Euro 2008'e şurda ne kaldı, sevgili futbolseverler. Maçlar yaklaşadursun biz size bu konuda ajanslara düşen son dakika haberlerini aktaralım. - Yuventus'un suskun forveti Del Piero euro 2008'in katılacağı son turnuva olacağını, bu turnuvada ülkesi İtalya'yı en iyi şekilde temsil ettikten sonra (sonuna kadar savaşamam demek istemiş galiba) Eylül ayında futbolu bir jübile maçıyla bırakacakmış.
- Hırvatistan'ın teknik direktörü aynı zamanda bir rock grubunun da üyesiymiş. Hırvatistanlı taraftarlar için marş yazmakla meşgulmuş. (Bu da tribünlere oynuyor anlaşılan) - İsviçre'de bir araya gelen Güvenlik Uzmanları üç günlük bir konferansa katılacaklarmış. Bu toplantıda Euro2008'in güvenliğinin yanı sıra, taraftar psikolojisi, holiganizm gibi konular psikologlar ve sosyologlar tarafından irdelenecekmiş.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik 1 Mayıs'ın tatil olmasına sıcak baktığını söylemiş. 1 Mayıs tatili güzel fikir, umarım Bakanlar Kurulunun bu sıcak bakışı resmileşir. Benim naçizane birkaç tatil önerim daha olacak sayın Bakanlarımıza: 1 Nisan Şaka Tatili 21 Mart Nevruz Tatili 8 Mart Kadın Tatili Ocak sonu, Şubat başı Zemheri tatili Mart ayında kazma kürek tatili (Kedi tatili de olabilir) 29 Şubat Artık Yıl Tatili 28 Şubat Vakayi Hayriye Tatili 14 Mart Vakayi Âdiye Tatili
Yüksek okulu bitiren vatan evlatlarını ilgilendiren önemli bir açıklama var asal.gov.tr'de. Diyor ki kısaca: Şu anda Yüksek okul mezunlarının askerlik süreleri ile ilgili, ya da yedek subay olarak yapmaları konusunda bir çalışma yoktur. Yüksek okulu bitirenler de üniversite mezunu sayıldığına göre neden lise veya ilkokul mezunu muamelesi görüyorlar? Bu konda yüksek okul mezunlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Eurovision 2008 resmi sitesi Youtube'da en çok izlenen şarkıların listesini yayınlamış. En çok izlenen şarkıyı dinledim, şoke oldum. 8 milyon kişi izlemiş şarkıyı, ikinci en çok izlenen şarkı ise bizim "Deli". O da 1 mlyon 300 bin kişi tarafından izlenmiş. Siz de 8 000 001 inci kişi olun. Buyrun izleyin bakalım İspanyolların çiki çikisini.
Eurovizyon 2008 şarkı yarışmasına katılacak şarkıların bir kısmı belli oldu.
direk katılacak ülkeler, şarkıları ve şarkıcıları:
Almanya: No Angels, Disappear
Fransa: Sébastien Tellier, Divine
İngiltere: Andy Abraham, Even If
İspanya: Rodolfo Chikilicuatre, Baila El Chiki Chiki
Sırbistan: Jelena Tomašević feat. Bora Dugic, Oro
Yarı Finalistler:
Ülke - Şarkıcı - Şarkı adı
Andorra: Gisela "Casanova"
Arnavutluk: Olta Boka, Zemren Lame Peng
Azerbaycan: Elnur Gusseinov, If you never come back veya Day after day
Belarus: Ruslan Alehno, Hasta la Vista
Belçika: Ishtar, O Julissi
Bosna-Hersek: Elvir Lakovic Laka, Pokusaj
Bulgaristan: Deep Zone & Balthazar, DJ, Take Me Away
Çek Cumhuriyeti: Tereza Kerndlová, Have Some Fun
Danimarka: Simon Mathew, All Night Long
Ermenistan: Sirusho, Qele, Qele
Estonya: Kreisiraadio, Leto Svet
Finlandiya: Teräsbetoni, Missä Miehet Ratsastaa
Gürcistan: Diana Gurtskaya, Peace Will Come
Hırvatistan: Kraljevi Ulice & 75 Cents, Romanca
Hollanda: Hind, Your Heart Belongs To Me
İrlanda: Dustin the Turkey, Irelande Douze Pointe
İsrail: Boaz, The Fire In Your Eyes
İsveç: Charlotte Perrelli, Hero
İsviçre: Paolo Meneguzzi, Era Stupendo
İzlanda: Euroband, This Is My Life
Karadağ: Tamara, Vrčak & Adrijan, Let Me Love You
Kıbrıs: Evdokia Kadi, Femme Fatale
Letonya: Jeronimas Milius, Nomads In The Night
Litvanya: Pirates Of The Sea, Wolves Of The Sea
Macaristan: Csézy, Candlelight
Makedonya: Tamara, Vrčak & Adrijan, Let Me Love You
Malta: Stefan Filipović, Zauvijek Volim Te
Moldova: Geta Burlacu, A Century Of Love
Norveç: Maria Haukaas Storeng, Hold On, Be Strong
Polonya: Isis Gee, For Life
Portekiz: Vânia Fernandes, Senhora Do Mar (Negras Águas)
Romanya: Nico & Vlad, Pe-o Margine De Lume
Rusya: Dima Bilan, Believe
San Marino: Miodio, Complice
Slovenya: Rebaka Dremelj, Vraj Naj Vzeme
Türkiye: Mor ve Ötesi, Deli
Ukrayna: Ani Lorak, Shady Lady
Yunanistan: Kalomoira, Secret Combination
24 Mayıs'ta yapılacak Eurovision Şarkı yarışmasına katılacak olan Mor ve Ötesi Grubunun Deli adını verdiği şarkıya klip çekildi. Seyredin ve siz şimdiden puanınızı verin.
Liselere öğrenci yerleştirme amaçlı ilköğretim öğrencilerine uygulanan sınavın adı şimdilik SBS. SBS'nin bilindiği gibi OKS'den iki önemli farkı var: 1. SBS 6., 7. ve 8. sınıfların sonunda yapılacak ve hepsinin ortalaması alınarak puan hesaplanacak. 2. SBS'de Türkçe, Matematik, Fen ve Sosyal'in yanında İngilizce de sorulacak.
Bakanlık bu yıl ilk defa 6. ve 7. sınıfların gireceği SBS örnek ingilizce sorularını yayınladı. Örnek sorular vasat bir öğrencinin yapabileceği zorlukta hazırlanmış. En güzel tarafı ise bütün soruların resimli olması. Yani öğrenci hem sıkılmayacak hem de görsel olduğu için daha kolay yapabilecek.
Yargıtay başsavcısının hazırlamış olduğu iktidar partisini kapatma davası iddianamesinin içeriği bir yana uzunluğu da tartışma konusu. Ne yazıyor diye merak ettim ve okumaya karar verdim. Ama mümkün değil. İlk çeyrekte pes ettim. Her ne kadar çok sayfalı olsa da haklı sebepleri var kanımca. İddianameyi gereğinden uzun bulanları matematiğe ve mantığa davet etmek istiyorum. Refah partisinin kapatma davasında iddianame 16 sayfa idi. Refah partisi 1 yıl iktidarda kalmıştı, Akparti'nin 5. yılı. Yani 16x5=80. Akparti Refah partisine göre 2 kat fazla oy almıştı. 80x2=160. Yani İddianame ne uzun ne de kısa. Tam olması gerektiği kadar vesselam.
Kar yağdı, yağmur atıştırdı, don oldu, buz tuttu, kayan kaydı, barajlar nasiplendi, cemreler düştü ve nihayet kara kış bitti. Baharla beraber güneş kendini iyiden iyiye göstermeye, havalar ısınmaya başladı. Şimdi tatil zamanı. Her yaz olduğu gibi bu yaz da memleketimizde bütün insanlar aynı basit denklemi kuracaklar: tatil = deniz ise deniz = tatil. Çoluk çocuk dolacaz otellere, atacaz şezlongumuzu plaja vuracaz kendimizi denizin serin sularına.
Öyle ya dedelerimiz, ninelerimiz her yaz tatil yaparlardı. Bu güzide geleneğimizi ihmal edecek değiliz ya.
Diyeceksiniz ki bunlar zaten yıllardır oluyor. "Yeni bir şeyler söylemek lazım, cancaazım"
Bunlar oluyor da eskiden olmayıp yokluğunu hissetmedikleri plaj tatili artık muhafazakar aileler için de elzem hale geldi. Öyle ya dedelerimiz, ninelerimiz her yaz tatil yaparlardı. Bu güzide geleneğimizi ihmal edecek değiliz ya.
Neyse... Biz herkesin özgür tatil tercihine saygı duyalım ve benim canımı sıkan ayrımcılığa bir not düşelim.
Dört ya da beş adet yıldız toplamayı başarmış bir otelde keyfetmek için gerekli miktar nedir? Ucu açık olmak kaydıyla 40 ytl'den başlıyor. Peki muhafazakar bir ailemiz, içkisiz, discosuz bir ve birkaç yıldızı olan bir otelde gecelemek istediğinde kaç para ödemesi gerekiyor? 60 yuro (Türkçesi avro). Peki bu ayrımcılık, haksızlık, fırsatçılık, kapitalizm vs değil de nedir? Aynı beldede (Alanya, Kemer, Çeşme....) aynı hizmeti (hatta daha az) veriyorsunuz ve iki kat fazla para alıyorsunuz. İkinci bir husus.
Bay bayan haşema fiyatları
Bahsi geçen islami otellere gidenler denize, havuza neyle girecekler? Mayo, bikini giyecek değiller elbette. Evet. Haşema giyecekler, yani tesettür mayo. Peki haşema fiyatları ne kadar? Tahmin ettiniz. Otellerden farkı yok. İşlevsel en ucuz haşema 80 ytl.
Diyeceğim o ki, Tüketicileri Koruma Derneği bu işe el atmazsa ben burada konuyu eşelemeye devam edeceğim.
Son günlerde ataerkil bir toplumun olmamızın en büyük göstergesi iki partimizin mutabakatlaşarak kararlaştırıp uygulamaya çalıştıkları "türban bağlama şekli" kanunu oldu. İlkokullarda görmeye alışık oluduğumuz kılık kıyafetin rengini şeklini dikte etme anlayışı hiç lüzumu yokken üniversitelere de sokuldu. Tabi olan oldu artık. Anlaşılan kızlarımız artık eşarbını nasıl bağlayacağını da düşünmek zorunda kalacak. Buyrun eşarp nasıl bağlanır bakın.
Öğretmeni, okutmanı, öğretim görevlisi, öğrencisiyle nerdeyse Türkiye'nin yarısı uzun bir yaz tatilinden sonra yeni bir eğitim öğretim yılına başladı. Tabi öğretmenlerin, bu aralar internette aradığı şey herkesin malumu olduğu üzere bir takım dökumanlar. Yıllık planlar, günlük planlar, sosyal etkinlik planları, çalışma takvimi gibi kırtasiyelerle epey bir boğuşuyor muallimler. Bu yıl şunu farkettim. Artık öğretmenler daha paylaşımcı ve planları daha profesyonelce yapıyorlar. Mesela ingilizce planları MEB'in dağıttığı kitaplara göre farklı farklı yapılıyor ve bu öğretmenlerin işini oldukça kolaylaştırıyor.
Planını yapan öğretmen veriyor net'e. İhtiyacı olanlar da faydalanmış oluyor. Şimdi bazıları buna hazırcılık diyecek ama öyle değil aslında. Plan yapıp internete verenler ikiye ayrılıyor. Birinci grup bu işi zevkle yapıyor. Yani emeğini paylaşmakta beis görmüyor. Diğer grup ise satıyor bu planları. Bu planlardan yararlananlar ise, birçoğu gereksiz, yani öğretmene ek külfet getiren, dökumanlarla vakit kaybetmekten kurtuluyor.
17 Ağustos ve 12 Kasım büyük depremlerinden sonra büyük bir sıçrama yapan prefabrik ev sektörü yine eski günlerine dönüyor galiba. Tedbir almak için deprem olmasını beklemeye gerek olmamalı, ama biz Türk'üz işte. Bize has özelliklerimiz var.
Özellikle küçük de olsa bir arsası olanlar için prefabrik evlerin avantajları çok fazla. En önemlisi, bence tabi, deprem esnasında en sağlam betonarme binalardan bile daha güvenli. Üstelik çok daha ucuza mal edilebiyor. Diyelim ki komşularınızla kavga ettiniz, geçinemiyorsunuz, ya da şehrin gürültüsünden uzaklaşmak istiyorsunuz, ya da memursunuz tayininiz çıktı. Prefabrik eviniz varsa sorun değil. Yaklaşık 5 bin YTL'ye evinizi taşıtabiliyorsunuz.
Uğur Dündar'ın hazılayıp sunduğu bir program var dı. Evi olmayan fakir insanlara prefabrik ev yapıyorlardı. Birkaç bölümünü izledim ve yapılan evlere hayran kaldım gerçekten.
İmkanı olanlara prefabrik konutları tavsiye ederim. On katlı bir apartmanda bir daire almak için binlerce YTL ev kredisi çekip iki katını geri ödemeye değemez diye düşünüyorum.
Otomobil piyasasının en durgun olduğu döneme girdik. İkinci el ve sıfır otomobillerde kış aylarında tabir caizse yaprak kımıldamaz. İşte böyle bir dönemde araba sahibi olmak isteyenler sıfır kilometre araba alacaklarsa kampanyaları iyi takip etmeliler. Özellikle yeni çıkan markaların piyasada tutunabilmesi için firmalar cazip imkanlar sunuyorlar. Albea sole, Tofaş Lancia gibi.
Otomobil müşterisi genellikle araba almaya karar verirken en çok zorlandığı noktalar şunlardır: Kullanıcı otomatik vitesli mi olsun, düz vites mi ikileminde kalıyor. Otomatik vitesli arabalar kullanım rahatlığı açısından bayanlar tarafından ilgi görüyor ancak dezavantajları da az değil. Hem çabuk bozulabiliyor, hem de alırken pahalı, satarken ucuz olabiliyor. Diğer bir ikilem de dizel veya benzinli araba seçme noktasında oluyor. Dizel arabalar her ne kadar yakıt tüketimi açısından daha ekonomik görünse de, yedek parça konusunda benzinlilere göre daha masraflı. Bunu da gözönünde bulundurmakta fayda var.
Küreselleşmeyle beraber otomobil piyasası da büyük değişim geçirdi. Birkaç yıl öncesine kadar otomobil müşterisinin önünde birkaç seçenek vardı. Ya yerli araba alıyordu, ya da paraya kıyıp meşhur markalardan birini seçiyordu. Şimdi dünyanın öbür ucundaki otomobil üreticileri Türkiye piyasasına girdi. İran arabaları, Çin arabaları, Rus Arabaları, Hint arabaları... gibi önceden adını sanını duymadığımız otomobil markaları girdi ülke piyasasına. Bu arabaları bütün otombil fuarlarında görmek mümkün. Bunlar henüz test edilmiş değil ama fiyatları yerli arabalardan bile ucuz.
Henüz test edilmemiş Çin arabaları epey rağbet görüyor gördüğüm kadarıyla. Vatandaş ilgiyle bekliyor piyasadaki yerini almasını. Düşünsenize 7-8 bin YTL'ye sıfır araba sahibi olacaksınız. Gerçekten çok cazip görünüyor ilk bakışta. Lakin son günlerde ülkemizde ve tabiki Avrupa'da çin mallarına karşı özellikle de çin oyuncaklarına karşı toplama kampanyası başladı. Çin üretimi oyuncaklar, bebekler, boya kalemleri vs piyasadan toplanıyor yavaş yavaş. Ucuz etin yahnisi de böyle oluyor maalesef.
Bildiğiniz gibi Çin arabalarından önce Çin motorlarıyla tanıştık. Herkes "Altına hücüm" filminde olduğu gibi Çin motorlarına hücum etti. 1,2 ytl'ye çin motorunu kim almak istemezdi ki. Hem ucuz hem de çok şık duran bu motorlarla doldu piyasa. Gemiler dolusu motorlar geldi, ihtiyacı karşımakta zorlandılar. Kimi motosikletle alakası olmayan firmalar (beyaz eşya üreticileri) Türkiye distribütörlüğünü aldılar. Devasa çin motoru monte etme fabrikası kurdular. Artık gemilerde sadece parçalar gelmeye başladı ve bunları Türkiye'de monte edip sürdüler piyasaya. Çok büyük miktarlarda paralar kazandılar. Doydular paraya desek abartmış olmayız.
Peki şu anki durum ne? Bu kadar hızlı şişen bir balon mutlaka eninde sonunda patlar. Tam patlama gerçekleşti mi bilmiyorum ama bazı duyumlar alıyoruz. Çin motorları dökülmeye başlamış. Sanayide toplamakta zorlanıyorlarmış. İşin ilginç yanı bu motorların tamiri de zormuş. Yani her kullanıcı tamir edemiyormuş bu motorları. Diyelim ki motorunuzun zinciri attı. Mutlaka arta tekerleği sökmeniz gerekiyormuş. Neticede Çin motorları ucuz gerçekten. Alt sınıfa hitab ediyor. Aynı özelliklerdeki tanınmış bir markayı nerdeyse iki hatta üç katına alıyorsunuz.
Demem o ki kısa vadede karlı gibi görüne çin motorları uzun vadede sizi zarara sokabilir.
Çok değil 10 yıl önce yeşil sermaye diyerek her türlü baskıya maruz kalan holdinglerden biri de Kombassandı. Kombassan Holding bu baskılardan pek yara almışa benzemiyor. Alternatif tatil sektörüne yaptığı yatırımlar büyük bir hızla devam ediyor. Devasa yatırımlar yapıyorlar bu alanda. Bu yaz hizmete girenBera otel Alanya'dan sonra duyumlarıma göre 5 yeni otel daha yapacakmış. Ne diyelim. Hayırlı olsun. Biz de maddi durumumuz el verirde gidersek görüşlerimizi bildiririz.
Mersinli bir lise öğrencisi kanalizasyon suyundan bio-dizel üretmiş.
Kanalizasyon suyundan içme suyu üretildiğini duymuştum. Hatta Almanya'nın Solingen kentinin içme suyu bu şehrin kanalizasyon suyu arıtılarak elde ediliyormuş.
Asıl konu bu değil tabi. Benim anlayamadığım bir husus var. Alternatif enerji kaynakları aslında hiç de azımsanamayacak ölçüde. Hergün yeni bir icatla karşılaşıyoruz haber bültenlerinde. Sadece elektrik enerjisiyle çalışan araba (üstelik spor araba, ferrariye rakip olacakmış), suyla çalışan araba, biogazla çalışan araba. Petrol kavgasının bu kadar can aldığı, cihaşümul hararetin (küresel ısınma diyenler de var) iklimleri alt üst ettiği dünyamızı az çok yaşanılır kılmak adına bunun gibi ab-u hayat icatlar neden insanların kullanımına sunulmaz. Yani elektrikli bisikleti halkın kullanımına sununlar elektrikli arabayı neden hala sürmezler piyasaya? Hava kirliliği, su kirliliği, küresel kirlilik, küresel ısınma, doğadaki dengesizlikler, iklimlerin kayması gibi problemlerin temel sebebi olan zararlı gaz salınımının en büyük kaynağı egzoz dumanından kurtulmanın en pratik yolu bu değil mi?
Ülkemizde yaşanan batı kaynaklı kültürel değişim hayatın bütün alanlarını ve her toplumsal sınıfı etkiliyor. Benim üzerinde durmak istediğim Müslümanların (dindar, muhafazakar, müslüman.. artık hangisi uygunsa onu kullanın siz) modern hayata kendi renklerini katarak katılmaya çalışmaları.
Modern hayatta tatil deyince deniz, kum, güneş mi aklınıza geliyor? Herkes denize mi giriyor? Dindarlar bundan neden mahrum kalsın ki? Onların da kendi renkleri ile bezenmiş tesettür otelleri var. Onlar da denize giriyor artık.
Tam teşekküllü bir yaz tatili için denize girmek şart mı? Dindarların da mayoları, haşemaları var.
Günümüzde birikimleri değerlendirmenin en kestirme yolu parayı banka faizine yatırmak mı? Dindar kesimin de faizsiz bankacılık sistemi, islami bankaları var. Hem de en helalinden.
Birkaç yıl öncesine kadar bir elin parmaklarını geçmeyen "Alternatif Tatil" mekanların sayısı gün geçtikçe çığ gibi büyüyor. Telaffuzu kolay olduğundan olsa gerek daha çok mütedeyyin ailelerin rağbet ettiği bu oteller veya tatil köyleri İslami Otel veya Tesettür Otel olarak biliniyor.
Birkaç yıl öncesine kadar bir elin parmaklarını geçmeyen "Alternatif Tatil" mekanların sayısı gün geçtikçe çığ gibi büyüyor. Telaffuzu kolay olduğundan olsa gerek daha çok mütedeyyin ailelerin rağbet ettiği bu oteller veya tatil köyleri İslami Otel veya Tesettür Otel olarak biliniyor
Bu otellerin diğer otellerden en belirgin farklarını şöyle sıralayabiliriz: 1. İçkisizdirler. 2. Bayanlar ve baylar için ayrı yüzme havuzları var. 3. Bay bayan mescitleri var. 4. Birkaç tanesinde bayanlara ayrı plaj var. 5. Sadece aileler gidiyor. Bekar tatilci bulmak zor. 6. Disco olmadığı için daha sessiz ve huzurlu bir ortamları var.
Bunların dışında klasik otellerden farkları yok.
Bu oteller hakkındaki yanlış bir kanı da bu otellere sadece tesettürlülerin gittiği. Tesettürlü olmayıp da içkiden, sarhoşlardan, gürültüden (bazıları için gürültü değil tabiki), çıplaklıktan uzak durmak isteyen her ailenin rahatlıkla gidebileceği ve gittiği yerlerdir buralar.
Neticede alternatif tatil ile ilgili bilgi eksikliği olduğu aşikar. Bu tip otel ve tatil köyleri hakkında daha geniş bilgilere ulaşabileceğiniz adresler şunlar: İslami Otel Tesettür Otel
Ayrıca bu otellerde kaldıysanız ya da bunlardan birinde tatilinizi geçirmek istiyorsanız otel yorumları adlı siteden yorumları okuyabilir veya kaldığınız otelle ilgili görüşlerinizi bu platformda yazabilirsiniz.