29 Mart 2008

Şimdi talebelik yapmakta, ödev hazırlamakta ne var! Giriyorsunuz
Gogıl'a aradığınızı, çıkan sonuçlardan birkaç tanesine bakıyorsunuz. Sayfaya şöyle bir göz gezdirmek yetiyor, yazıcıdan çıktısını aldınız mı
ödeviniz tamamdır. MEB'in bu ödev üzerinde acilen durması gerekiyor, yoksa kopyala yapıştırcı bir nesil türeyecek.
Bloguna karaladığı herşeye makale diyen blogcularımız var.
Adına
SEO denilen taktik ve tekniklerle Gogıl'da üst sıralara çıkmak mümkündür. Ödev arayan öğrencimiz
medya okur yazarı olmadığı için karşısına çıkan her bilgiyi doğru sanabilir.
Makale kelimesinin kullanımı bunun güzel bir örneğidir. Bir yazı türü olarak makale bir görüşü, bir düşünceyi savunmak, çürütmek, kanıtlamak amacıyla yazılan yazılara denir. Genellikle bilimsel nitelik taşır makaleler. Blogcularımız arasında bloga yazılan her yazıya makale deniyor. Makale adını taşıyan alan adlarındaki yazılara baktığınızda onların makale olmadığını görebilirsiniz. Böyle giderse makalenin tanımını ve niteliklerini yeniden ortaya koymak gerekecek.Makale örnekleri
Makalede belgeler, yapılmışsa araştırma sonuçları, karşı düşünceler... yer alır. Ve okuyucu ikna edilmeye çalışılır. Bu nitelikleri taşıyan bir makalenin güzel bir örneği var önümüzde. Makalenin başlığı: (ç)Alıntılama Sanatında Zen! Yazarı: Süleyman Sönmez Önce bu konuda niçin yazdığını söylüyor, sonra konuyla alakalı kanunları gösteriyor, ilgili kaynakları sıralıyor, gerektiği yerde alıntılar yapıyor.
Güneşin Tam İçinde'de makale niteliği taşıyan daha bir çok yazı var. İşte onlardan bazıları:
Etkili İletişim ve Sunum Teknikleri
Renklere Hükmedenler ve Renk Pazarlama Grubu
İlkyardımını önemi
Her yazdığına çekinmeden "makale" diyenlere, bir makale nasıl olmalı, nasıl yazılır diye soranlara Güneşin Tam İçinde'ye uğramalarını salık veririz.
Etiketler: avare, blog, blogcu, deneme, edebiyat, eğitim, internet, linkler

|
E-postayla Gönder! |
23 Mart 2008

Edebî türleri birbinden ayrılması zordur. Roman ve hikâye, deneme ve fıkra, sohbet ve günce... birbirinden nasıl ayrılıyor? Bu gibi sorular edebiyat teorisyenlerinin başını ağrıtmaya devam ederken diğer sanat ve meslek dallarının nevileri de edebiyata sokuluyor.
Tiyatro metinleri göstermeye dayalı edebi metinler adıyla edebiyat kitaplarına giriyor, gazetecinin uğraşı olan haber yazıları, fıkra, röportaj ve mülakat öğretici metinler adı altında tasnif ediliyor. Esasında dil malzemesi ile vücut bulan her yapıt (eser diyemiyorum) edebiyatı alakadar ediyor denmeye getiriliyor.
Kimi zaman bu türler birbiriyle karıştırılıyor. Fransızca bir kelime olan röportaj rapor kökünden geliyormuş. Bir gazeteci okunacağını düşündüğü bir olayın üzerine gider, olay mahallini fotoğraflar, olayla uzaktan veya yakından ilgisi olan kişilerle görüşür. Elde ettiği verileri, kendi yorumlarını da yazarak bir yazıya dönüştürür. İşte bu röportajdır.
Mülakatta kişinin tipine, arkasına bakılır ve ensesinin kalınlığı ölçülür.
Mülakat ise görüşme anlamına geliyor. Kişiler kurumlara girerken veya işe alınırken mülakata tabi tutulurlar. Soyu sopu, siyasi görüşü, dayıları öğrenilir, tipine bakılır, arkası sağlam mı diye bakılır ve ensesinin kalınlığı ölçülür. Bu mülakattır. Edebî anlamda mülakat şöyle olur zannımca: Soru sormayı, insanları konuşturmayı beceren bir kişi, karşısına aldığı kişiyle konuşur. Onları ses kayıt cihazlarıyla veya görüntü kayıt cihazlarıyla veya kalem kağıtla kaydeder. Sonra bunları yazıya geçirir ve bir gazetede veya dergide veya blogda yayımlar. İşte bu mülakattır. Bu bilgiler şuradan ve şuradan ve havsalamızdan derlenmiştir.
Mülakat örnekleri
Size ilgiyle takip ettiğim blogdan bahsedeceğim. Bence o blogda yazılanlar bir mülakat örneği. Yazarı bir doktor, bloga Hastalardan Öğrendiklerim adını vermiş Doktor Bey. "Klavye üretir, fare tüketir" diyen Doktor Bey, arşivden gördüğümüz kadarıyla 2005'ten bu tarafa yazıyor. Yazılarını fotoğraflarla süslüyor, mevzu ile alakalı müzikler koyuyor. RSS okuyucuya Doktor Bey'in yazısı düştüğünde arkama yaslanıp keyifle okuyor, yeni şeyler öğreniyorum.
Etiketler: avare, deneme, edebiyat, linkler

|
E-postayla Gönder! |
29 Kasım 2007

Edebiyat kitaplarındaki gezi yazısı örnekleri size hitap etmiyor mu? Cenap'ın Hac Yolunda adlı eseri, Haşim'in Frankfurt Seyahatnamesi ya da Falih Rıfkı Atay'ın eserleri okunmaya değer güzel seyahatnamelerdir. Zikrettiğimiz bu eserler gezilecek yerleri tanımak, seyahate çıkmadan önce mekanlar hakkında bilgi almaktan çok Türkçenin tadına vararak okunacak eserlerdir. Görsel yönü bulunmaz, ki gerek de yoktur. Müelliflerin tasvir gücü görsel malzemeye lüzum hissettirmiyor.
İnternette, bloglar arasında filizlenen bir edebiyat var. Bir seyyahın blogunu duyurmak istiyorum sizlere.
Sandaletli Seyyah Bora Bilgin kendisini şöyle tanıtıyor: 38 yaşında bir doktorum. Evliyim, bir oğlum var.18 yaşıma girdiğim yıldan beri otostopla geziyorum .Bazen bisikletle gezdiğim de oluyor. Yavaş yavaş bu blogda yillardir gezdiğim yerleri, Tayland'dan Suriye'ye,Gökçeada'dan Diyarbakir'a paylaşmayi planliyorum.
Sandaletli Seyyah gezi yazılarını kendi çektiği fotoğraflarla süslüyor ve yazıları okurken size müzik dinleme imkanı da sunuyor. Sizin için seçtiğim iki gezi yazısı örneği:
Küba
Kartal Kayaları
Etiketler: avare, deneme, edebiyat, gezi, linkler, tatil

|
E-postayla Gönder! |
28 Eylül 2007
Bu sayfada yer almak için yazıya yorum yazarak başvuruda bulunabilirsiniz.
DamacanaRenkliBlogGüneşin Tam İçindeSelçuk HocaYalaziTekmetokatMafiaMax BlogTeyyare.orgİndir
Levent Dal
Altı Üstü Tasarım
Çalışamayanların Tek İlacı
Ayyaş Blog
elimkolum.com
Burcu Doğan
Arama Rehberi
Didikle.com Arama Motoru
Blogger Destek
Deastrilsion
Etiketler: avare, internet, linkler

|
E-postayla Gönder! |