Net Günlüğü

Gündeme, hayata, memlekete ve internete bakış... Otomobiller, eğitim, siyaset, müzik, blog ve internet dünyası...

Ana Sayfa | Yazıları takip et | Yorumları takip et

Sabah Kahvesi

Önceki yazılar

HACKED
1 Mayıs şarkıları, mp3 dinle
Çift Sim Kartlı CepTelefonu - Hangisini alsam aca...
Meclisin açılışı, 23 Nisan şarkıları
Avrupa Futbol Şampiyonası Euro 2008
Gramer kuralları, gramer nedir?
1 Mayıs Tatili
Ege Türküleri dinle, mp3 indir
Fenomen Yarışması, Sinan Çetin'le Star TV'de
Tenkit nedir, eleştiri örnekleri

Arşiv

Nisan 2007
Mayıs 2007
Haziran 2007
Temmuz 2007
Ağustos 2007
Eylül 2007
Ekim 2007
Kasım 2007
Aralık 2007
Ocak 2008
Şubat 2008
Mart 2008
Nisan 2008

Yönetici için

Şablonla oyna | Yeni Yazı Gönder | Yazıları düzenle | Yorumları yönet | Ayarlar | Müzik Ekle
website counter
29 Mart 2008

Makale nedir, makale örneği

Şimdi talebelik yapmakta, ödev hazırlamakta ne var! Giriyorsunuz Gogıl'a aradığınızı, çıkan sonuçlardan birkaç tanesine bakıyorsunuz. Sayfaya şöyle bir göz gezdirmek yetiyor, yazıcıdan çıktısını aldınız mı ödeviniz tamamdır. MEB'in bu ödev üzerinde acilen durması gerekiyor, yoksa kopyala yapıştırcı bir nesil türeyecek.
Bloguna karaladığı herşeye makale diyen blogcularımız var.


Adına SEO denilen taktik ve tekniklerle Gogıl'da üst sıralara çıkmak mümkündür. Ödev arayan öğrencimiz medya okur yazarı olmadığı için karşısına çıkan her bilgiyi doğru sanabilir.

Makale kelimesinin kullanımı bunun güzel bir örneğidir. Bir yazı türü olarak makale bir görüşü, bir düşünceyi savunmak, çürütmek, kanıtlamak amacıyla yazılan yazılara denir. Genellikle bilimsel nitelik taşır makaleler. Blogcularımız arasında bloga yazılan her yazıya makale deniyor. Makale adını taşıyan alan adlarındaki yazılara baktığınızda onların makale olmadığını görebilirsiniz. Böyle giderse makalenin tanımını ve niteliklerini yeniden ortaya koymak gerekecek.

Makale örnekleri


Makalede belgeler, yapılmışsa araştırma sonuçları, karşı düşünceler... yer alır. Ve okuyucu ikna edilmeye çalışılır. Bu nitelikleri taşıyan bir makalenin güzel bir örneği var önümüzde. Makalenin başlığı: (ç)Alıntılama Sanatında Zen! Yazarı: Süleyman Sönmez Önce bu konuda niçin yazdığını söylüyor, sonra konuyla alakalı kanunları gösteriyor, ilgili kaynakları sıralıyor, gerektiği yerde alıntılar yapıyor.
Güneşin Tam İçinde'de makale niteliği taşıyan daha bir çok yazı var. İşte onlardan bazıları:
Etkili İletişim ve Sunum Teknikleri
Renklere Hükmedenler ve Renk Pazarlama Grubu
İlkyardımını önemi

Her yazdığına çekinmeden "makale" diyenlere, bir makale nasıl olmalı, nasıl yazılır diye soranlara Güneşin Tam İçinde'ye uğramalarını salık veririz.

Etiketler: , , , , , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
23 Mart 2008

Röportaj nedir, mülakat örneği

Edebî türleri birbinden ayrılması zordur. Roman ve hikâye, deneme ve fıkra, sohbet ve günce... birbirinden nasıl ayrılıyor? Bu gibi sorular edebiyat teorisyenlerinin başını ağrıtmaya devam ederken diğer sanat ve meslek dallarının nevileri de edebiyata sokuluyor.
Tiyatro metinleri göstermeye dayalı edebi metinler adıyla edebiyat kitaplarına giriyor, gazetecinin uğraşı olan haber yazıları, fıkra, röportaj ve mülakat öğretici metinler adı altında tasnif ediliyor. Esasında dil malzemesi ile vücut bulan her yapıt (eser diyemiyorum) edebiyatı alakadar ediyor denmeye getiriliyor.

Kimi zaman bu türler birbiriyle karıştırılıyor. Fransızca bir kelime olan röportaj rapor kökünden geliyormuş. Bir gazeteci okunacağını düşündüğü bir olayın üzerine gider, olay mahallini fotoğraflar, olayla uzaktan veya yakından ilgisi olan kişilerle görüşür. Elde ettiği verileri, kendi yorumlarını da yazarak bir yazıya dönüştürür. İşte bu röportajdır.

Mülakatta kişinin tipine, arkasına bakılır ve ensesinin kalınlığı ölçülür.
Mülakat ise görüşme anlamına geliyor. Kişiler kurumlara girerken veya işe alınırken mülakata tabi tutulurlar. Soyu sopu, siyasi görüşü, dayıları öğrenilir, tipine bakılır, arkası sağlam mı diye bakılır ve ensesinin kalınlığı ölçülür. Bu mülakattır. Edebî anlamda mülakat şöyle olur zannımca: Soru sormayı, insanları konuşturmayı beceren bir kişi, karşısına aldığı kişiyle konuşur. Onları ses kayıt cihazlarıyla veya görüntü kayıt cihazlarıyla veya kalem kağıtla kaydeder. Sonra bunları yazıya geçirir ve bir gazetede veya dergide veya blogda yayımlar. İşte bu mülakattır. Bu bilgiler şuradan ve şuradan ve havsalamızdan derlenmiştir.

Mülakat örnekleri


Size ilgiyle takip ettiğim blogdan bahsedeceğim. Bence o blogda yazılanlar bir mülakat örneği. Yazarı bir doktor, bloga Hastalardan Öğrendiklerim adını vermiş Doktor Bey. "Klavye üretir, fare tüketir" diyen Doktor Bey, arşivden gördüğümüz kadarıyla 2005'ten bu tarafa yazıyor. Yazılarını fotoğraflarla süslüyor, mevzu ile alakalı müzikler koyuyor. RSS okuyucuya Doktor Bey'in yazısı düştüğünde arkama yaslanıp keyifle okuyor, yeni şeyler öğreniyorum.

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
17 Şubat 2008

E-fatura öğrenme, efatura sorgulama, e fatura

Telefon, elektrik, su, doğalgaz vs. için her ay ülkemizdeki insan sayısı kadar fatura kullanıldığını tahmin ediyorum. Devletin ve kurumların hantallığını birkez daha görüyoruz. Senelerdir yapılması gereken ancak 2008 Martında hayata geçirilecek.
Memleketimizde internetin kullanılmaya başlaması 1990'lı yılların ortalarında denk geliyor. Önce TC Kimlik numarası sorguladık, sonra sınav, atama sonuçlarını öğrendik, vergi kimlik numarası, araba işlemleri, e-okul derken bugünlere geldik.

Nedir bu e-fatura?

Ağaç katlimanına dur demek için ellenmeyen fatura kullanın, e-faturaya sahip çıkın.
Faturanın internetteki halidir diyelim kısaca. Peki fatura nedir? Fatura, devletin sizden haraç almak için bulduğu bir sistemdir. Aldığınız her fatura devlete para ödediğinizin bir ispatıdır. Üzerinde numarası olur; kayıt, kontrol edilir. İki nüsha hazırlanır, biri sorumlu bir vatandaş olduğunuzun belgesi olarak sizin elinize verilir. Diğeri esnafta kalır, muhasebecesine, gerektiğinde devlete gösterir. İşte faturanın elektronik olmasındaki engel burada karşımıza çıkıyordu. İmdiye kadar Avea, Türkcell, Telekom, Telsim Vodafone gibi kurumlar istemeniz halinde faturanızın örneğini e-posta ile gönderiyorlardı. Size e-posta ile gelen faturanın örneğidir sadece. Şirket, firma devletin alacağını sizde bırakmadığını ispatlamak için matbu fatura düzenlemek zorunda.
Bundan sonra öyle olmayacakmış. Fatura numarası yerine ID (bu ide neyse) kullanılacakmış.

E Fatura kime ne kazandıracak?

  • Postacıların iş yükü hafifleyecek. PTT'nin P'si hâlâ özelleşemediğinden, postacılarımız devletin personeli olduğundan postacılara "Artık size ihtiyacımız kalmadı, hadi güle güle" denilmeyecek. (Devlet baba, iyi bir firma. Bizden faturayla aldığını vatanın bağrından çıkan postacılara, karayolculara, köy hizmetlerinde çalışanlara, öğretmenlere... kısacası bize geri dağıtıyor.)
  • Kâğıttan, mürekkepten tasarruf edilecek.
  • E-fatura düzenleyecek olan kurumlara fatura hazırlayan göbekli patronların matbaaları kendilerine bir çıkış yolu bulurlar elbet. Onları mı düşüneyim şimdi?
  • Posta kutusuna daha az bakacağım.
  • Sanırım e-fatura, e-posta ile gönderilir. Gmail'de e-fatura diye bir etiket oluşturmak lazım. Alın bir iş daha.
E-posta adresi olmayanlar üzülmeyin hemen bir tane bedava e-mail hesabı açın.
Buradan bizi okuyan 70 milyon insanımıza sesleniyorum. Ağaç katlimanına dur demek için ellenmeyen fatura kullanın, e-faturaya sahip çıkan.

Elektronik fatura sorgulama


Gelelim e-fatura sorgulamaya: "Söyle, kiminle konuştun bu kadar! Parayı sokakta mı buluyoruz biz!. Ya bu internet faturası ne? Her ay aşıyorsun limiti, ohh, ne âlâ nasıl olsa baban ödüyo parasını... Ders çalışmak falan yok... Hemen kontörlüye çeviriyorsun telefonu, bilgisayarın fişini de çek, yok sana internet minternet... Doğru ders çalışmaya"
Yok canım, bu kadar ağır değil sorgulama. Paniğe kapılmayın hemen. Sadece birazcık zor. ID numarası 18 haneli imiş. Çözüm basit, kopy/past. Güvenlik kodunu yazmak birazcık sıkıcı çünkü. 6 haneli. Bir de ne işe yaradığını sorgulamak can sıkıyor sadece. Buyrun ELEKTRONİK FATURA SORGULAMA

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
26 Ocak 2008

+18


18 yaşına girdiğinizde reşit oluyorsunuz. İşte katılabileceğiniz bazı faaliyetler ve elde ettiğiniz haklar:
  • Tekel büfesinden içki, sigara almak
  • Meyhaneye gitmek
  • Müstehcen filmler seyretmek

  • Evlenmek
  • Ehliyet almak (E sınıfı için 22 yaş sınırı vardır.)
  • Oy kullanmak
  • Evlenmek (velilerinizin iznini almanıza gerek yoktur)
  • AdSense yayımcısı olmak :)

Etiketler: , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
29 Kasım 2007

Gezi yazısı, seyahatname, gezi yazısı örneği

Gezi Yazısı :)Edebiyat kitaplarındaki gezi yazısı örnekleri size hitap etmiyor mu? Cenap'ın Hac Yolunda adlı eseri, Haşim'in Frankfurt Seyahatnamesi ya da Falih Rıfkı Atay'ın eserleri okunmaya değer güzel seyahatnamelerdir. Zikrettiğimiz bu eserler gezilecek yerleri tanımak, seyahate çıkmadan önce mekanlar hakkında bilgi almaktan çok Türkçenin tadına vararak okunacak eserlerdir. Görsel yönü bulunmaz, ki gerek de yoktur. Müelliflerin tasvir gücü görsel malzemeye lüzum hissettirmiyor.

İnternette, bloglar arasında filizlenen bir edebiyat var. Bir seyyahın blogunu duyurmak istiyorum sizlere.
Sandaletli Seyyah Bora Bilgin kendisini şöyle tanıtıyor:
38 yaşında bir doktorum. Evliyim, bir oğlum var.18 yaşıma girdiğim yıldan beri otostopla geziyorum .Bazen bisikletle gezdiğim de oluyor. Yavaş yavaş bu blogda yillardir gezdiğim yerleri, Tayland'dan Suriye'ye,Gökçeada'dan Diyarbakir'a paylaşmayi planliyorum.

Sandaletli Seyyah gezi yazılarını kendi çektiği fotoğraflarla süslüyor ve yazıları okurken size müzik dinleme imkanı da sunuyor. Sizin için seçtiğim iki gezi yazısı örneği:
Küba
Kartal KayalarıPrefabrik Evler

Etiketler: , , , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
16 Kasım 2007

Şimdi haberler

Dün haber sitelerine düşen bir haber ne zamandır üzerinde durmak istediğim bir konuyu aklıma getirdi. Okumaya üşenenlere haberi kısaca özetleyelim:

Dayı ayıyı döverse haber olmaz ama ayı dayıyı döverse haber olur.

Hindistan’da üç arkadaş ava çıkar, “ava giden avlanır” demişler. Üç kafadarın karşısına siyah bir ayı çıkar. Avcılardan biri panikler ve kaçamaz, kendini savunmaya kalksa da ayı tarafından bir güzel pataklanır. Bunları nereden mi biliyoruz? Oradan geçmekte olan bir ajans fotoğrafçısı basmış deklanşöre. “Saldırıyı kare kare” görüntülemiş.

Haber hayattan eder

Kevin Carter, foto muhabiri. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafı çekiyor. Eserini dünyaya göstermek için işini yapar yapmaz, oradan uzaklaşıyor. Açlıktan sürünen küçük kızın akıbeti bilinmiyor. Carter, ödül aldığı o fotoğrafı çektikten üç ay sonra intihar ediyor “ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığına” bir not bırakarak.

Üzülmeyin, gün gelecek herkes haber olacak.

Bir televizyon kanalının muhabiri işini yaparken eğiliyor ve iç çamaşırı görünüyor. Bir diğer meslektaşı o anı “sabit”liyor ve gazetesinde “Muhabirin iş kazası” diye haber yapıyor. Zamanında epey tartışılmıştı bu mevzu. Hürriyet gazetesinin sitesinde haberin fotoğrafı kaldırılmıştır. Sevindirici bir gelişme.
Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter.

Haber sizin olsun, benim haberim olmasın yeter

Efendim, ben sayısı iki elin parmaklarını az biraz geçen Anadolu İletişim Meslek Liselerinden birinde edebiyat muallimiyim. Okullardaki merasimler, müsamereler, törenler edebiyat muallimlerinin üzerine yıkılmıştır. Geçen 10 Kasım’da bir tören tertip ettik Ata’yı anmak için. Şiirler, konuşmalar, Ata’nın sevdiği şarkılar… Talebelerimize vazifelerini taksim ettik, bir gün evvelinden provasını yaptık. “Sizler iletişim okuyorsunuz, töreni kaydedin, fotoğraflarını çekin” diyerekten birkaç öğrencimizi görevlendirdik. Meslek dersi öğretmenleri, tutuşturdular ellerine kameraları, fotoğraf makinelerini. Törenin sahnelendiği yerde durduğum için dinleyicileri rahat görebiliyorum. Program başladı, bir öğrencimiz Ata’ya mektup yazmış, onu okuyor, dinleyen bir öğrencimiz gözyaşlarını saldı. Bizim muhabir adaylarımız bunu göremediler. Haberi kaçırdılar, aynı akşam TV’de Ata için ağlayan asker defalarca gösterilmişti. Derken kalabalık içinde bir hareketlenme. Sabahın köründe oraya diktiğimiz öğrencilerden biri bayılıyor. Kafalar olay mahalline çevriliyor, uzak olduğum için müdahale edemem. İki öğretmen arkadaşımız hemen yetişiyor. Konuşma yapan öğrenciyi durduruyorum, ortam durulsun öyle devam eder. Bizim muhabir adayları şaşkın, diğerleri gibi bakıyorlar sadece, en yakındaki fotoğraf makineliye işaret ediyorum, anlamıyor ne demek istediğimi. “Ne duruyorsun, haber orada! “ diyorum.

Esen kalın.

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
05 Kasım 2007

Şuara tezkiresi nedir, tezkire örneği

Son bir haftadır, siteye "Şuara tezkiresi nedir?" diye soruluyor. Tezkire, teskere ve tezkere farkını resimli olarak anlatmıştık.
Şuara tezkirelerinin bu denli aranması ilginç geldi bana. Acaba diyorum edebiyat öğretmenleri ödev mi veriyor talebelere? Yoksa Divan edebiyatına olan merak artıyor mu? -İskender Pala'nın kulakları çınlasın.-
Madem buraya kadar geldiniz tezkiler hakkında malumat bulabileceğiniz bir kaç yazı göstereyim.

Tezkire örnekleri


Latifi Tezkiresi - Rıdvan Canım
Ali Şir Nevai (İlk Türkçe tezkirenin yazarı) Rıdvan Canım
Bu sayfalardan tezkireler üstüne yapılmış doktora ve yüksek lisans tezlerini arayabilirsiniz.

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
23 Ekim 2007

Ben kime güveneyim!

Okumak için başlığa tıklayınız.

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
21 Ekim 2007

Düşmanı bilelim, gerisi kolaydır.

Okumak için başlığa tıklayınız.

Etiketler: , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
20 Ekim 2007

Teknojinin faydaları, zararları

Başlık biraz ödev kokuyor, ama ne yapalım SEO'ya uyması gerekiyordu.
Renkli Blog'a yazdığım yorumdur:


Teknoloji ile neyi kastediyoruz? Yarar ve zarardan ne anlıyoruz?

Sizin yukarıda verdiğiniz örneğe bakarsak balta bir teknolojidir. Teknoloji için insan eliyle üretilen aletler toplamıdır diyebiliriz o halde. Burada bir parantez açarak “icat” ve “keşif”in farklı olduğunu söyleyelim. Mesela, ateş, elektrik, buhar bir keşiftir. Bunları enerjiye dönüştürecek aletler birer icattır.
İmdi insanlığın son 150 hadi 200 diyelim yılda ürettiği teknoloji o güne kadar üretilen teknolojilerin toplamından daha çok (mudur?). Ateşin, demirin keşfi çok, çok eskilere dayanıyor. Ama o insanlar ocaktan ve baltadan başka birşey icat etmeyi akıl edememişler.

Hemen barut akla geliyor. (Türkler mi Çinliler mi icat etti diye tartışılıyor.) Barutun icadından çok asırlar sonra top ve ateşli silahlar icat ediliyor. Kimsenin aklına gelmemiş demek ki insanı arkadan vuracak bir silah veya şehrin surlarını darmadağın edecek bir top icat etmek.
Son yüzyılda ise elektrik keşfedildi. Ve icatlar peşpeşe geldi. Niye peki? Aleksandır Graham Beller, Anştaynlar, Nobeller ve ismi aklıma gelmeyen birçok kişi bizden önceki tembel atalardan bir farkımız olsun deyip hababam çalışmış ve üretmişler, icat etmişler.

Gelelim yarar, zarar meselesine: Taş devrinde yaşayan Fired Çakmaktaş baltayı bilmiyordu, 1453′te İstanbul’un fethine katılan yeniçeri sevgilisi ile cepten mesajlaşmamıştı, rahmetli dedem hiç uçağa binmemişti. Bu insanlar benden daha mı az mutlu idiler?

Arabam 93 model, bilgisayarımda Celeron 300A işlemci var; 2008 model Porşeye binen, bilmem kaç çekirdekli işlemcili, LCD monitörlü bilgisayarı olan delikanlı benden daha mı mutlu ve huzurlu? Eğer öyle ise çalışıp çabalar, dişimi sıkar; ben de onlara sahip olmaya çalışırım.

Köyünde, tarlasında çalışan, koyunlarının peşinde akşamı eden çobanın aklının ucundan geçmiyor çekap yaptırmak. Ya bana ne oluyor böyle, ayağımdaki nasır, dişimdeki çürük neyin nesi bunca teknolojiye rağmen.

Evet, siz söyleyin, teknoloji yararlı mı zararlı mı?

Etiketler: , , ,


Devamı! >>> | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü

Künye

Hakkında
Bağlantılar
İletişim
araba

Katkıda Bulunanlar

avare
boylu
gaye hayat
yoldaş

Yeni yazı eklendiğinde sizi haberdar etmemizi ister misiniz?
E-posta adresiniz:

İstatistikler




Net Günlüğü
arabalar