Hakkında | Bağlantılar | İletişim | Ana Sayfa | Yazıları takip et | Yorumları takip et
Net Günlüğü

Net Günlüğü

Gündeme, hayata, memlekete ve internete bakış... Otomobiller, eğitim, siyaset, müzik, blog ve internet dünyası...

04 Nisan 2008

Blogcu ve para

Son zamanlarda meşhur blogcular, blogdan para kazanma üzerinde kafa yormaya başladılar. Mesele enine boyuna tartışılıyor, yeni görüşler ortaya atılıyor. Çıkış yolları aranıyor. Çıkış yolları dediğimize göre ortada bir girdap var: Blogcularımız para kazanamıyor. Önce konu üzerinde duran yazılardan seçtiklerimizi listeyelim, sonra kendi görüşlerimizi söyleriz.
Sokak şarkıcılarının olmadığı ülkemde blogcu nasıl bağış ister?

Selçuk Hoca - Blogtan Para Kazanmak
Damacana - Tam zamanlı blogculuğa geri dönüş
Wolkanca - Merhaba Wolkanca neden açılmıyor?
Nahnu - Paypal donation yerine SMS üzerinden destek
Güneşin Tam İçinde - Bloglar İçin Yeni Gelir Modellleri
C.E.O YavuzTürkiye de Blogların Durumu ve Sponsorluk

AdSense az veriyor serzenişi

Blogcularımızın genel şikayeti bu. Tabii ki az verecek, az kazandıracak. Gogıl, blogcular para kazansın diye kurmadı ki AdSense'yi... Reklâmverenler, blogcular geçinsin diye Adwords'e para akıtmıyor. AdSense ile blogdan kazanılan paraya para demek için
günlük en az 30 bin kişinin uğradığı bir blog olması gerekiyor. Net Günlüğü'nün bir aylık ziyaretçi sayısı yenice o rakamlara ulaştı. Hal böyle iken kazandığı para limitsiz ADSL ücretini ödemeye ancak yetiyor. Zamanında AdSense, SEO üzerinde fazla durmuş, abartmıştım. Attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değmediğini görünce vaz geçtik. Gelir (!) kaynaklarından kimini eşe dosta dağıttım, kimini sattım, kimini ise kendi haline bıraktım. Evet bu bir itiraftır.

Donation (Bağış) sistemi

Ecnebilerin bloglarında "Bana kahve ısmarlayın, bira söyleyin." tarzında sözlerle bağış (donation) istenirmiş. Bunun benzeri bizde niçin olmasın deniyor. Olmaz efendim olmaz. Çünkü bizde sokak şarkıcıları da yoktur. Evrupo'ya, Amerika'ya gitmişliğimiz vaki değildir şükür. Belgesellerde ve filmlerde görüyoruz, uzun saçlı erkekler, pejmürde kızlar ellerine viyolensellerini, flütlerini alıp, önlerine gitar kılıflarını, şapkalarını açıyorlar ve şarkı söylüyorlar. Onları dinleyenler de ceplerindeki bozuklukları atıyorlar. Biz de bunun adı nedir? Evet, bildiniz, dilencilik. Bizde âşıklar varmış zamanında saz omuzda diyar diyar gezen. Bir ağanın konağına varır, sanatını gösterir. Ağa onu yedirir içirir, bahşişini verir. Batıda blogcu, sanatını sokakta icra eden şarkıcılar gibidir.

Şirketler niçin reklâm vermiyor?

Reklâmdan amaç ürünün tanıtılması, mümkün olduğu kadar çok kişiye duyurulmasıdır. Satış sonraki aşamadır. İmdi blogcularımız diyor ki belli bir konuya odaklanan bloglar oluşursa reklâmverenler için cazip olacaktır. Katılmıyorum. Selçuk Hoca'nın yazısına yazdığım yorumda belirtmiştim. Orada iktibas edeyim.
"Tematik blogların da bir yaraya merhem olacağını düşünmüyorum. Eğitim konulu bir blogunuz olduğunu varsayalım. Öyle blogu günde kaç kişi takip eder? Günlük 5 bin kişi uğrar mı? Hadi 10 bin diyelim. Peki reklamveren 10 bin kişinin uğradığı bir bloga mı reklam verir yoksa 100 bin kişinin uğradığı bir gazete sayfasına, portala, feysbuka mı? Blog, genel olarak ele alırsak internet gazete ve tv arasında bir yerde duruyor. TV’leri düşünelim, sıralı otogaz sistemi üreten firma Kurtlar Vadisi’ne sponsor oluyor, dershane futbol maçına reklam veriyor, Kabak Yelleri dizisine sponsor oluyor. Sokaklardaki, caddelerdeki bilbordları düşünelim. Bilbordlara reklamverenler daha çok mahalleye, semte mi bakıyor yoksa ne kadar çok insan görür diye mi bakıyor?
İş bence ziyaretçi sayısında düğümleniyor."

Ekşi Sözlük, Türkiye'de en çok ziyaret edilen sitelerden biridir. İki üç günde bir uğradığımda siteyi tepeden tırnağa reklâma gark olmuş görüyorum. Üstelik oradaki reklamlara tıklanmıyor. Kimi zaman otomobil, kimi zaman meşrubat, sinema reklamları oluyor. Ekşi Sözlük o reklamları tematik olduğu için değil, çok ziyaretçisi olduğu için alıyor. Gazetelere, Mynet, E-kolay gibi portallara bakın, reklâmlar hedef kitleye mi yönelik yoksa kitleye mi? Gözüm siz algıda seçicilik diye birşey duymadınız mı?

Blogcu ne üretiyor, ne satıyor?

Geçenlerde internetten ucuz bir cep telefonu aldım. Kargonun nerede olduğunu internetten takip ettim. Bulunduğum ildeki şubeye geldiğini öğrenince kapıya kadar gelmesini bekleyemedim. Kargocuya gittim. Paketler kamyondan yeni indiriliyordu. Zamanı boşa geçirmeyelim diye Doktor Bey'den öğrendiğimiz taktiklerle kargodaki görevliyi sorguya çektim. 200 bin nüfuslu bu şehirde günde ortalama 30 paket geliyormuş internet firmalarından. Sayabildiğim kadarıyla 5 büyük kargonun şubesi var burada. Günde en az 100 paket geliyor bu şehre internetten. Herbiri en az 50 YTL değerinde olsa varın siz hesap edin gerisini. Bankaların, alışveriş sitelerinin ziyaretçi sayılarına, Alexa değerlerine bakın. Öyle sanıldığı gibi vatandaşımız internet üzerinden kredi kartı ile alışveriş yapmaya, internet bankacılığını kullanmaya çekinmiyor.
Bilmem anlatabildim mi?

Etiketler: , , , , , , ,


Devamı! >>> | 2 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
09 Mart 2008

Çelik ev fiyatları

İnternet sosyologların işini kolaylaştıracak. Vatandaş ne yer, ne içer; ne giyer, ne düşünür, sayaca bakarak anlayabiliyorum. TV'lerde gördüğünü internette arıyor genellikle. Bu daha önce Damacana'nın da dikkatini çekmişti. Amerika'da yaşanan emlak krizine rağmen bizde ev sahibi olma hayalleri halen devam ediyor.

Çelik evlerin fiyatı

Birkaç firmanın sayfalarına baktım, fiyatlar verilmemiş. Gazete sayfalarında, haber sitelerinde kırıntı mahiyetinde bilgilere rastlıyoruz. Firmalarımız henüz interneti nasıl kullacaklarını, sitelerinde neler olması gerektiğini bilmiyor.
Evdöşe'de yayımlanan bir habere göre çelik evlerin fiyatları 25 bin YTL'den başlıyor.

Etiketler: , , , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
21 Şubat 2008

Axe etkisi, axetkisi.com, aks

Kızlar nerede diye sormuştuk. Sahildelermiş. Aks parfümü sıkan bir erkeğe doğru koşuyorlarmış.
Videolarını daha bi dikkatli seyrettim. Kızları seçerken epey özenmişler. Hepsi ince belli. Ama bu bir kusur. Bizim kültürümüze hitap etmiyor. Şöyle kucak erişmeyen kızlar da olmalıydı. Esmer, siyah saçlı, dehşet bakışlı, kırmızı bikinili kız var ya... Onun memeleri sarkmış biraz.
www.kizlarnerede.com sitesi kampanyanın ikinci ayağı olan siteye, axsetkisi.com'a yönlendirilmiş. Üstelik sitenin hazır olmadığını yazmışlar. Madem hazır değil ne diye açıyorsunuz. Burada reklâmın eleştirisi var.
Benden bu kadar, kızların peşini bırakacağım artık, nerede olurlarsa olsunlar, artık ilgilendirmiyor beni.

Etiketler: , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
13 Şubat 2008

Kızlar nerede?


İnternet hızının kaplumbağayı geçmesi reklâmcıları harekete geçirdi. Ürünlerini tanıtmak için TV'nin yanında internetin verdiği imkanlardan da faydalanıyorlar. Bol videolu, animasyonlu kampanya sitelerine daha çok rastlayacağız.

www.Kızlarnerede.com

Bunlardan biri de www.kızlarnerde.com. Sitenin renkleri bana Coca Cola'yı tenai ettirdi. Kollarını iki yana açmış, kalçasını yana devirmiş kadın silüetini ben bi yerden hatırlıyorum ama çıkaramadım.
-Baba ben okulu bıraktım, dansöz olacağım, diyen kızlarla bir alakası olabilir mi? Vatandaşla röportaj yapılıyor, kadıncağız bikisini alıp gitti diyor. Allah allah, güzellik yarışması mı ki... Videolardan birinde bikinili kızlar sağa sola koşuyorlardı. Sanki ağacın arkasında T. Coşkun abimiz varmış gibi. Her neyse işte kızlarnerde.com burda.

Etiketler: , , , ,


Devamı! >>> | 2 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
11 Aralık 2007

Webiket'i tebrik ediyoruz fakat...


Az önce Webiket'in reklâm gelirlerini kullanıcılarıyla paylaştığını dair bir e-posta aldım.
"Baglantilariniz, yorum ve oylarinizla içerigini olusturdugunuz webiket, olusacak reklam gelirini sizinle paylasarak buyumek istiyor." diyor Webiket. Ayrıntılara baktığımızda "Reklâm gelirlerini paylaşma" sözünün Webiket'in yapmak istediğine uygun düşmediğini görüyoruz. Webiket, reklam gelirlerini değil, reklâm alanlarını paylaşıyor. Yani sitedeki reklâm alanlarında sizin istediğiniz AdSense reklâmı yayımlanacaktır. Reklâm gelirlerini paylaşma deyince ben "Pilli"nin yaptığını anlarım. Webiket sisteminde henüz ortada bir gelir yok, reklâm yayımlanacak tıklanırsa veya gösterilirse para kazanacaksınız. Neyse bu ufak ayrıntı üzerinde fazla durmayalım, daha ciddi sorularım ve eleştirilerim olacak Webiket'e.

Sistem nasıl çalışıyor?


Webiketçilerden sorduğumuz sorulara cevap vermelerini bekliyoruz.
Webiket'e kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapıyorsunuz ve AdSense kimlik numaranızı sisteme kaydediyorsunuz. AdSense numarasını nereye kaydedeceğimi bulmak için epey aradım. Siz aramayın, resimde gördüğünüz "Değiştir" yazan düğmeye tıklamanız gerekiyor.

Webiket'e ilk eleştirim bu olsun, daha rahat ulaşılabilir bir yere, mesela profil sayfasına link koyulabilir.

Reklâm gösterimleri nasıl tespit ediliyor?


Webiket bunu da açıklamış. Özetle diyorlar ki, yazı ekleyin, yorum yazın, yapılan yorumlara cevap verin, oy kullanın. Bunları yaptığınız zaman "reklam puanı" kazanırsınız diyorlar. Peki kaç puan kazanacağım? Maalesef bunun cevabı yok. Hangi etkinliğe kaç puan verildiği açıklanmamış. Dahası kaç puan kazandığınızı yani kaç reklâm gösterimine hak kazandığınızı göremiyorsunuz. Bu konularda daha şeffaf olmalarını beklerdik.

Reklâmlar nerede gösterilecek?


Webiket sayfalarında. Gösterilen reklâmların %70'i üyelerin, %30'u Webiket'in oluyor. Bu şöyle bir sorun ortaya çıkarıyor. Bilindiği gibi AdSense sayfa içeriğine göre reklâm yayımlıyor ve her içeriğin değeri aynı değildir. Misalen benim reklâmlarım otomobil konulu sayfada yayımlanırken, bir başka üyenin reklâmı müzik konulu bir sayfada yayımlanabilir. Bu bir dengesizlik ve adaletsizlik doğuruyor.

AdSense Sözleşmesine uygun mudur?


AdSense sözleşmesinde bir sayfada sadece bir hesaba ait reklâmın yayımlanacağı belirtilmiştir. Webiket de bunu söylüyor, böylesine bir yayımcılık için AdSense haberdar edilmiş midir, buraya AdSense yayımcı numaralarını veren kişiler bir risk alıyorlar mı? Bu soruların cevabını Webiket'in açıkça vermesi gerekiyor.

AdSense'den banlanma riski var mı?


Ya da bu soruyu şöyle soralım: Webiket'te yayımlanan reklâmlara ben tıklayabilir miyim? Cevap evet ise şöyle bir mesele daha ortaya çıkıyor: Ya tıkladığım reklâmlar benim hesabımla yayımlanıyorsa... Bilindiği gibi kendi reklâmınıza tıklamanız yasaktır. Webiket sayfalarında tıkladığım reklâmların benim hesabım üzerinden yayımlanıp yayımlanmadığını nereden bileceğim? Webiket, sistemlerine kendi kullanıcı adım ve şifremle giriş yaptığımda benim hesabıma ait reklâmları göremeyeceğimi taahhüt edebiliyor mu?

Kazanmak mümkün mü?


Bence pek mümkün görünmüyor. Sebebi ise yukarıda söylediğim kendi reklamına tıklama kaygısıdır. Türkçe sosyal imleme siteleri yabancı benzerleri gibi içerik keşfetmek için kullanılmıyor. Daha çok webmasterlar, blogcular sitelerine ziyaretçi çekmek ve backlink almak için kullanıyor. Türkçe sosyal imleme sitelerinin site trafiğine de fazla bir katkısının olmadığını gördüm. Bu sebepten başta Blograzzi olmak üzere sosyal imleme sitelerinden el çekmiştim.

Webiket'in bu reklâm alanı paylaşımı ise yukarıda saydığım sebeplerden ötürü şimdilik ilgimi çekmiyor. Webiketçiler yukarıda sorduğumuz sorulara tatminkâr cevaplar verebilirlerse, sorunları düzeltirlerse katılmayı düşünüyorum. Evet, Webiketçilerden cevap bekliyoruz.


Kısacası gelir paylaşımı ya da ortak reklâm yayını konusunda henüz tatminkâr adımlar atılmış değil. Bu konuda "pilli"den daha iyi bir alternatif görülmüyor. Hemen belirteyim, pilli'ye üye değilim ve oradan herhangi bir gelir elde etmiyorum. Sadece sistemlerinin güzel olduğunu belirtmek istiyorum. Bu konuda adım atacak olanlar, pilli, flixya sistemini iyice gözden geçirmeliler.

Etiketler: , , , , , , , ,


Devamı! >>> | 6 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
10 Kasım 2007

Youtube Atatürk reklamı, İş Bankası yutub

Reklâmla ilgili düşüncelerimi daha sonra yazacağım. Şimdilik reklamı seyredin.


Etiketler: , , , , , ,


Devamı! >>> | 3 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
01 Kasım 2007

Feysbuk ve maynet arkadaşım

Blogcular arasında feysbuk üzerine yazmak moda oldu. Feyzbuk kullanımına dair bilgi verenlerden tutun da feyizbuk'un Türkler tarafından keşfedilmesine içerleyip "aman orası da kirlenecek" diye sızlananlar var.
Askerlikte "Arkadaşlar birbirimizle irtibatı koparyalım" deyip çareler düşünmüştük. Asker arkadaşları olarak adres bilgilerimizi ve telefonlarımızı bir kağıda yazıp çoğaltmıştık, şimdi o kağıdı nereye koyduysam bulamıyorum.
Anlattıklarım geçen asırda olan şeyler değil, yakın bir tarihten yani 2002 senesinden bahsediyorum. Bazılarımızın kendisine ait sitesi vardı, e-posta adreslerimiz vardı, Mynet Arkadaşım sitesi vardı.
Feysbook'un sunduğu hizmetin benzerini en az beş sene önce sunan Mynet Arkadaşım niye tutulmadı? Bunun sebepleri üzerinde durmak lazım. İşte aklıma gelenler:
Mynet internetten kız tavlamak isteyen çaylaklara hitap ediyor.
  • Mynet hedef kitlesini seçemedi, yukarıdaki resimde görüleceği üzere internet kafeye gidip kız tavlamak isteyen çaylakları kendine hedef seçti.
  • Feyizbuk'un çok iyi bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Üniversite öğrencileri ile yola çıkıyor, yani interneti kullanan ve ileride kullanacak olan kitle ile. Mynetimiz ise farkında olmadan, okuldan kaçan liselileri hedef seçti kendisine.
  • Mynet, internetin televizyonlaştığının farkına varamadı. Televizyonlar bedavadır, bedava müzik dinler, bedava film seyredersiniz. Bunlar için sizden para istemezler. Mynet ise tüm hizmetlerini ücretsiz sunmak yerine premium üyelik diyerek milletten kuruş kuruş toplayarak kazanmaya çalıştı.
  • Küçük düşündü Mynet, beynelminel denebilecek bir alanadı (domaini) varken dünyaya açılmayı başaramadı. Feyzibuk başlangıçta yerelmiş, Harvırd Üniversitesi öğrencileri ile başlamışlar, sonra diğer üniversiteler ve dünya...
  • Feyisbuk çok da orijinal bir fikir değil, benzerleri çok çok önceden vardı. Peki bu kadar tutulmasının sebebi ne olabilir? Bence kullanıcıları dolayısı ile tutuldu. Kullanıcılarımız bunlardır, biz farklıyız, kaliteliyiz mesajını verdiler.

Feyisbook'un benzerleri, taklitleri, yerli versiyonları mantar gibi türüyor. Benzeri faaliyete kalkışacak olanlara bir alanadı önereyim. Bu öneri için bağış yapılmasını istemiyorum. İşte henüz kiralanmamış olan bomba alanadı: vefakar.net

Etiketler: , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
29 Ekim 2007

Blogger'da yazı içerisine reklam yerleştirilmesi

Google AdSense, sitenizin içeriğine uygun reklam yayımlamayı taahhüt ediyor. Size kalan ise reklâmı ziyaretçiye gösterebilmek, okutturmak. Şayet reklâm ziyaretçinin ilgisini çekerse tıklayacaktır ve siz de para kazanacaksınız.
Gazetelerde haberler ve diğer yazılar yayımlanırken başlıktan başka kutu içerisinde yazının özeti sayılabilecek dikkat çekici cümleler kullanılır. Okuyucu yazıyı okumaya başlamadan önce o kısmı görür, ilgisini çekerse yazıyı okumaya devam eder.
AdSense reklâmlarını bu şekilde yayımlarsanız dikkat çekecektir.
Bu yöntem resim, video ağırlıklı siteler için pek uygun değildir. Daha çok uzun yazıların yayımlandığı içerik tabanlı siteler için uygundur. Örnek olması için hazırladığım lazer epilasyon İzmir sayfalarına bakabilirsiniz. Ana sayfada reklâm solda iken alt sayfada (İzmir'de lazer epilasyon ya da İzmirli kızların güzellik sırları) reklâm sağdadır.
Gelelim bunun nasıl yapıldığına. Öğrenmek veya yazıyı okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor. Bağış yapmayanlar yazıyı okumasınlar. Bağış yapmadan yazıyı okuyanlara hakkımı helal etmiyorum.

Güncelleme:Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır.
Yazı burada okumak isteyenler tıklasın.

Etiketler: , , , , , , , ,


Devamı! >>> | 2 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
10 Ekim 2007

İçerik hırsızlarına karşı bir tedbir

Sitemizin yazarlarında Boylu'nun hazırladığı İslami Oteller, Tesettür Oteller, İslami Otel sitesi bir hırsız tarafından kelimesi kelimesine çalındı. Hırsızımız bir harf dahi değiştirmeden siteyi indirip yayımlamış. İşin kötüsü hırsız Google aramalarına Boylu'nun sitesinin üstüne çıktı. Bu türden hırsızlıklara karşı Blogger'da, en azından hırsızların işini zorlaştıracak bir yöntem bulduk:

Bu anlattıklarımız yeni Blogger yani XML şablon kullananlar içindir. Klasik şablon için kullanımını da Damacana.org'nin anlatmasını bekliyoruz:)
Şunları yapıyoruz:
  • Şablon>>>HTML'yi Düzenle>>>Widget Şablonlarını Genişlet seçeneğini işaretli olsun.

  • Firefox'ta iken Ctrl+F tuşlarına basın.
  • <p><data:post.body/></p>satırını bulun.
  • Bu satırın sonuna şu kodları yapıştırın:
  • <b:if cond='data:blog.pageType == "item"'><br/> &#169; <small><i>Bu metin ilk olarak <a expr:href='data:post.url'><data:post.url/></a> adresinde yayımlanmıştır.</i></small></b:if>
  • Şablonu kaydedin.


Bu yöntemle hırsızın işini biraz olsun zorlaştırmış oluyoruz. Hırsızlar, siteyi indirdikten sonra bu kodları tek tek silmek zorunda kalacaklardır.

Etiketler: , , , , ,


Devamı! >>> | 1 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
30 Eylül 2007

AdSense kazancınız

AdSense, internet yayımcılarının ve blogcuların esas amacı haline geldi. Forumlarda, bloglarda AdSense'den başka birşey konuşulmuyor. AdSense patlaması yaşanıyor nette. İşin garibi, AdSense kurallarını bile okumadan bu işe kalkışanlar var. Ol sebepten konuya son kez değiniyorum. Bu benim son AdSense yazım olacaktır.
Adsense kazancınız şunlara göre değişir:
Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor.
Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır.
Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.

Etiketler: , , , , , , ,


Devamı! >>> | 3 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
18 Eylül 2007

Yeni site kuracaklara sektör önerileri

Damacana.org'ye cevaben:
Eğer yapabiliyorsan İngilizce bir blog derim. Biraz sabredersen ve blogu hergün güncellersen Gogıl ziyaretçi gönderiyor. Öyle İngilizce makale yazacağım falan diye uğraşmana da gerek yok. Mesela, Türk tatlıları resim sergisi olabilir, kadın fotoğrafları(flikir sağolsun) olabilir. Ne bileyim köpek ırkları, vahşi hayvan resimleri...

Eğer Türkçe bir site diyorsan hedef kitlen kadınlar olsun derim. Çünkü onlar reklamlara daha çok tıklıyorlar. (Tecrübe ile sabittir) Bir de etkileşim sağlarsan, bir de firmalardan ufak tefek numune, hediye sağlayabilirsen kadınların uğrak yeri olan bir siteye sahip olursun. Etkileşimden kastım yorum, fikir alışverişidir. Bakın tartışma demiyorum, çün kadınlarla tartışmaya girilmez:) Sektör olarak, bebek bakım, güzellik, makyaj, giyim, moda... olabilir.
Başarılar...

Etiketler: , , , ,


Devamı! >>> | 1 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
11 Eylül 2007

İnternette dizi film çılgınlığı

T
elevizyonların dizi film bereketi internete sıçradı. Daha dizi filmler yayımlanmaya başlamadan onlar hakkında peşpeşe siteler açılıyor. Sosyal imleme sitelerinde, forumlarda karşımıza çıkıyor siteler.
Hepsi birbirine benziyor. Üstte dizinin adı, televizyon adı,
oyuncular... Bol bol anahtar kelime. Dizinin bölümlerini içeren Youtube videoları, özetler, oyuncuların resimleri... En altta toplist bannerları ve diğer dizi sitelerine linkler. Tüm bunlar tek bir şey için: Google Adsense reklamları.
Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor.
Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır.
Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.

Etiketler: , , , , , ,


Devamı! >>> | 3 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
09 Eylül 2007

Erdoğan, sen ne yaptın? 5 yıldız mı alacaksın?

Aileniz için bir site yapmayı düşündünüz mü? Dede, nine, anne, baba, çoluk çocuk, akrabalar, eş dost... hepsinin yer aldığı bir site. Fotoğraflar, hatıralar, düğün, sünnet videoları... Güzel olurdu. Peki böyle bir siteye kimler uğrardı? İlk evvela o sitede ismi geçenler değil mi? Sonra onların tanıdıkları, onları tanımak isteyenler... Yolu düşenler... Peki böyle bir siteyi duyurmak için internette reklâm verir miydiniz?
Uzaktaki, yakındaki, eski yeni dostlarınızla haberleşmek için AdWords'u kullanabilirsiniz.

Google'nin AdWords reklam ağında belli kelimeleri hedefler miydiniz? Cevapları duyuyorum. Ama yapanlar var.

Resimde de görüleceği üzre Erdoğan'dan ve zevcesinden bahsediyorum. Erdoganhaticeyildiz.com'a ziyaretçi çekmeye çalışıyorlar. Peki ama niye? Siteyi kurma sebeplerini şöyle açıklamışlar. "bizde bu siteyi uzakta,yakında kısaca arkadaşlarımıza daha yakın olabilmek için kurduk umarım sıkılmamışsınızdır." (İmla hataları bana ait değildir.) Uzaktaki, yakındaki, eski yeni dostlarınızla haberleşmek için AdWords'u kullanabilirsiniz. Bu orijinal fikrinden dolayı Google bunlara iş bile teklif edebilir.

Gördüğüm kadarıyla "Erdoğan" ve "Hatice" kelimelerini hedeflemişler.


Muhtemelen bu yazıyı okuyanlar, evli ve çocuk düşünmeyen çiftimiz eğer vazgeçmezse , o reklamı görecekler yazının başında. Sitelerine özellikle link vermedim. Reklâm amacına ulaşsın. Bu yazının yazıldığı saatlerde sitelerine -şayet sayaç doğru ise-
henüz 38 kişi uğramış.

Umarım bu masumca bir girişimdir.

Etiketler: , , , , , , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
23 Ağustos 2007

Süper Teklif ile uğraşmaya değmez.

Daha önce bir yazımızda Süper Teklif'ten kazanan var mı? diye sormuştuk. Cevabını yine kendimiz aradık ve kazanmanın çok ama çok zor olduğunu gördük. Süper Teklif Nedir başlıklı yazıda sistemin zayıf yönlerini, nasıl işlediğini ayrıntılı görebilirsiniz.
Yarım milyon insandan sadece 39 kişi para kazanmış.

Gezdiğim internet sitelerinin neredeyse yarısında Süper Teklif benzeri sistemler tanıtılıp tavsiye ediliyor. Mail oku kazan, ankete katıl kazan, tıkla kazan, gez kazan, ara kazan... vs. Maksat kendisine alt üye kazandırabilmek. İlk sorduğum soru şunlar oluyor hemen. Sen kazandın mı? Ne kadar zamanda ne kadar kazandın? Kazandı isen neyin karşılığında kazandın, ne kadar vakit ayırdın?

Şurada yazdığına göre Süper Teklif 06 Nisan 2007'de yayına başlamış. Buradaki haber ise 5 Temmuz 2006 tarihli. Bir yıldan fazla bir geçmişi var Süper Teklif'in. Peki bu kadar zamanda kaç kişi üye olmuş Süper Teklif'e: Burada yazıldığına göre üye sayısı 570.000'i aşmış.
Şimdi sıkı durun, kazananlara geçiyoruz. Bu beş yüz yetmiş bini aşkın üyeden sadece 39 kişi para kazanmış. 39 kişi aralarında 38.500 YTL'yi paylaşmış. Kişi başı 1000 YTL'ye yakın para ediyor. Nisan 2007'yi başlangıç kabul edersek 4 ayda 1000 YTL. Fena para değil.

Süper Teklif alt üyelerle çalıştığı için bu 39 kişi kazanmaya devam edecektir. Resimde görüldüğü gibi Cafer Ü adlı şahıs 10 binden fazla kişiyi Süper Teklif'e bulaştırmış. Kendisini tebrik ediyoruz.
Bu kadar üyenin içinde 39 kişi kazanmış. Matematiksel ifadelerle konuşacak olursak her 10 bin üyeden biri bile kazanamamış.

Buradan hareketle bazı varsayımlarda bulunalım. Süper Teklif, başlangıçtaki kadar olmasa da üye sayısını arttıracaktır. Ama üyeler kazanamadıkça yani o 39 kişiden biri olmadıkça Süper Teklif'e sırtlarını döneceklerdir. Haliyle reklamveren Süper Teklif'e yanaşmayacaktır. Kısacası Süper Teklif'in sonu yakındır. Süper Teklif ailesi kazandı, olan bizim değerli vaktimize oldu. Laf aramızda biz de üye olduk oraya, hakkında ciddi ciddi araştırmalar yaptık. Değmez efendim değmez...
Prefabrik Evler

Etiketler: , , , ,


Devamı! >>> | 3 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
16 Ağustos 2007

Blogculuk ve ahlak

İnternette bir kural vardır: "İlk gelen alır"
Bir zamanlar domainler (internet adresi veya alan adı diye çevirebiliriz) büyük paralara satılıyordu. Artık, şirketler, futbolcular, mankenler, türkücüler, arabeskçiler, dönmeler, delikanlılar nette yerlerini aldıkları için domain pazarı eskisi gibi hareketli değil.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor.

Eskiden, çok değil 5-6 sene evvel, daha Google interneti bu kadar ele geçirmemişken, internete bağlanmak için modem sesi duyarken, çoluk çocuk cahil cühela internete yunuslama dalmamışken, tarayıcılarda Google'nin arama çubuğu yerine adres satırı kullanılırken domainler önemliydi. Com, net, org nisbeten anlamına uygun kullanılırdı. Edu, gov, mil uzantılarını kimin kullanıdığını internete girenler bilirdi. Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlarda kendimize göre siteler yapardık. Kimi zaman Frontpage ile kimi zaman Notepad ile. Değişen çok şey oldu zaman içinde ama değişmeyen ve değişmeyecek olan birşey var: Sitelerin ziyaretçiye olan ihtiyacı. O zamanlar da sayaç kullanırdık sitelerimizde. Arama motorlarından www.xxxx.com yazarak sitemize gelenler olmazdı.
Daha önceki bir yazımızda blog ziyaretçileri üzerinde durmuştuk. Net Günlüğü'nün sayacına baktığımda ziyaretçilerin % 90'ın Google üzerinden geldiğini görüyorum. Gelenler aradıklarını bulabiliyorlar mı o ayrı bir mesele ve ayrı bir yazı konusu. Google'nin ziyaretçi göndermesinin sebepleri malum. Blogger'ın Google tarafından torpilli olması, SEO ve gündemi takip etmem. Şayet Net Günlüğü, eski bir site olsa idi, Page Rank değeri 4 veya 5 olsa idi ziyaretçi sayısı iki katına çıkardı. Çünkü Google, PR değeri yüksek sitelere arama sonuçlarında öncelik veriyor. Bir sitenin PR değeri yüksekse ve sık güncelleniryorsa o siteye daha sık uğruyor Google ve orayı sık indeksliyor. Google'nin Net Günlüğü'ne bazen birkaç gün bir uğramadığı da oluyor, her gün uğradığı da oluyor. CNN gibi büyük ve sık güncellenen sitelere her 10 dakikada bir uğrar. Yani Google'ye yazıyı ilk indeksleten kazanır.
Türk blogcular arasında yaygın olan ve tasvip etmediğim bir davranış görüyorum: Bir blogda gördüğü yazıyı (beğenmesi şart değil, ziyaretçi getireceğini bilmesi yetiyor) tırnak işareti içinde kendi blogunda kaynak göstererek aynen yayımlamak. Söz konusu yazı ilk önce PR değeri düşük ve Google'nin az uğradığı bir blogda yayımlandı ise Google onu görmeyecek ve yazının alıntılanarak yayımlandığı sayfayı arama sonuçlarında öne çıkaracaktır. Bkz. Seo icat oldu, mertlik bozuldu.
Kaynak gösterilirek dahi olsa yazıların bu şekilde çoğalması internetin çöplük haline gelmesine yol açıyor. "Falancanın sitesinde gördüğüm bir yazıyı buraya alıntılıyorum" demek yerine o yazıya birşeyler katarak, karşı çıktığı katıldığı yönleri yazarak yazıyı işaret etmek daha erdemli bir davranış olacaktır. Çünkü o yazı bir ay önce matbu yayımlanan, arasan da bulunamayacak bir gazetede değil, bir kelimede milyonlarca sonucun sıralandığı Google'den yola çıkılarak ulaşılabilecek bir yerdedir, kısacası bir tık uzaktadır.
Bilmem işi gücü blog olanlar, renkli blogcularımız, beyn'ini özetini bloga akıtanlar, fikir bozanlar, acemiler bu konuda ne düşünürler?

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Devamı! >>> | 5 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
10 Ağustos 2007

Alışveriş siteleri

İnternetteki alışveriş sitelerinin kapısından içeri girdiğimiz dükkanlardan, mağazalardan farkı yoktur benim gözümde.
Müşteriye gereken kolaylığı sağlamayan, gerekli bilgileri vermeyen dükkanda durur musunuz?
Çok sık olmasa da internetten alışveriş yapıyorum. Geçen yaz teketek.com'dan bilgisayar koltuğu almıştım. Teketek'in iddialı söylemi ve müşteri temsilcilerinin gerek online gerek telefondaki tavırları hoşuma gitmişti. Siteyi sık kullanılanlara eklememe rağmen aklımda kaldı. Yine bir alışveriş yapma ihtiyacı hasıl oldu. Teketek.com'a bakayım dedim. Ne göreyim bir de. Bir alışveriş sitesinde AdSense reklamları var. Şurada, sayfanın ortasına doğru bakın. Evet, evet bilgisayar satan bir firma dükkanında rakiplerinin reklamını yayımlıyor. Anlaşılan o ki satışlardan pek kazanamıyorlar ve AdSense yayımcılığına başlamışlar. Reklamları düzgün yerleştirilmemiş :)
Türkiyenin en iyi ve bağımsız blogcusu Wolkanca'nın tavsiyesi üzerine bu siteyi kendi domainim ile yayımlamaya karar verdim. Şimdi ismini bile unuttuğum bir yabancı siteden netgunlugu.com'u almaya niyetlendim. Sitenin dili İngilizce. Eh, alışveriş yapacak kadar İngilizcemiz var lakin vakit darlığından ve sebatsızlıktan başarısız olduk. Domaini alamadık. Hikaye uzun: Sitede ödemeyi kredi kart ile yaptım. Domain alacağım site beni Google Checkout'a yönlendirdi ve parayı oraya ödemiş olduk. Lakin ödemeyi yapmamıza rağmen domaini alamadık. Yekun fazla tutmadığı için üzerinde durmadım. İleride daha geniş zamanlarda uğraşırım, demiştim. Aradan geçen birkaç hafta içinde Google parayı kredi kartıma iade etti. Kur farkından dolayı 0,5 YTL kadar da kar etmiş oldum :) Lakin uyanığın biri netgunlugu.com'u bu arada almış. Hayırlı olsun, güle güle kullansın.
Devam edeceğiz.

Etiketler: , , , , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
29 Temmuz 2007

İnternetten para kazanma yolları II

Bu sefer lafı uzatmadan basitten zora doğru sıralayacağım. Basitten zora doğru az kazançtan çok kazanca doğru demek oluyor.
Devamını okumak için Kızılay'a veya Mehmetçik Vakfı'na veya Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 YTL bağış yapmanız gerekiyor.
Bağış yapanlar e-posta (Gmail olması gerekiyor) adreslerini bu yazıya yorum yazarak bize bildirirse yazıyı okuyabilirler.
Not:E-posta adresleriniz gizli tutulacaktır.
Yazıyı okumak için başlığa tıklayın.

Etiketler: , , , , , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
21 Temmuz 2007

Seçim, reklamcılık ve CHP'nin kandırılışı

Yazının tamamını okumak için başlığa tıklayınız.

Etiketler: , , , , ,


Devamı! >>> | 2 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
15 Temmuz 2007

Süper Teklif'ten kazanan var mı?

Ciddi bloglarda linklerini görmeye başladım Süper Teklif'in. İlk çıktığında haberim olmuştu fakat ciddiye almamıştım. Hâlâ ciddiye alıyor değilim. Mail oku, kazan, üye kazandır kazan şeklinde çalışıyorlar. 500 bine yakın üyesi olmuş. Birkaç arkadaşım da üye olmam için mail gönderdi. Fakat hiç vakit ayırmadım. Eğer bir kazananı duyar ya da görürsem düşünür ve okuyucularıma tavsiye ederim. Yorumlarınızı bekliyorum.
Ödeme yapılması için 100 bin puan toplamanız isteniyor, anlattıkları gibiyse 100 bin puan öyle kolay kolay toplanacağa benzemiyor. 100 bin puan 100 YTL demekmiş, sanırım bir senede ancak bu puana erişilir. Ayrılan (bana göre kaybolan demek) zamana yazık.
SüperTeklif'in bir de blogu var. Kendi domainlerini kullanmak yerine Blogger'ı tercih etmişler, biz de Blogger kullanıyoruz ama SüperTeklif gibi bir faaliyete bunu yakıştıramadım.
Renklibir, bana göre daha güçlü ve ciddi bir alternatif.
Prefabrik Evler

Etiketler: , , , ,


Devamı! >>> | 2 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü
10 Temmuz 2007

Alexa'da yükselmek

İnternet sitelerinin trafiğini kontrol eden bir site Alexa.com. Verileri her ne kadar sağlıklı ve güvenilir olmasa da reklamverenler ve reklam şirketleri alexa.com verilerini dikkate alıyorlar. Alexa'da yükselmek için yapılması gerekenler varmış. Onlardan sadece birini yaptım. Şu kodu siteye ekledim:
Bakalım netice alacak mıyız?
Alexa'da Türkiye sıralamasını şu sayfadan görebilirsiniz. Henüz ilk 1,5 milyon içine girememişiz hedef ilk 50 bin:)

Etiketler: , , , , , , , , ,


Devamı! >>> | 0 Yorum var | Yorum gönder | E-postayla Gönder! | Net Günlüğü

Önceki Yazılar

Sairlerin hayati, siir dinle
Hayvanlı, ilginç atasözleri
5 Temmuz ehliyet sınav yerleri
Görkem için
Hezarfen Ahmet Çelebi arabasını noterde satamayaca...
Yutube kapalı, ttnet video verelim!
İtina ile yazım yanlışları öğretilir*
Gece gündüz kanal d dizi izle, fragman
Yasaklı Youtube giriş yöntemleri
Bilimsel makale ve tez nasıl hazırlanır?

Arşiv

Nisan 2007
Mayıs 2007
Haziran 2007
Temmuz 2007
Ağustos 2007
Eylül 2007
Ekim 2007
Kasım 2007
Aralık 2007
Ocak 2008
Şubat 2008
Mart 2008
Nisan 2008
Mayıs 2008
Haziran 2008
Temmuz 2008

Yönetici için

Şablonla oyna | Yeni Yazı Gönder | Yazıları düzenle | Yorumları yönet | Ayarlar | Müzik Ekle
website counter
E-posta adresinizi yazın, sitemiz güncellendikçe size haber verelim.
E-posta adresiniz:
Net Günlüğü
Katkıda Bulunanlar: avare | boylu | gaye hayat | yoldaş |