türkçe blogger temaları

|
1 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
19 Haziran 2007
Millet harıl harıl tartışıyor, blog mu günlük mü? Bu sorunun cevabı çok basit efendim, tabii ki blog.
Vay efendim blog kelimesi Türkçe değilmiş. Kim demiş değil diye? Günlük kelimesi ne kadar Türkçe ise blog da o kadar Türkçe'dir. Misallerle açalım efendim. Şu kelimelere Türkçe değil diyebilir miyiz: anahtar, adam, şans, akıl, mühendis, numara, not vs... Meraklıları kelimelerin kökenlerine
şuradan bakabilirler.
"Günlük kelimesi ne kadar Türkçe ise blog da o kadar Türkçe'dir." demiştim. Açıklamaya
çalışayım: İmdi günlük türemiş bir kelimedir. Gün- köküne -lük yapım eki getirilerek yapılmıştır. -lık, -lik, -luk, -lük eki addan ad yapmak için kullanılır. Eklendiği kelimeler mekan bildirebilir veya kap ismi olabilir: kömürlük, tuzluk, taşlık... Bir kavramı karşılayabilir: Evlilik, tembellik, çalışkanlık... Yıl, ay, hafta, gün, saat, mevsim, yaz, kış gibi zaman bildiren kelimelere eklendiğinde o kelimeleri sıfat yapar. Yazlık elbise, yıllık izin, günlük işler....
Günlük kelimesinin "bir yazı türü, edebi tür" anlamlarında kullanılması dilin bu mantığından dolayı uygun değildir. Bundan dolayı günlük kelimesi yerine jurnal'i tercih edenler var. Bu vakitten sonra günlük kelimesi dilden çıkarılamaz. Şöyle ya da böyle kullanılıyor.
Gelelim blog kelimesine: Yabancıdır diye kullanmayalım deniyor. Yukarıda saydığım kelimeler de yabancı idi, onları da dilden atacak mıyız? Diyeceksiniz ki o kelimeler uzun zamandır kullanılıyor ve dile yerleşmiş. Maalesef blog kelimesi de öyle oldu. Birkaç sene içinde yerleşiverdi dile. Asrımız süratli. Bizim TDK'daki yaşlı profesörlerimiz "Genel Ağ" "çenebazlık" kelimelerini türetesiye kadar gençlerimiz "internete girip çetleştiler." Şimdilerde blogluyorlar, iyi de ediyorlar. Bloglasınlar, bloglama dalsınlar nete.
Esasen bu hamur daha çok su götürür. Ara ara değiniriz.
Tartışmalar şuralarda sürüyor.
Seri yazmak zorunda kaldım, sürç-i klavye ettikse affola.Etiketler: avare, blog nedir, blogcu, blogcu kimdir, dil, günlük değil blog, Türkçe

|
2 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |
15 Haziran 2007
Biraz önceki yazıyı yazarken fark ettim ki yazı uzuyor. Bu tasarıma uzun yazı gitmez. Bir yerlerde görmüştüm, Blogger'da yazıları bölebiliyor idik.
İşte burada nasıl yapılacağı anlatılmış. İşte bu yazıda da kullandım bu özelliği. Tek sevimsiz yönü, bağlantının etiketlerin altında kalması.
Geriye kaldı, etiket bulutu. Şu sayfada yeni şablonlar için kullanılabilecek hoş bir etiket bulutu var. Ama bu şablon klasik olduğu için onu kullanamıyorum. Araştırmaya ve bilek egzersizlerine devam...
Etiketler: avare, blogcu, blogger teması, blogger şablonları, blogspot tema, blogspot şablon

|
0 Yorum var
|
Yorum gönder |
E-postayla Gönder! |